Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin hiçbir zaman bölgede
dış bir askeri müdahaleye davetiye çıkarmadığını, hiçbir zaman ve hiçbir dönemde savaş çağrısı yapmadığını belirterek, "Sadece kimyasal
silahların devrine dayalı bir çözümü, kesin ve mutlak bir çözüm olarak
görmek, göstermek, Suriye rejimine 'kimyasal silah dışında hangi aracı
kullanırsanız kullanın, ne kadar insanı öldürürseniz öldürün, bir
müeyyide görmeyeceksiniz' gibi bir mesaj iletmekse, bu barışı getirmez"
dedi. İkili temaslarda bulunmak üzere Türkiye'de bulunan
Nikaragua Dışişleri Bakanı Santos Lopez ile bir araya gelen Davutoğlu,
görüşme sonrasında düzenlenen ortak basın toplantısında gündeme ilişkin
soruları yanıtladı. "ABD'de emekli
istihbarat mensuplarının, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın, Suriye'deki
muhaliflere kimyasal silah temin ettiği yönündeki iddiaları içeren
raporu ve ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün son açıklamaları"
hakkındaki değerlendirmesinin sorulması üzerine Davutoğlu, Türkiye'nin,
kimyasal silahlar ve kitli imha silahları konusunda bütün
uluslararası konvansiyonlara ve sözleşmelere taraf olduğunu ve bu konuda en titiz uygulamaları yapan ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Şu anda kimyasal silahların yasaklanması örgütünün başında da bir Türk
diplomatı olarak eski müsteşar yardımcısı Ahmet Üzümcü'nün bulunduğunu
anımsatan Davutoğlu, "Dünyanın her yerinde, biz sadece kimyasal ve
biyolojik silahların değil, nükleer silahların da kaldırılması için
kampanya yürütmekte olan bir ülkeyiz. Sayın Üzümcü, bu örgütün başına
geldiğinde de bölgemizde Suriye, İsrail, Mısır gibi bu örgüte üye
olmamış, bu örgütün faaliyetlerine katılmamış ülkelerin, katılması için
neler yapılması gerektiğini de konuştuk. Çok açık ve net söylüyorum,
kimyasal silah bir insanlık suçudur, kim buna bulaşmış olursa, kim bu
silahları temin etmişse, kullanıyorsa, insanlık suçu işler ve her türlü
en sert uluslararası hukuki müdahale ne ise ona da muhattap olur.
Türkiye'nin bırakın böyle bir şeye herhangi bir şekilde tedariki
konusunda yardımcı olması gibi bir hususu, böyle bir tedarike müsamaha
edilmesine bile rızası yoktur" ifadelerini kullandı. Davutoğlu, kimin, ne gerekçeyle olursa olsun, kimyasal silah konusunda
mütereddit davrananlar dahi, ileride insanlık vicdanında muhakeme
edileceklerini belirterek, "Bu yönde haberler çıktıktan sonra, bazı Rus
basınında yer aldı, sayın Lavrov'la son görüşmemizde, Petersburg'da,
kendisine de ifade ettim, hiçbir Rus yetkilisinden, dostumuzdan böyle
bir şey duymak istemeyiz, elinizde varsa bir şey getirsin ama böyle
şüpheler üzerinde konuşmak doğru değil" dedi. Türkiye'nin
tutumunun net ve açık olduğuna işaret eden Davutoğlu, kimyasal silah
kullanımının, tedarikinin, herhangi bir projesinin hepsinin insanlık
suçu olduğunu ve Türkiye açısından bu net tutumun her konu, her taraf
için de geçerli olduğunu kaydetti. Suriye'nin kimyasal silahları teslimi Davutoğlu, Suriye'nin kimyasal silahlardan arındırılması yönündeki
girişim konusunda ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Rusya Dışişleri
Sergey Lavrov'la yaptığı görüşmelerde, "Hep, kimyasal silahlar bir
ülkeden temizlenecekse, bu olumludur. Nereden olursa olsun, bir gram
kimyasal silah bile, Halepçe'de gördük, yeryüzünden kalkacaksa bunu biz
destekleriz" dediğini belirterek, şöyle devam etti: "Ama iki
soruya da cevap vermek gerekir. Bir, geleceğe dönük olarak bu adım
atılırken, geçmişe dönük olarak bu kimyasal silah kullanımından doğan o
büyük insanlık faciası konusunda, o mazlumların hukuku konusunda o
ailelere kim, ne, uluslararası toplum ne cevap verecek, müeyyidesi
nedir, bunun bir müeyyidesinin olması lazım. Nasıl Miloseviç, Saddam, bu müeyyidelere taraf olmuşsa, bugün uluslararası toplum kararlı bir
şekilde uluslararası hukukun uygulanmasına özen göstermesi lazım. İkinci olarak kimyasal silahlarla öldürülen 1700 kardeşimiz nasıl bir can
taşımış ise toplarla, scud füzeleriyle, hava bombardımanıyla öldürülen
100 bin kardeşimiz de aynı canı taşıdırlar, aynı zulme maruz kaldılar.
Sadece kimyasal silahların devrine dayalı bir çözümü kesin ve mutlak bir çözüm olarak görmek, göstermek, Suriye rejimine, 'kimyasal silah
dışında hangi aracı kullanırsanız kullanın, ne kadar insanı öldürürseniz öldürün, bu bir müeyyide görmeyeceksiniz gibi bir mesaj iletmekse', bu
barışı getirmez. Barışı getirecek olan, bizim hep söylediğimiz çok
kararlı bir şekilde Suriye rejiminin bu saldırılarının, suçlarının
durdurulmasına yönelik adım atılmasıdır." Davutoğlu, BMGK'nın
daha Suriye'de ölümler bu aşamaya gelmeden, mülteciler sorunu böylesine
komşu ülkelerin iç düzenlerini dahi etkileyecek boyuta ulaşmadan,
milyonlarca mülteci hareket etmeden bir araya gelmiş ve bu soruna bir
çözüm bulmuş olmasının temenni edildiğini belirterek, bugün eğer 2,5
sene sonra, 100 bin insan ölmüşse, milyonlarca insan mülteci durumuna
düşmüşse, bunun sorumlusunun, bu baskıyı uygulayan rejim ve bu baskı
karşısında malesef vaktinde gerektiği adımları atamayan uluslararası
toplum ve BMGK olduğunu kaydetti. Türkiye'nin kimyasal silah saldırısı
konusunda son olarak, yine en net ve açık tavrı sergileyen ülke olduğunu ifade eden Davutoğlu, "Yanı başımızda çocuklar, kadınlar kimyasal
silahlarla, hepimizin yüreğini dağlayan o görüntüler içinde
katledilirken, uluslararası tolumun bu konuda sesiz kalması mümkün
değil" dedi. "Savaşı durdurun diyoruz" Türkiye'nin hiçbir zaman bölgede, dış bir askeri müdahaleye davetiye
çıkarmadığını, hiçbir zaman, hiçbir dönemde savaş çağrısı yapmadığını
belirten Davutoğlu, fakat uluslararası toplumun hep bu konuda adım
atmaya çağrıldığını ve bu konularda da adım atılmadıkça nasıl büyük
mezalimler olduğunun da geçmişte görüldüğünü söyledi. Davutoğlu,
bunların durdurulması için Türkiye'nin çağrıda bulunduğunu
belirtirken, "Bu bir savaş çağrısı değildir, aksine, sürmekte olan ve
yüzbinlerce insanın ölümüne sebep olmuş olan, milyonlarca insanın
mülteci durumuna düşmesine sebep olan savaşı durdurun diyoruz, savaşı
başlatın demiyoruz. Savaşı durdurun, şu ana kadar savaşın durdurulmamış
olmasının bedelini, Suriye halkı ve komşu ülkeler ödedi. Artık yeter
diyoruz. Ne yapacaksanız yapın, BM olarak bu savaşı durdurun" dedi. Bu savaşın durdurulmasının, rejimin yaptığı zulmün durdurulması
anlamına geleceğini kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin tutumunun net ve
açık olduğunu bir kez daha vurguladı. Diğer kavramsal konulara girmek
istemediğini ifade eden Davutoğlu, "Artık bu savaş durdurulmalıdır. Ve
bu savaşta masum insanların can kaybına yol açan o büyük insanlık
suçları kesinlikle uluslararası hukuk nezdinde, gerekli müeyyideye tabi
tutulmalıdır. Yöntem konusunda tartışırız ama kimse, bu kimyasal
silahlar ve diğer katliamlar konusunda mazur gösterici, rejimi bundan
sonra cesaretlendirici bir tutum benimsenmesini kabul edemez" dedi. aa
Günden Yansıyanlar
13 Eylül 2013 - 13:47
Güncelleme: 13 Eylül 2013 - 14:47
Kimyasal silah devrine dayalı bir çözüm barışı getirmez
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Sadece kimyasal silahların devrine dayalı bir çözümü, kesin ve mutlak bir çözüm olarak görmek, göstermek barışı getirmez" dedi.
Günden Yansıyanlar
13 Eylül 2013 - 13:47
Güncelleme: 13 Eylül 2013 - 14:47
İlginizi Çekebilir


















