Dun; bolgemizdeki savas hircinligindan, catismaya odakli senaryolardan soz etmis, herkesin, her ulkenin guvenlikten ekonomiye kadar butun politikalarini catismaya ayarlamasindan yakinmistim. Sokaktaki insandan devletlerin guvenlikle hic ilgisi olmayan kurumlarina kadar, bolgesel ve uluslararasi iliskiler hep catisma tezlerine gore yurutuluyor.
Bu yuzden de, gundelik hayatimizin her alani ve zihinlerimiz catismaya gore formatlaniyor. Bize sadece, catisma senaryolarindan birini secme disinda secenek birakilmiyor. Zihinsel ozgurlugumuzu yok edecek bu atmosfer, en uysal gorunenlerimizi bile eline silah alip "cepheye" kosturacak boyuta geldi.
Su an icin, iki savas seceneginden birine zorlaniyoruz. Suriye mi Iran mi? Hangisi bize daha yakin? Bolge ulkeleri ve uluslararasi gucler, once Iran'i mi vursunlar yoksa Suriye'yi mi? Ikisine de karsi olma secenegi ortadan kaldirildi, birine "evet" demek, bir safa secmek zorunlu hale getirildi. Savas disindaki secenekler tamamen devreden cikartildi.
Turkiye kamuoyuna, dunya kamuoyuna bakilirsa Suriye oncelikli... Humus'ta son gunlerde yasananlar, hemen her gun onlarca ifade edilen olu sayisi, muhalif silahli guclerin yemin torenleri, bolge ulkelerinden Suriye'ye yonelen sert ruzgarlar, Batili ulkelerden "mudahaleyi nasil yapmaliyiz" turu aciklamalar birer gosterge.
Ancak Suriye'deki krizden bagimsizmis gibi gosterilen cok daha buyuk bir ruzgar estiriliyor. Israil'in basini cektigi, Bati dunyasini harekete gecirmeye yonelik Iran ruzgari bu. Gerci biz aliskimiz, donemsel olarak Iran krizi yukselir ve bir noktada yumusar. Bunu defalarca gorduk. Ama bu sefer biraz farkli gibi.
Farkliligi Israil ve muttefiklerinden aldigimiz mesajlara gore degil, Tahran'dan yukselen mesajlara gore olcuyoruz. Ambargo kararlari uygulanmadan kendisi petrol ambargosu baslatiyor. ABD'nin unlu "onleyici saldiri" doktrinine sahip cikiyor ve "once biz vururuz" diyor. Kendisine yonelen tehditlere ortak oldugunu dusundugu Azerbaycan, Gurcistan, Korfez ulkeleri hatta Turkiye'ye inceden uyarilar gonderiyor. Ardi ardina tatbikatlar, savas hazirliklari yapiyor. Iran, yaklasan secimlere yonelik endiselerin de etkisiyle ilk kez bu kadar acik bicimde "savasa hazirim" mesaji veriyor.
Onceleri, Iran krizini, Suriye konusunda Tahran'a yonelen caydirici politikanin, "fazla karisma, seninle zaten hesabimiz var" turu politika ile baglantili degerlendirdik. Ama is o noktadan daha ileriye gidiyor sanki. Belki onumuzdeki secimlerde Iran'da ciddi karisikliklar beklemeliyiz. Suriye'nin yanisira, Iran'a karsi da bazi girisimler beklemeliyiz.
Baksaniza, Israil'in "Gazze'yi nukleer silahlarla yok edelim" diyebilen Disisleri Bakani, ABD ve Rusya'ya rest cekerek "biz Iran'i vuracagiz, kemse karisamaz" turu sozler sarfedebiliyor. ABD, Ingiltere ekibi; "Bu felaket olur. Biraz sabret, agir yaptirim Iran'i hizaya getirebilir" diyerek Israil'e baski kuruyor gorunurken Rusya aciktan Israil'i ve Iran'a mudahaleye destek verecek ulkeleri tehdit ediyor.
"Iran mi, Suriye mi" secenegi disinda butun ihtimallere devre disi biraktik, iste bu bir amacti. Ikisinden birine razi edilmemiz zaten savasin on hazirliginin tamamlandigini gosteriyor. Sanirim bir sure sonra ikisine de razi gelecegiz. O noktaya gelecegiz, bekleyin ve gorun...
Iran, Rusya, Hizbullah ya da bolgeye yonelik mudahaleye karsi olanlarin kartlarini henuz gormedik. Bir cilginlik hali soz konusu olabilir. Saldiri ihtimal olmaktan cikip kesinlestigi anda, baska seyler gorecegiz. Bazi yerel dinamiklerin harekete gecirildigini, ortaligin toza dumana karistigini gorebiliriz. Bu ihtimali yabana atmamak gerekiyor.
Bu konuda son iddia bir internet sitesinden geldi. Israil istihbarati adina dezenformasyon yapmak icin kurulan ve kullanilan internet sitesi, bes ulkenin Suriye'ye savas acmaya hazirlandigini iddia etti. Turkiye, ABD, Fransa, Ingiltere ve Italya, mudahale icin askeri hazirliklara baslamis. ABD'nin karari bekleniyormus. Tunus'ta yapilacak "Suriye'nin dostlari" toplantisindan sonra Hillary Clinton'in verecegi rapora gore ABD karari verecekmis. Katar, Misir ve S. Arabistan'in tavri netlesmeliymis.
Iddialar boyle... Dezenformasyon kaynagi olmasina ragmen, iddianin ciddiye alinmasi gerektigini dusunuyorum. Kisisel olarak, disaridan bir mudahale olmadan Suriye'de bugun yasananlarin sonunun gelmeyecegine inaniyorum. Bence basindan beri "mudahale" masadaydi. Sartlarin olgunlastirilmasi bekleniyordu. Bir sure sonra o "sartlar mudahaleyi zorunlu hale getirecek" noktaya varmis olacak. ABD'nin isteksiz de olsa mudahale istedigini, S. Arabistan ve Katar'in aciktan destekleyecegini dusunuyorum. Belki Misir'dan itiraz yukselecektir.
Peki ne olacak? Suriye mi, Iran mi?
Malum guclerin surpriz cikislari hesabi bozmazsa, Suriye'ye mudahale yakindir. Cunku Bessar Esad yonetimi, mudahaleyi erkene almak icin, elinden gelebilecek her yontemi denedi. Basardi da...
timeturk
Dünya
24 Şubat 2012 - 11:26
Ikili savas: Once hangisini vuralim?
Dun; bolgemizdeki savas hircinligindan, catismaya odakli senaryolardan soz etmis, herkesin, her ulkenin guvenlikten ekonomiye kadar butun politikalarini catismaya ayarlamasindan yakinmistim. Sokaktaki insandan devletlerin guvenlikle hic ilgisi olmayan kurumlarina kadar, bolgesel ve uluslararasi iliskiler hep catisma tezlerine gore yurutuluyor
Dünya
24 Şubat 2012 - 11:26
İlginizi Çekebilir
















