İsrail ve Filistin yönetimi arasında 3 yıl önce barış
müzakerelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olan yasa dışı
Yahudi yerleşimciler sorunu barış umutlarını bir kez daha tehdit ediyor. İsrail'in 5 milyonu aşkın Filistinli mültecinin durumunu da hesaba
katarak yaptığı planlar, barış sürecinin önündeki en büyük
engelleri oluşturuyor. ABD'nin arabuluculuğunda 30
Temmuz'da Washington'da barış müzakerelerine başlayan İsrail ve Filistin tarafı, çarşamba günü Kudüs'te Amerikalı yetkililerin de katılımıyla
ikinci görüşmelerini yapacak. Ancak İsrail kabinesi, görüşmelerden hemen 3 gün önce Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da bin 200 civarında yeni konut
inşası için ihale açma kararı aldı. Konutlardan 793'ünün Doğu Kudüs'te,
394'ünün Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde inşa edileceği bildiriliyor. Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki konutların Har Homa, Gilo, Pisgat Zeev,
Beytüllahim, Maaleh Adumim, Efrata ve Beitar Ilit bölgesinde olacağı
açıklandı. İsrail hükümetinin kararı karşısında Filistin tarafı
soğukkanlılığını korumaya çalışırken, süreci sabote edilmesi
olasılığından kaygı duyuluyor. Nitekim, barış görüşmeleri eylül 2010'da
yine İsrail tarafının yasa dışı Yahudi yerleşimlerini genişletme
faaliyetleri nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Filistin tarafı da
uzun süredir, müzakerelere başlanması için yerleşim yerlerinin inşasının askıya alınmasını talep ediyordu. ABD yönetimi İsrail'in
yerleşim yerleri konusunda geçen ay hız kazanan ve devam
eden hazırlıkları için geçen cuma yaptığı
açıklamada, faaliyetlerin meşruiyetini kabul etmediğini bildirmişti.
Ancak 31 Temmuz'da bir Beyaz Saray yetkilisi konuyla ilgili
değerlendirmesinde, "ABD'nin itirazlarına rağmen, İsrail'in yeni
yerleşim yerleri inşasının sürmesini beklediklerini" dile getirmişti. 9 ay içinde nihai statü anlaşması imzalanması hedeflenen İsrail-Filistin
müzakerelerinde, sorun İsrail'in 1967 sınırlarına çekilmeyi kabul
etmemesinde düğümleniyor. Kudüs'ün doğusunun Filistinlilere bırakılması, Filistin devletinin tanınması ve nihai sınırları, Kudüs ve Batı
Şeria'daki yasa dışı Yahudi yerleşimleri, 5 milyonu aşkın Filistinli
mültecinin dönme hakkı ve iki devletli sistemde güvenlik meselelerinin
düzenlenmesi sorunları görüşmelerin can alıcı noktalarını oluşturuyor. Batı Şeria'da ve Kudüs'te 1967 savaşından sonra sayıları giderek artan
Yahudi yerleşimlerinin varlığı İsrail iç kamuoyunda büyük bir
hassasiyetle ele alınırken, Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkının
kabul ettirilmesi de Mahmud Abbas yönetimi için büyük bir sınav
niteliğinde. Barış sürecinin kesintiye uğradığı 2010'dan sonra
sayıları hızla artan Yahudi yerleşimcilerin sayısının yarım
milyonun üzerinde olduğu ve bu sayının İsrail’in toplam Yahudi nüfusunun onda birine denk geldiği belirtiliyor. Yarım asırdan fazladır
mülteci statüsünde yaşayan, 5 milyonun üzerindeki Filistinli'ninse üçte
biri komşu ülkelerdeki kamplarda zor şartlarda yaşam mücadelesi
veriyor. Yarım asırdır topraksızlar İsrail tarafı, 1948 savaşından sonra BM'nin Filistin topraklarını iki toplum
arasında paylaştıran taksim planında elde ettiğinden fazlasıyla devletin kuruluşunu ilan ederken, bölgedeki Arapları da zorunlu göçe tabi tuttu. Gerek savaşın yarattığı olumsuz koşullar gerek İsrail'in savaş
öncesinde ve sonrasında uyguladığı politikalarla özellikle Hayfa,
Akra, Tiberiyas, Bet Şean gibi şehirlerde Arap nüfusun yüzde doksanı
topraklarını terk etti. Savaş sırasında, Tel Aviv-Kudüs
hattında yerleşik 70 bin Filistinli, Operasyon Danny olarak
adlandırılan hareketle göçe tabi tutulurken, Mısır ve Ürdün sınırı başta olmak üzere çeşitli bölgelerde yapılan İsrail operasyonlarıyla 700
binin üzerinde Filistinli mülteci konumuna düştü. Sorunlarına
yarım asrı aşkın süredir çözüm bulunamayan Filistinli mültecilerin
sayısı, 1948'den beri doğal nüfus artışıyla yükseldi. Dördüncü kuşak
Filistinliler de yaşamlarını mülteci olarak sürdürüyor. Filistin Merkezi İstatistik Birimi'ne göre, sayıları 5,3 milyon olan mülteciler başta
Ürdün, Lübnan ve Suriye olmak üzere komşu Arap ülkelerinde yaşıyor. BM Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu (UNRWA) da halen Batı Şeria, Gazze, Kudüs
ve çevre ülkelerde milyonlarca Filistinliye hizmet sağlıyor. UNRWA,
1950'de hizmet vermeye başladığı 750 bin kayıtlı Filistinlinin sayısının 5 milyonu bulduğunu bildiriyor. Yine UNRWA'nın kayıtlarına
göre, Filistinli mültecilerin yüzde 17'si Batı Şeria'da, yüzde
24'ü Gazze'de yaşıyor. Kayıtlı mültecilerin yüzde 40'ı Ürdün'de, yüzde
10'u Suriye'de, yüzde 9'u ise Lübnan'da bulunuyor. Mültecilerin üçte
birinden fazlası da ekonomik ve sosyal şartları kötü, aşırı kalabalık,
altyapıdan mahrum toplam 58 farklı resmi mülteci kampında yaşamlarını
sürdürüyor. Yasa dışı yerleşimler BM kararlarına rağmen devam etti İsrail, 1967 savaşının ardından 1948 öncesinde de kısmen uyguladığı,
Filistinlilerin yoğun olarak yaşadığı bölgeleri adım adım "işgal" etme
ve buralara Yahudi yerleşimleri oluşturma politikasını çeşitli planlarla sistematik hale getirdi. Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs’te yaşayan
Filistinlileri zorla bölgeden çıkarma politikası izleyen İsrail, diğer
taraftan da gelecekte "Yahudi yerleşimleri" adını alacak oluşumların ilk pilot uygulamalarını başlattı. BM Güvenlik Konseyi, 21
Mayıs 1968'de aldığı 252 sayılı kararla, İsrail'in Kudüs'ü ilhakını
"hükümsüz" kabul eden, Kudüs'ün statüsünü değiştirmeye yönelik adımların derhal feshedilmesini, bu tarz yeni girişimlerden vazgeçilmesini
öngören BM Genel Kurulu 2253-2254 sayılı kararlarına uymamasından ötürü
kınadı. Yine BM Güvenlik Konseyi'nin 3 Temmuz 1969 tarihli, 267
sayılı kararıyla İsrail'in, "düzeni sağlama" ve "bölge sakinlerine
şehrin entegrasyonu yoluyla hizmet etme" gibi gerekçelerle yerleşkeler
inşa etmesi, "Kudüs'ün statüsünü değiştirmeye yönelik girişim" olarak
tanımlandı. Aynı kararda, İsrail'in askeri fetih yoluyla toprak elde
etmesinin kabul edilemez olduğu, İsrail'in BM kararlarına hiç saygı
göstermemesinin esefle karşılandığı belirtildi. Kudüs'ün statüsünü
değiştirmeye yönelik, toprakların kamulaştırılması ve üzerlerine konut
yapılması gibi her türlü yasal ve idari kararın "geçersiz" olduğunun
kaydedildiği kararda, İsrail, acilen Kudüs'ü ilhak için aldığı kararları iptal etmeye çağrıldı. İki devleti çözümün önündeki engel: Planlı Yahudi yerleşimleri Filistinlilerce, ileride ortaya çıkabilecek Filistin devleti veya iki devletli bir yapı
ihtimalini ortadan kaldırmak için belli bir plan çerçevesinde hareket
etmekle suçlanan İsrail, 1967'de iktidardaki İşçi Partisi Başbakan
Yardımcısı General Yigal Allon'un önerilerinden oluşan Allon Planı'nı
uygulamaya koydu. Büyük oranda hayata geçirilen Allon Planı'na
göre, Batı Şeria'nın, Ürdün nehri ve Ölü Deniz boyunca uzanan
kısmı ilhak edilmeli ve Batı Şeria'nın kuzey-güney ekseni boyunca, Ürdün vadisine bakan yüksek kesimlere Yahudi yerleşkeleri kurmalıydı. Ayrıca, Kudüs'ü çevreleyecek şekilde inşa edilecek Yahudi yerleşkeleriyle de
Doğu Kudüs'te yaşayan 110 bin Filistin'linin kuşatılacak, Batı Şeria'ya
doğru genişlemeleri engellenecekti. BM'nin ve uluslararası toplumun çeşitli kınama ve uyarılarına rağmen Allon Planı, Başbakan
İzhak Rabin'in güvenlik danışmanı Ariel Şaron'un ellerinde nihai şeklini aldı. Şaron Planı'na göre, Batı Şeria'nın batısı boyunca Cenin'den
Beytüllahim'e uzanan hat boyunca yerleşkelerden oluşan bir kuşak
oluşturulacaktı. Şaron Planı aynı zamanda Batı Şeria'daki yeni
yerleşkeleri Ürdün vadisine bağlayacak doğu-batı yönünde yeni bir
karayolu inşa edilmesini öngürüyordu. Beş yıllık kapsamlı planda
yerleşimcilerin Batı Şeria'daki Filistin nüfusunun hem arasına hem de
etrafına yerleştirilmesi öngörülüyordu. Bu plan, sonraki
hükümetler döneminde kuzeyde Cenin, Tulkarim, Kalkilya ve Nablus, ortada Ramallah ve Kudüs'ün kenar mahalleleri ve güneyde Beytüllahim ve
El-Halil olmak üzere Batı Şeria'nın üçe bölünmesiyle sonuçlandı. Üç yıl önce kesintiye uğrayan Filistin-İsrail görüşmeleriyle yapımına hız
verilen Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da bulunan 220 yerleşim biriminde
yaşayan yerleşimcilerin yarım milyonun üzerinde olduğu ifade edilirken,
bu sayının İsrail’in toplam Yahudi nüfusunun onda birine denk geldiği
belirtiliyor. Ayrıca, Yahudi yerleşimciler konusu, özellikle
Ramallah ve Kudüs'te Filistinlilerle yerleşimciler arasında çıkan
"şiddet" ve "gerilim" haberleriyle sık sık gündeme geliyor. aa
Dünya
12 Ağustos 2013 - 15:37
İsrail'in hesapları barışı zora sokuyor
İsrail'in yeni konutlar inşa etme kararı iki gün sonra başlayacak barış görüşmelerini sıkıntıya soktu.
Dünya
12 Ağustos 2013 - 15:37
İlginizi Çekebilir


















