AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, "Bir
tarafta Datça-Bozburun, bir tarafta İstanbul merkezi yarımadasında
inşaatlar devam ediyor, 'sit alanları tahrip ediliyor, tarih yok
ediliyor' şeklinde propaganda başladı. Hani Gezi olaylarının yıl
dönümüne yakın bir zamana geldik ya onu besleyecek, kışkırtacak şekilde
bazı yayınlar yapılıyor, biz bunun farkındayız" dedi. Çelik, AK
Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) hayatını kaybeden kaanat önderlerinden Şeyh
Nazım Kıbrısi'ye Allah'tan rahmet, sevenlerine başsağlığı dileyerek
başladı. Türkiye'nin gündeminde ne varsa
onları değerlendireceğini, gündemin cumhurbaşkanlığı seçimine
kilitlendiğini, bazı siyasi partilerin ittifak arayışı ve çağrıları
bulunduğunu belirten Çelik, "Biz de bu seçime ittifak yaparak gireceğiz, o ittifakın nasıl olacağını sizlere açacağım" dedi. "Sessiz sedasız bir devrim yapıldı" Geçen hafta TBMM'den çok ama çok önemli bir kanun geçtiğini, sessiz,
sedasız bir devrim yapıldığını ifade eden Çelik, Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu ve Medeni Kanun'da yapılan değişikliklere ilişkin kanun tasarısının TBMM'den geçtiğini anımsattı. 1926 yılından beri
Türkiye'nin çok önemli bir ihtiyacı ve baştan beri yanlış olan bir
meselenin düzeltildiğini kaydeden Çelik, "Ben şahsen büyük bir
memnunluk, büyük bir messurluk duyuyorum" diye konuştu. Çelik,
Türkiye'nin bir tarım ülkesi olduğunu, nüfusun 17-18 milyonunun tarımdan geçindiğini, 6,5 milyon kişinin tarımda doğrudan istihdam edildiğini, 3 milyon işletme bulunduğunu belirterek, AK Parti iktidara geldiğinde
Türkiye'nin dünyanın 11. ülkesi olduğunu, 12 yıllık AK Parti iktidarında Türkiye'nin dünyanın 7, Avrupa'da ise 1. sırada bulunduğunu anlattı. Türkiye'nin AK Parti iktidarında 23 milyar dolarlık tarımsal üretim
değerinden 62 milyar dolarlık üretim değerine ulaştığını ifade eden
Çelik, TBMM'den geçen kanunla ilgili medyada hiç bir olumlu haber
çıkmamasını da eleştirdi. Hüseyin Çelik, Türkiye'deki 30 milyon
hektarlık tarım arazisinin yaklaşık 40 milyon ortağa bölünmüş vaziyette
ve 20 milyon dönüm arazinin ekonomik değerini kaybetmiş, ekmeye -
biçmeye değer görülmediği için atıl vaziyette bekletildiğini belirterek, ABD'de tarımsal işletmelerin ortalama bin 810 dönüm, İngiltere ve kıta
Avrupasında yaklaşık 500 dönüm ile 200 küsur dönüm oranında, Türkiye'de
ise bu durumun 59 dönüm olduğunu anlattı. Türkiye'deki tarım
arazilerinin parçalı durumundan dolayı yıllık kaybın 17 milyar Türk
lirası olduğuna işaret eden Çelik, çiftçilere yapılan yıllık tarımsal
desteğin 2 katı kadar paranın kayba uğradığını kaydetti. 2005
yılında Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı yasasıyla tarım arazilerinin 10 dönümden az olmaması kararı alındığını, 2007'de bunun 20 dönüme
çıkarıldığını ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi de arazi bölünmesini kesinlikle ortadan kaldıran bir yasal düzenleme
yapıldı. Avrupa, gelişmiş ülkelerde bu konu yıllar önce halledilmiş. 9
yıldır çalışması süren bir konu. 2005 yılından beri kademe kademe
bununla ilgili yapılması gerekenler yapıldı. 1961 ile 2002 yılları
arasında 40 yılda, 450 bin dönüm toplulaştırılmış, AK Parti iktidarında 4 milyon dönümün toplulaştırılması bitirildi. 2,5 milyon dönümün de
toplulaştırılması bu sene içinde bitirilecek. Bölünmeyi engellerseniz,
bir daha toplulaştırma için milyonlarca lira harcamaya gerek kalmayacak. Bu kanun köyden kente göçü düzene sokacak. 20 milyon dönüm atıl
arazimiz bundan sonra ekilip – biçilecek. Türkiye, kendisini ve
çevresini besleyecek tarım potansiyeline sahiptir, bu da bu kanunla
bence çok iyi değerlendirilmiştir. Tarım kesimi bizim en yoksul olan
kesimdir, işletme büyüklülüğü, verimliliği son derece önemlidir. Bundan
sonra Türkiye'de bu güzellikleri birlikte umut ediyorum ki göreceğiz." CHP ve MHP'ye teşekkür Hüseyin Çelik, kanunun hazırlanmasında emeği geçen başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker'e
teşekkür ederek, düzenlemenin yasalaşmasında, TBMM'de destek veren CHP
ve MHP'ye de teşekkür etti. "Bu işin sahibi AK Parti
hükümetidir ama CHP ve MHP bu kanuna destek vermiştir" diyen Çelik,
"BDP'ye teşekkür edemiyorum, çünkü onlar komünist ve sosyalist
gelenekten gelen genlerinden dolayı buna destek verememiştir. Yıllar
yılı sol bu memlekette 'toprak ekenin-biçenin, su kullananın' dedi ama
bunun sadece sloganını attılar, lafını ürettiler. Onlar sloganları
atmaya devam etsin, biz bunu hayatı geçiriyoruz, bunun pratiğini
yapıyoruz" diye konuştu. Datça Bozburun'daki imar düzenlemesi Çelik, Datça Bozburun'daki imar düzenlemesine ilişkin gazetelerde de
yalan, yanlış haberler yer aldığını ifade ederek, "Bir tarafta
Datça-Bozburun, bir tarafta İstanbul merkezi yarımadasında inşaatlar
devam ediyor, 'sit alanları tahrip ediliyor, tarih yok ediliyor'
şeklinde propaganda başladı. Hani Gezi olaylarının yıl dönümüne yakın
bir zamana geldik ya onu besleyecek, kışkırtacak şekilde bazı yayınlar
yapılıyor, biz bunun farkındayız" değerlendirmesinde bulundu.
Datça'da 9-10 yıldan beri yapılan bir hazırlık bulunduğunu, 2005'ten
beri 1/25 binlik çevre düzeni planı yapıldığını belirten Çelik, şöyle
konuştu: "Datça-Bozburun özel çevre koruma bölgesinde bulunan 17 köyün 5'inde imar planı yapılmış, geriye kalan 12 köyle ilgili olarak
2B ve sit alanlarından dolayı yapılamamış. Tabiat varlıkları ve kültür
varlıkları kurullarının verdiği kararlar beklenmiş, bu kararları esas
alan 1/25 binlik çevre düzeni imar planı Çevre ve Şehircilik
Bakanlığınca yapılıp, askıya çıkmıştır. Buna itirazlar olabilir, bunlar
gelecek, Bakanlık yetkilileri bu itirazları değerlendirecek, itirazlar
haklıysa onların haklılığı doğrultusunda revizyonlar yapılacak ama haklı değillerse Bakanlık kendi yaptığı programın aslına sadık kalacak ve
kesinleştirecek. Bu yapılırken oradaki kamu kuruşlarının, STK'ların,
köylülerin görüşleri alınmış, kırsal kalkınma, ekolojik denge, tabi
güzellikleri yok etmeme, balıkçılık, sit alanları göz önüne alınarak bir plan hazırlanmıştır." Datça-Bozburun'daki imar düzenlemesine
ilişkin yapılan haberlerin olumsuz olması için belli medya gruplarının
CHP'li Datça Belediye Başkanından görüş almak istediklerini belirten
Çelik, fakat belediye başkanının "bu bizim ihtiyacımızdır, halkımızın
ihtiyacıdır, uzun zamandır yapılmasını beklediğimiz düzenlemedir, buna
karşı çıkmak doğru değildir" beyanlarında bulunduğu için bu ifadelerin
basında yer almadığını söyledi. Çelik, "Bu işin bilimsel olmayan bir tarafını birileri getirsin, göstersin en önce biz müdahil oluruz.
Çevre, yeşil, tarih duyarlığı, denizlerin temiz olması kimsenin
tekelinde değil, biz herkesten daha hassasız" diye konuştu. "Gezi'de bu denendi ve bunun modası geçti" Başbakan Erdoğan'ın geçen yıl dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan
Bayraktar ile sahilleri dolaştığını ve sahillerin yağmalanmasını
göstererek, görüntü kirliliğine yol açan yapıların kaldırılması talimatı verdiğini hatırlatan Çelik, "Bizden önce yapılan tahribatları biz
düzeltmeye çalışıyoruz. Şimdi 'çevre, yeşil gibi masum bir konudan yola
çıkarak acaba taraftar bulabilir miyiz' çabasındalar. Gezi'de bu denendi ve bunun modası geçti. ODTÜ yolunda da aynı şey yapıldı, şimdi en çok
ODTÜ yolunu kullananlar CHP'liler, direk CHP Genel Merkezi'nin önünden
geçiyor, onlar da biliyorsunuz Mamak da oturmuyorlar çoğunlukla Oran'da
oturuyorlar. Hemen şak CHP Genel Merkezinin önünde, eğer o yol CHP Genel Merkezinin önüne değil de AK Parti'nin önüne çıksaydı 'AK Parti'ye özel yol yaptılar diyeceklerdi" ifadelerini kullandı. Çelik, Turgut
Özal döneminde yapılan oteller olmasaydı Türkiye'nin turizmde söz
sahibi, 39 milyar dolar turizm gelirine sahip bir ülke olamayacağına
dikkati çekerek, "Turizm, Türkiye'nin hayati öneme sahip bir gelir
kaynağıdır. 5 yıldızlı otel yapılacaksa yapılacak ama çevre tahrip
edilmeden, yeşil katledilmeden, görüntü kirliğili olmadan.'‘İstanbul
merkezi yarımada da inşaatlar yapılıyormuş', Allah Allah ilk defa mı
duydunuz, ilk defa mı şahit oldunuz? Elbette yapılacak, merkezi
yarımadada, sur içinde inşaat yapılmayacak mı? Ama yapıldığı zaman da….
Gerçekten tarih katlediliyorsa hep birlikte karşı çıkalım ama bu
'istemezükcü' tavrı bir tarafa bırakalım" diye konuştu. Çiçek'in Engin Alan teklifi Toplantıda, gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, "Meclis Başkanının dün
bir teklifi oldu, Engin Alan ile ilgili. AK Parti olarak partinin
teklifle ilgili duruşu, yaklaşımı nedir?” şeklindeki soru üzerine
şunları kaydetti: "Meclis Başkanımızın bu teşebbüsünü iyi
niyetli, çözüm arayışı olarak değerlendiriyoruz, saygıdeğer olarak
buluyoruz, üzerinde konuşulmaya değer buluyoruz ama AK Parti, bu
konudaki görüşünü, tavrını çok önceden belirlemiştir. Birisi ile ilgili
hüküm kesinleşmişse burada yapılabilecek bir şey yoktur. Bu Engin Alan
da olabilir, Sebahat Tuncel de olabilir. Bu konudaki tavrımız nettir.” "Muhalif basınımız teröristin gazeteci olanını çok seviyor" Freedoom House'un yayınladığı raporu değerlendiren Çelik, "Bizim
muhalif medya zevken dört köşe oldu, 'oh be en kötü bizmişiz. Daltonlar
var ya, en kötü benim. Vay be biz ne kadar kötüymüşüz, bizim için düğün
bayram vesilesidir' diyenler var. Sevindirik olanlar var" diye konuştu. "Türkiye basın özgürlüğü konsunda her şey pirpak mı, her şey dört
dörtlük mü? Ben böyle bir iddiada bulunmuyorum" diyen Çelik, şöyle
konuştu: "Ancak basın ve özgürlük kelimelerini yan yana
getirirken niçin sadece basın siyaset ilişkisini konuşuruz, niye medya
ve patron ilişkisini konuşmayız? Niçin medya ve sermaye ilişkini
konuşmayız, niçin medya ve emek ilişkisini konuşmayız? Burada beni takip eden arkadaşların önemli bir kısmının dandik maaşlar aldığını
biliyorum. Sendikal haklardan mahrumlar, sosyal güvenceden mahrumlar,
her an kapının ağzına konabilirler. Niçin bunları hiç sorgulamıyorsunuz? Sonuç itibarıyla niçin medya iş takibi üzerinde durmuyoruz. Basın
özgürlüğünden, bağımsızlığından söz ederken bunlar üzerinde niye
durmuyoruz? Türkiye’de de arızalar var mı, var." Cezaevinde olan gezetecilerin de terör örgütü üyeleği gibi suçlardan dolayı
yargılandığını ifade eden Çelik, "Dağdaki, bağdaki marangoz,
demirci eğer eline silah alır da terör örgütüne katılır veya terörizm
propogandası yaparsa o teröristtir, tescillidir, affı söz konusu
değildir, gereği yapılır. Ama nedense bizim AK Parti'ye muhalif olan
basınımız teröristin gazeteci olanını çok seviyor" diye konuştu. "Gazeteciler kutsal mıdır, dokunulmaz mıdır?" Şu anda hükmü kesinleşmiş 18 kişinin cezaevinde bulunduğunu dile getiren Çelik, şunları kaydetti: "Yargı bunun terörist olduğuna karar vermiştir. Bunun ezici çoğunluğu
PKK’lıdır, DHKP-C'si var. Devam edenler var. 11’i de yine bunlara
mensuptur. Gazetecilik yaptığı için içeride kimse yok. Bir öğretmen suç
işlediği zaman, terörizme bulaştığı zaman, 'Kardeşim öğretmenlerden ne
istiyorsunuz' diyor musunuz? Doktor, organ nakli konusunda yolsuzluk
yaparsa, içeri atılırsa bu doktorlardan ne istiyorsunuz diyor
musunuz? Gazeteciler kutsal mıdır, dokunulmaz mıdır? Gazeteciler,
teröristlik yaparsa teröristlikten yargılanır. 50 defa açıklanmasına
ragmen Freedom House, kimin ağzına bakıyor? Daha çok Türkiye'de onların
maalesef borazanlığını yapanlar var. Karşılıklı olarak birbirini
besliyorlar. Adalet Bakanlığı, defalarca içerideki gazetecilerle ilgili
açıklamalar yaptı ama üzülerek ifade edeyim, bizim medya da bunu
görmemezlikten geldi. Siz görmemezlikten gelirseniz Freedom House, haydi haydi görmemezlikten gelir. Onun için kendi ülkemiz alehine bir durum
olduğu zaman sevindirik olmayalım. Almanya Cumhurbaşkanı, buraya gelip
Türkiye aleyhine bir şey söyledi, 'Oh be... Biz ne kadar kötüymüşüz,
Almanya Cumhurbaşkanı, bizim kötü olduğumuzu söyledi, yaşasınlar.' Bu
vatanperverlik değildir. Bu ülkesini sevmek değildir." Kimse heveslenmesin Bahçeli'nin, "Başbakan eğer aday olursa derhal başbakanlıktan istifa etmelidir"
şeklinde ifadesi olduğunu anımsatan Çelik, "Sayın Başbakan, bu emrini
duydu, emirlerinizi derhal yerine getirir. Genel seçime giderken
Başbakan, başbakanlıktran istifa ediyor mu, yok. Mahalli seçimlere
giderken ediyor mu, etmiyor. Peki görev başındaki belediye başkanı,
seçimlere giderken ‘ben belediye başkanlığından ayrılayım. Bu haksız
rekabete yol açar. Dolayısıyla ben bu işi bırakayım’ diyor mu? Hayır.
Kanunlar diyor mu, böyle bir şeyi? Hayır. Böyle bir maskaralık olamaz.
Şimdiden böyle bir tartışma çok gereksiz tartışmadır. Sayın Başbakan,
aday olursa AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak bu seçime
girecektir. Kimse boşuna başka şeylere heveslenmesin." "Tuzu kurular CHP'ye oy veriyor" "Efendim bak gördünüz mü? Yine beyaz Türkler vergiyi veriyorlar' demeye başladılar, iyi de demek ki onlar daha çok kazanıyorlar" diyen Çelik,
sözlerini şöyle sürdürdü: "Şimdi, demek ki sizin 'o hükümetin
yandaşı' vesaire, 'aslanları, kaplanları' dediğiniz yarışta kendileri
çok önde giden o insanların henüz kıyısına bile ulaşamamış. Şu da çok
önemli, dikkat edin arkadaşlar sosyal demokrat olduğunu, fakirin
fukaranın yanında olduğunu söyleyen CHP, Kadıköy'den, Bakırköy'den oy
alıyor, Beşiktaş'tan, Ataşehir'den oy alıyor ama Sultanbeyli,
Sultançiftliği, Bağcılar'dan oy alamıyor, AK Parti alıyor. Ankara'da
Çankaya'dan, Çayyolu'ndan alıyor. Altındağ'dan oy alamıyor. Niye?
Sarıyer'de, Bakırköy'de, Beşiktaş'ta, Moda'da, Fenerbahçe'de villalarda
oturan insanlar CHP'ye oy veriyor. Tuzu kurular CHP'ye oy veriyor. 35
kişi de adını beyan etmemiş. Vergi Usül Kanununa göre insanlar isterse
ne kadar vergi verdiğini saklayabilir. Bu insanların çoğu bir eliyle
verdiğini diğer el görmesin, sevap yaptığınız zaman en hayırlısı
kimsenin bilmemesidir... Devlete sevap olsun diye vergi vermiyor,
devlete vergi vermek bir sevap bir hayırseverlik değil. O bir hak ve
yükümlülüktür. O sizin yapmanız gereken birşeydir." Adının
açıklanmasını istemeyen vergi rekortmenlerinin genellikle büyük arazi
sahipleri, büyük kira gelirlerine sahip kişiler olduğuna işaret eden
Çelik, "Kimse bana bulaşmasın' deyip, bunu gizli tutan Vergi Usül Kanunu da buna müsaittir. Dolayısla, AK Parti döneminde şu zengin edildi bu
zengin edildiği iddialarının kof bir yalandan ibaret olduğunu ifade
etmek isterim. Bu memlekette ister Koç, ister Sabancı, ister Doğan,
ister Şahenk, ister Zorlu kim kazanırsa taş üstüne taş koyarsa, kim
vergisini verirse, bu ülkede katma değer oluşturursa o bizim için güzel
şeyler yapıyor, saygı değerdir" diye konuştu.
AA
AA


















