Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'de eğitimin altyapısını çok
köklü şekilde değiştirmeye devam ediyoruz. Bilim ve teknolojideki
gelişmeleri azami düzeyde ülkemize yansıtıyor, en başta çocuklarımızın
bu imkanlardan istifade etmelerini sağlıyoruz. Dünyada örneği olmayan
son derece modern eğitim altyapısını Türkiye'de inşa ediyoruz" dedi. Başbakan Erdoğan, Congresium'da düzenlenen Eğitimde Fatih Projesi
Tablet Dağıtım Töreni'nde, eğitim tarihinde yeni bir dönüm noktasına,
yeni bir milada şahit olduklarını, bunun gururunu ve heyecanını
yaşadıklarını ifade etti. Daha önce 63 bin tablet bilgisayarı
öğrencilere dağıttıklarını anımsatan Erdoğan, bugün 81 vilayette 100
bin tablet bilgisayarın öğrencilere teslim edileceğini söyledi. Martın sonuna kadar toplam 675 bin öğrenci ve öğretmene tablet bilgisayar teslim edileceğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu: "Tablet bilgisayarlarınız hepinize hayırlı olsun diyorum. Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızı, Milli Eğitim Bakanlığımızı bu
büyük projeyi başarıyla sürdürdükleri için tebrik ediyor, daha önceki
bakanlarımıza şükranlarımı ifade ediyorum. Türkiye'de eğitimin
altyapısını çok köklü şekilde değiştirmeye devam ediyoruz. Bilim ve
teknolojideki gelişmeleri azami düzeyde ülkemize yansıtıyor, en başta
çocuklarımızın bu imkanlardan istifade etmelerini sağlıyoruz. Dünyada
örneği olmayan son derece modern eğitim altyapısını Türkiye'de inşa
ediyoruz." "Ağabey, ablalarımızın ne tür çileler çektiğini biz biliyoruz" Çocukların eski Türkiye'yi görmediğini, eski Türkiye'nin şartlarını
yaşamadığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anne babalarınız, büyükbabalarınız, büyükanneleriniz o
Türkiye'yi gördüler, yaşadılar ama siz çok şükür o günleri tecrübe
etmediniz. Eski Türkiye'de şimdiki kadar çok okul yoktu. Eski Türkiye'de şimdiki kadar çok öğretmen de yoktu. İnanın şu anda sizin kolaylıkla
sahip olduğunuz silgi, kalemi, kitabı elde edebilmek bile çok zordu.
Bizim çocukluğumuzda bizim anne babalarımız, ağabey, ablalarımızın ne
tür çileler çektiğini biz biliyoruz. Kitaplarımı, temin etmek için
kırtasiye dükkanlarını nasıl dolaştığımı, oralardan yeterince temin
edemediğimi biliyorum. Onun için de teksir makineleri, okulumuzun adeta
matbaası gibiydi. Fakat saman kağıtlarında mürekkebin nasıl dağıldığını
ve oradaki metinlerin okunamaz hale geldiğini biz yaşadık. Hatta
abilerimiz bize o teksir notlarını satmazlardı. 'Hatıradır' derler ve
saklarlardı. Onun için çalakalem öğretmenimiz dersi anlatır, biz de
notlarımızı tutardık. Eski Türkiye buydu. Halbuki eğitim her
şeyin başıydı. Buna rağmen o günkü yönetimler, bu imkanlarla bizi
buluşturamadılar. Biz 70 kişilik sınıflarda okuduk hatta hatta
Anadolu'nun bazı yerlerinde bu sayının 100'e ulaştığını duyardık.
Okulunda iyi eğitim varsa o ülkenin geleceği parlaktır, aydınlıktır ama
bir ülkenin çocukları okula gidemiyor, gitse de iyi eğitim alamıyorsa o
ülkenin geleceği karanlıktır. Biz bunu görerek, yaşadıklarımızdan
dersler çıkartarak 'enerjimizi bütün kaynaklarımızı yola çıkarken 4
temel taş üzerine inşa edeceğiz' dedik ve birinci sıraya eğitimi koyduk. İkinci sıraya sağlığı koyduk, üçüncü sıraya adaleti dördüncü sıraya
emniyeti." "11 yılda 205 bin yeni derslik açtık" "Türkiye'nin çocukları, her şeyin en iyisine layıktır" diyen Erdoğan, şunları kaydetti: "Onun için biz, 'Türkiye'de bütçeden en fazla payı
eğitime ayıracağız' dedik ve bugüne kadar da eğitime ayırdık.
Bunu gerçekleştirdik. Her yıl bütçemizden en fazla kaynağı eğitime
ayırıyoruz. Çocuklarımızın, gençlerimizin sizlerin en iyi
eğitimi alabilmeleri için kadroda birinci sırada en fazla kadroyu
eğitime tahsis ediyoruz. Derslik okul sayıları yetersiz kalıyordu. 79
senede Cumhuriyet tarihinde inşa edilen derslik sayısının yarıdan
fazlasını biz şu 11 yıl içinde inşa ettik. Çünkü yeterli değildi. Az
önce ifade ettiğim gibi 60 öğrenci, 70 öğrenci bunların ders yaptığı
derslikler. Onun için 11 yılda 205 bin yeni derslik açtık ve
sınıflardaki bu sayıyı azalttık. Hedef 30 öğrenci ve aşağısı. Buna
yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Sonra başka bir şey daha yaptık.
Ders kitaplarındaki karmaşayı ortadan kaldırdık. Şu anda siz okullar
başladığında sınıflarınızda, sıralarınızın üzerinde birinci hamur
kağıttan kitaplarınızı bulabiliyorsunuz. Türkiye'nin dört bir yanında
artık bu var. Ücretsiz olarak bütün bunları yavrularımıza teslim
ediyoruz. Bu bir lütuf değildir. Bu sadece devletin vatandaşına karşı,
yavrularına karşı görevini yerine getirmesi olayıdır. Bu eskiden böyle
değildi ve devlet öğrenciye kitap, defter böyle bir şey vermezdi.
Öğrenci kendi sağlar, bulurdu. Günlerce kitap peşinden koşardı. Bu
sorunu ortadan kaldırdık ve bundan sonraki süreçte de aynı şekilde devam eder. Şimdi bu yıldan itibaren özel okullarda artık ders kitaplarını
biz vermeye başlıyoruz. Çünkü orada sıkıntı olsun istemedik." "Yoksul da olsa her çocuk mutlaka eğitim alacak" Eğitimde bir başka sorunun da yoksul ailelerin çocuklarının eğitimiyle ilgili olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu: "Bazı aileler çocuklarını okula göndermek için yeterli imkana sahip
değildi. 'Anne baba yoksul diye çocuk okuldan uzak kalamaz' dedik.
'Yoksul da olsa her çocuk mutlaka eğitim alacak' dedik. Yoksul aile
destek sağlamaya başladık. Artık her ay bu ailelere çocuklarını okula
gönderebilmeleri için belli miktarda katkıda bulunuyoruz. Bütün çocuklar eğitim alsın, hem de iyi eğitim alsın diyerek zorunlu eğitimi 12 yılı
çıkardık, 4 artı 4 artı 4. Kesintisiz eğitime son vererek, meslek
liselerinin önünü açtık. Siz öğrencilerimiz için yeni seçmeli dersler
belirledik. Kuran-ı Kerim, siyer-i nebi, dil dersleri, hukuk ve adalet
derslerini seçmeli yaptık. 11 yıl önce okullarımızda 19 bin laboratuvar
vardı. Şu anda 305 bin laboratuvar var. 12 bin kütüphanemiz vardı, şu
anda 22 bin kütüphanemiz var." 417 bin yeni öğretmeni göreve başlattık Başbakan Erdoğan, iktidarları döneminde, 417 bin yeni öğretmeni göreve başlattıklarını belirtti. Önceki hafta 10 bin öğretmenin atamasının daha yapıldığını hatırlatan
Başbakan Erdoğan, bir yandan eğitimin altyapısını değiştirip sağlam bir
zemine kavuştururken diğer yandan da ileri teknolojiyi okullara
taşıdıklarını vurguladı. Okullara bir milyon bilgisayar
dağıttıklarını dile getiren Erdoğan, meslek liseleri hariç tüm
liselerdeki sınıflara 85 bin etkileşimli tahta yerleştirildiğini
söyledi. Meslek liseleri ve diğer okullar için sözleşmelerin
imzalandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, "40 bin okulumuza daha
etkileşimli tahta kazandıracağız. 18 ay içinde 350 bin etkileşimli tahta sınıflarımızda öğrencilerimizin hizmetinde olacak" diye konuştu. Etkileşimli tahtalarda ve tablet bilgisayarlarda kullanılacak eğitim
kaynaklarının hazırlanmaya devam ettiğini belirten Erdoğan, şu ana
kadar 5 bin ders videosu ile 3 bin ses kaydının oluşturulduğunu
söyledi. 54 bin ders malzemesinin hazırlandığını, 100 bin öğretmenin
FATİH Projesi eğitimi aldığını bildiren Başbakan Erdoğan, şöyle
konuştu: "Tablet bilgisayarda artık süreci hızlandırıyoruz. 10
milyon 600 bin tablet bilgisayarın ihale süreci belli bir aşamaya geldi, dünyanın en güçlü firmaları bu büyük proje için yarışıyorlar. Artık
üretimi de ihaleden sonra ülkemizde yapmak kaydıyla, ortak üretim.
Sevgili çocuklar, sevgili gençler her ne yapıyorsak bilin ki sizler için yapıyoruz. Bizim yaşadığımız zorlukları, yoksulluğu, yoksunluğu
sizlerin de yaşamasını istemiyoruz. Sizlere daha bir farklı ülke, daha
büyük bir Türkiye, daha güçlü bir Türkiye emanet etmek için doğumunuzdan başlayarak her aşamada sizlere en iyi imkanları sunmanın mücadelesini
veriyoruz." "Siz çocuklarımıza en iyi imkanları sunmanın çabası içindeyiz" Okul öncesi eğitime farklı destek verdiklerini dile getiren Erdoğan,
"İnşallah büyüdüğünüzde, iş hayatına atıldığınızda her biriniz iyi bir
doktor, mühendis, bilim insanı, sanatçı, sporcu, işçi, yargıç, memur,
esnaf, asker, polis ve en önemlisi belki de öğretmen olacaksınız. Bu
şekilde en iyi eğitimle, en iyi donanımla hayata atıldığınızda
Türkiye'ye çok önemli hizmetler kazandıracaksınız" dedi.
Çocuklardan, ülkenin dedelerden, ecdaddan, atalardan miras alındığını
unutmamalarını isteyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Özellikle de bu ülkeyi aziz şehitlerimizin bir emaneti olarak aldık.
Şehitlerimiz canlarını vatanları için seve seve verirken bu ülkenin
çocuklarının emniyet, huzur, en iyi imkanlar içinde yaşamalarını arzu
ediyorlardı, Biz şehitlerimize bir borç olarak siz çocuklarımıza en iyi
imkanları sunmanın çabası içindeyiz. Sizlerin de şehitlerimizin emaneti
olan bu ülke için sadakatle çalışacağınıza, bu ülkeyi büyütmek ve
yüceltmek için gece gündüz demeden koşturacağınıza yürekten inanıyorum." "Bunlar üzerinde kimseye operasyon yaptırmamalıyız" Kendilerinin dört önemli başlığının olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti: "Kim ne derse desin, bunlar üzerinde kimseye operasyon yaptırmamalıyız. Biz tek millet bilinciyle yürümeliyiz. Bu da Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlığıdır. Biz tek bayrakla bugüne geldik bundan sonra da öyle
yürüyeceğiz. Çünkü 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak,
eğer uğrunda ölen varsa vatandır' böyle ilerleyeceğiz. Bayrağımız
anlamlı rengini, şehidimizin kanından almış. Hilalimiz bağımsızlığımızın ifadesi, yıldızımız şehitlerimizin sembolü. Onun için tartışma yok
bayrağımız üzerinde. Ve tek vatan. 780 bin kilometrekare, tek vatan.
Bunun üzerinde bölünmeyi kabul etmek asla mümkün değil. Dördüncüsü de
tek devlet. Devlet içinde devlet, asla böyle bir şeyi kabul etmemiz
mümkün değil. Bizim hepimizin vatanımıza, milletimize, bayrağımıza ve
şehitlerimize karşı bir ahde vefa borcumuz var. Bize bu özgürlüğü,
bağımsızlığı sağlayanlara karşı bizim vefa borcumuz var. Kimileri bu
ülke için kanını akıttı, bağımsızlığımızı temin etti, kimileri de
vergileriyle bağışlarıyla emekleriyle fedakarlıklarıyla bu ülkenin
çocukları için emek verdi, ter akıttı. İşte her biriniz kendinizi en iyi şekilde yetiştirerek sizin için yapılan bu fedakarlıklara eminim ki
layık olacaksınız, bundan en ufak bir şüphemiz yok. Eminim ki siz çok
daha iyisini yapacaksınız. Bizim başlattığımız reformları, yatırımları
sizler çok daha yüksek seviyelere, çok daha yüksek zirvelere, Türkiye
Cumhuriyeti'nin evlatları olarak taşıyacaksınız." "Irkçılık bizim topraklarımızda kendisine asla yer bulamamıştır" Öğrencilere çok eski ve şanlı bir tarihlerinin olduğunu unutmamaları
gerektiğini söyleyen Başbakan Erdoğan, "Sizin dünyaya istikamet çizmiş
bir ecdadınız var. Unutmayın sevgili çocuklar, sizler Alparslan'ın,
Osman Gazi'nin, Fatih Sultan Mehmet'in, Kanuni'nin, Yavuz'un, Sultan
Abdulhamid'in torunlarısınız. Sizler Şeyh Edebali'nin, Akşemsettin'in,
Molla Gürani'nin, Ali Kuşçu'nun, Yunus Emre'nin, Mevlana'nın, Yahya
Kemal'in, Mehmet Akif'in istikamet çizdikleri bir milletin
mesuplarısınız. Sizler Kurtuluş Savaşımızın başkomutanı Gazi Mustafa
Kemal'in ülkeyi emanet ettiği istikbalimiz olan evlatlarısınız"
ifadelerini kullandı. Çocuklardan kendilerine inanmalarını, güvenmelerini, özgüven sahibi olmalarını isteyen Erdoğan, şunları kaydetti: "Hiçbir millet, devlet, medeniyet karşısında boynunuzu yere eğmeyecek,
kendinizi ikinci sınıf hissetmeyeceksiniz. Hayatınız boyunca birbirinize hoşgörüyle davranmanızı, birbirinizin özgürlüklerine, yaşam tarzlarına, birbirinizin hassasiyetlerine hoşgörüyle bakmanızı sizlerden özellikle
rica ediyorum. El ele, omuz omuza olacaksınız ve birlikte bir
olacaksınız, iri olacaksınız, diri olacaksınız, kardeş olacaksınız hep
birlikte Türkiye olacaksınız, olay bu. 77 milyon bizler tek bir
milletin mensuplarıyız. Bu ülkeyi hep birlikte kurduk. Bu güzel vatanı
inşallah 77 milyon hep birlikte bugünlere taşıdık. Birbirimize hor gözle bakmadan, birbirimizin hakkına kem gözle bakmadan, birbirimizi asla
incitmeden geleceği de birlikte imar edeceğiz. Bizim tarihimizde,
medeniyetimizde, özellikle de inancımızda insanı doğuştan gelen
özelliklerine göre tasnif etmek, onları ayırmak, birini diğerine üstün
görmek asla yoktur. Nerede doğmuş olursa olsun, annesi, babası, dili,
inancı, kültürü, derisinin rengi her ne olursa olsun bu vatan toprağı
üzerinde yaşayan, bu ay yıldızlı bayrağın altında nefes alıp veren
herkes birdir, beraberdir, birlikte Türkiye'dir. Irkçılık bizim
topraklarımızda kendisine asla yer bulamamıştır. İnsanları dış
görünüşlerine göre değerlendirmek, horlamak, aşağılamak, bizim
topraklarımızda kendisine hiç fırsat bulamamıştır. Çünkü bizde ne
siyahın beyaza ne beyazın siyaha üstünlüğü yoktur. Biz olaya böyle
bakarız." Farklı diye hiç kimsenin ötelenmemesi, engelli diye
hiç kimsenin ayrı tutmaması, dili, inancı, mezhebi, kültürü ayrı diye
hiç kimsenin farklılaştırılmaması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, "77
milyonu bir görecek, 77 milyona, tüm insanlara aynı nazarla, Yunus
Emre'nin ifadesiyle 'Yaradılanı severim yaradandan ötürü' nazarıyla
bakacaksınız. İnşallah bu nazarla baktığınızda, böyle hoşgörüyle
büyüdüğünüzde bugünkünden çok daha güzel, daha kalkınmış, daha güçlü ve
daha demokratik bir Türkiye'yi de sizler inşa edeceksiniz. Biz size
güveniyoruz gençler. Millet size güveniyor, inanıyor. Bizleri, bu aziz
milleti hayat kırıklığına uğratmayacağınızı çok iyi biliyoruz."
Öğrencilere, "Siz bilgisayarın esiri olmayın, bilgisayar sizin esiriniz olsun" diye seslenen Erdoğan, bilgisayarın öğrencilerin eğitim için kullandıkları bir araç olarak kalmasını istedi. Gerek dünyada gerek Türkiye'de bilgisayarın esiri haline gelen ve kötü tecrübeler yaşayanlar olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Kimi bilgisayar nedeniyle dolandırılıyor kimileri bazı çirkin işlere itiliyor kimileri bilgisayar üzerinden sanal saldırıya uğruyor. Bunlara karşı son derece dikkatli olmanızı sizlerden rica ediyorum. Bu bilgisayarlar, tabletler sizi kitap okumaktan, kağıttan, kalemden ve silgiden asla uzak tutmasın. Hiç ihmal etmeyin onları. Bilgisayar sizleri öğretmenlerinizden, arkadaşlarınızdan ve ailenizden koparmasın. Bilgisayar sizi hayattan koparmasın. Özellikle de sokakları, parkları, oyun alanlarını bilgisayara aldanıp boş bırakmayın. Oralardan muhakkak istifade edin. Çünkü o parkların size verdiği heyecanı, zevki, sağlığı bilgisayar hiçbir zaman vermeyecektir. Televizyonu da bilgisayarı da lütfen gerektiği kadar kullanın. Ailelerimize, öğretmenlerimize bu noktada çok hassas olmaları çağrısını da hatırlatmak istiyorum. Tableti çocuğa teslim etmekle takdir edersiniz ki iş bitmiyor. Tablet sadece eğitim araçlarından sadece bir tanesidir. Tablet, anne ve babalara ve öğretmenlerimize yüz yüze kalp kalbe eğitimi, ne olur, asla unutturmasın. Çünkü evladın anneye olan sevgisi asla kaybolmamalı. Özellikle vurgulamak istiyorum, ilim gözle, kulakla elde edilen değil, kalple elde edilen bir değerdir. Gözden, kulaktan, akıldan öte kalbin açık olması, kalbe hitap edilmesi gerekir. Öğrencilerimizin de öğretmenlerimizin de anne babalarımızın da buna dikkat etmesini arzuluyorum." "Kötü niyetlilerin elinde çağımızın en büyük tehlikesi haline gelebiliyor" İnternetin çağın çok önemli bir imkanı olduğu kadar kötü niyetlilerin elinde çağın en büyük tehlikesi haline gelebildiğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan, dünyanın hemen her ülkesinde bu tehlikelerin yaşandığını, buna karşı da gerekli önlemlerin alındığını kaydetti. Salondaki öğrencilerden aldıkları tablet bilgisayarları göstermelerini isteyen ve hayırlı olmasını dileyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizler de bir yandan interneti bir yandan teknolojiyi bu kadar yaygınlaştırırken gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bir takım tedbirleri de alıyoruz. Hiç kimsenin özgürlüğünü sınırlandırmıyoruz. Tam tersine biz göreve geldiğimizde ülkemizde 20 bin internet kullanılırken, bütün dünya buradan duysun istiyorum, şimdi 34 milyon internet kullanılıyor Türkiye'de. 10 yılda geldiğimiz nokta burası. Tam tersine biz, çocuklarımızı, gençlerimizi art niyetli dolandırıcılardan, istismarcılardan, şantajcılardan korumaya çalışıyoruz. Anne babalar eminim ki bizi anlıyorlar ve bizi destekliyorlar. Biz, çocuklarımızı, gençlerimizi, nesillerimizi korumak için gereken her adımı atacağız. Özgürlükleri sınırlamadan, kısıtlamadan ama tehditlere de boyun eğmeden, tehlikeleri görmezden gelmeden düzenlemelerimizi yapacağız. İnşallah teknolojinin kölesi olan değil teknolojiye hükmeden, yön veren nesillere Türkiye'yi emanet edeceğiz." Başbakan Erdoğan, konuşmasında Mehmet Akif Ersoy'dan bir dörtlüğü de şu sözlerle hatırlattı: "Ersoy'un yakın bir dostu, çocuğunu Akif'e gönderiyor. 'Oğlum, Akif Amcana git, sana bir nasihatte bulunsun' diyor. O da Akif Amcasına gidiyor, Mehmet Akif Ersoy kendisine o nasihatini yapıyor, 'İhtiyar amcanı dinler misin oğlum, Nevruz / Ne çok söyle ne büyük söyle, yiğit işte gerek / Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme / Özü sağlam, sözü sağlam, adam ol, ırkına çek' diyor. Ben karşımda böyle bir gençlik görüyorum, böyle bir nesil görüyorum." "F klavye hassasiyetinin gözetilmesini istiyorum" Türkçe için en uygun klavyenin F klavye olduğuna da dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz tabletlerimizi F klavyeli olarak hazırlıyoruz. Bu hassasiyeti sizlerin de gözetmenizi rica ediyorum. Özellikle bilgisayar üreticilerinin, satıcılarının bu hassasiyeti gözetmelerini istiyorum. Güçlü bir Türkçe için Türkçemizin ne kadar zengin olduğunu dünyaya haykırabilmek için bu adımı atıyoruz. Aynı şekilde güzel Türkçemizin bozulmaması, yabancı bilgisayar terimlerinin çocuklarımızın Türkçesini bozmaması için de sizlerden hassasiyet bekliyorum. Gerçekten çok büyük projeyi Türkiye'ye kazandırıyoruz. Ülkemiz adına, çocuklarımız ve gençlerimiz adına, Türkiyemiz adına gerçekten tarihi bir süreçten geçiyoruz. Eskiden bizim kıraathanelerimiz vardı. Belki burada bir çok gencimiz kıraathanelerimizin ne olduğunu birden anlamıyor olabilir. Bu kıraathanelerde, o sigaranın duman bulutları arasında zehirlenmek değil, oralarda sohbet, okumak vardı, oralarda okuyarak, sohbet ederek güçlenen büyüklerimiz vardı. Biz onların yanında hakikaten bir çok dersler aldık. Şimdi bakıyorsunuz, artık kıraathaneler ortadan kayboldu. Şimdi kafeler var, internet kafeler var. Bu kafelerde de nelerin olduğu ortada. Peki bunun Türkçesi yok mu? Acaba Türkçemize sahip olmak için atılması gereken adımlar yok mu? Bunları beraber atmamız lazım. Aksaklıkları, eksiklikleri telafi ederek, sorunlara çözümler üreterek dünyanın en modern eğitim sistemini Türkiye'ye inşallah hep birlikte kazandıracağız." Süreçte emeği geçenleri kutlayan Başbakan Erdoğan, eğitim camiasına bu yeni süreçte başarı diledi. Tablet bilgisayarların hayırlı olması dileğini ileten Başbakan Erdoğan, "Allah hepinize zihin açıklığı versin" diyerek konuşmasını tamamladı. Törenden notlar Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, eski Milli Eğitim Bakanları Nimet Baş, Ömer Dinçer, Vehbi Dinçerler ve Hasan Celal Güzel'i platforma davet ederek, Ankara ve ilçelerinde bulunan okullardaki 17 öğretmen ve 17 öğrenciye tablet bilgisayarlarını teslim etti. Erdoğan, tabletlerin dağıtımının ardından öğrenci ve öğretmenlerle hatıra fotoğrafı çekildi. Erdoğan, daha sonra Van, Rize, Samsun, Antalya, İzmir ve Edirne'ye video konferans sistemiyle canlı bağlantı kurarak öğretmen ve öğrencilere tablet bilgisayarların dağıtımını yaptırdı. Canlı bağlantılara, İçişleri Bakanı Efkan Ala Van'dan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı Rize'den, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Antalya'dan, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç ve eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binalı Yıldırım İzmir'den, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da Edirne'den katıldı. Başbakan Erdoğan, İzmir'e yapılan bağlantı sırasında, tablet dağıtımı dolayısıyla Samsun'da bulunması gereken Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç'ın, milli bir sporcunun geçirdiği kalp krizi dolayısıyla İzmir'e gittiğini blirterek, "Bir tekvandocumuz müsabaka esnasında kalp krizi geçirerek ebediyete intikal etmişti. Kendisini oradan bizim ambulans jetlerle aldırdık. Gençlik ve Spor Bakanımız da o vesileyle İzmir'e geçti" dedi. Erdoğan, Rize'ye yapılan bağlantı sırasında da "Bunlar bizim çocuklarımız. Karadenizde kızlara 'paçi' denir, erkek çocuklarına da 'uşak" ifadesini kullandı. Başbakan Erdoğan, bağlantı yapılan illerde de çocuklardan tablet bilgisayarlarını havaya kaldırarak görüntü vermelerini istedi.
AA
Öğrencilere, "Siz bilgisayarın esiri olmayın, bilgisayar sizin esiriniz olsun" diye seslenen Erdoğan, bilgisayarın öğrencilerin eğitim için kullandıkları bir araç olarak kalmasını istedi. Gerek dünyada gerek Türkiye'de bilgisayarın esiri haline gelen ve kötü tecrübeler yaşayanlar olduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Kimi bilgisayar nedeniyle dolandırılıyor kimileri bazı çirkin işlere itiliyor kimileri bilgisayar üzerinden sanal saldırıya uğruyor. Bunlara karşı son derece dikkatli olmanızı sizlerden rica ediyorum. Bu bilgisayarlar, tabletler sizi kitap okumaktan, kağıttan, kalemden ve silgiden asla uzak tutmasın. Hiç ihmal etmeyin onları. Bilgisayar sizleri öğretmenlerinizden, arkadaşlarınızdan ve ailenizden koparmasın. Bilgisayar sizi hayattan koparmasın. Özellikle de sokakları, parkları, oyun alanlarını bilgisayara aldanıp boş bırakmayın. Oralardan muhakkak istifade edin. Çünkü o parkların size verdiği heyecanı, zevki, sağlığı bilgisayar hiçbir zaman vermeyecektir. Televizyonu da bilgisayarı da lütfen gerektiği kadar kullanın. Ailelerimize, öğretmenlerimize bu noktada çok hassas olmaları çağrısını da hatırlatmak istiyorum. Tableti çocuğa teslim etmekle takdir edersiniz ki iş bitmiyor. Tablet sadece eğitim araçlarından sadece bir tanesidir. Tablet, anne ve babalara ve öğretmenlerimize yüz yüze kalp kalbe eğitimi, ne olur, asla unutturmasın. Çünkü evladın anneye olan sevgisi asla kaybolmamalı. Özellikle vurgulamak istiyorum, ilim gözle, kulakla elde edilen değil, kalple elde edilen bir değerdir. Gözden, kulaktan, akıldan öte kalbin açık olması, kalbe hitap edilmesi gerekir. Öğrencilerimizin de öğretmenlerimizin de anne babalarımızın da buna dikkat etmesini arzuluyorum." "Kötü niyetlilerin elinde çağımızın en büyük tehlikesi haline gelebiliyor" İnternetin çağın çok önemli bir imkanı olduğu kadar kötü niyetlilerin elinde çağın en büyük tehlikesi haline gelebildiğine vurgu yapan Başbakan Erdoğan, dünyanın hemen her ülkesinde bu tehlikelerin yaşandığını, buna karşı da gerekli önlemlerin alındığını kaydetti. Salondaki öğrencilerden aldıkları tablet bilgisayarları göstermelerini isteyen ve hayırlı olmasını dileyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizler de bir yandan interneti bir yandan teknolojiyi bu kadar yaygınlaştırırken gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bir takım tedbirleri de alıyoruz. Hiç kimsenin özgürlüğünü sınırlandırmıyoruz. Tam tersine biz göreve geldiğimizde ülkemizde 20 bin internet kullanılırken, bütün dünya buradan duysun istiyorum, şimdi 34 milyon internet kullanılıyor Türkiye'de. 10 yılda geldiğimiz nokta burası. Tam tersine biz, çocuklarımızı, gençlerimizi art niyetli dolandırıcılardan, istismarcılardan, şantajcılardan korumaya çalışıyoruz. Anne babalar eminim ki bizi anlıyorlar ve bizi destekliyorlar. Biz, çocuklarımızı, gençlerimizi, nesillerimizi korumak için gereken her adımı atacağız. Özgürlükleri sınırlamadan, kısıtlamadan ama tehditlere de boyun eğmeden, tehlikeleri görmezden gelmeden düzenlemelerimizi yapacağız. İnşallah teknolojinin kölesi olan değil teknolojiye hükmeden, yön veren nesillere Türkiye'yi emanet edeceğiz." Başbakan Erdoğan, konuşmasında Mehmet Akif Ersoy'dan bir dörtlüğü de şu sözlerle hatırlattı: "Ersoy'un yakın bir dostu, çocuğunu Akif'e gönderiyor. 'Oğlum, Akif Amcana git, sana bir nasihatte bulunsun' diyor. O da Akif Amcasına gidiyor, Mehmet Akif Ersoy kendisine o nasihatini yapıyor, 'İhtiyar amcanı dinler misin oğlum, Nevruz / Ne çok söyle ne büyük söyle, yiğit işte gerek / Lafı bol, karnı geniş soyları taklit etme / Özü sağlam, sözü sağlam, adam ol, ırkına çek' diyor. Ben karşımda böyle bir gençlik görüyorum, böyle bir nesil görüyorum." "F klavye hassasiyetinin gözetilmesini istiyorum" Türkçe için en uygun klavyenin F klavye olduğuna da dikkati çeken Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: "Biz tabletlerimizi F klavyeli olarak hazırlıyoruz. Bu hassasiyeti sizlerin de gözetmenizi rica ediyorum. Özellikle bilgisayar üreticilerinin, satıcılarının bu hassasiyeti gözetmelerini istiyorum. Güçlü bir Türkçe için Türkçemizin ne kadar zengin olduğunu dünyaya haykırabilmek için bu adımı atıyoruz. Aynı şekilde güzel Türkçemizin bozulmaması, yabancı bilgisayar terimlerinin çocuklarımızın Türkçesini bozmaması için de sizlerden hassasiyet bekliyorum. Gerçekten çok büyük projeyi Türkiye'ye kazandırıyoruz. Ülkemiz adına, çocuklarımız ve gençlerimiz adına, Türkiyemiz adına gerçekten tarihi bir süreçten geçiyoruz. Eskiden bizim kıraathanelerimiz vardı. Belki burada bir çok gencimiz kıraathanelerimizin ne olduğunu birden anlamıyor olabilir. Bu kıraathanelerde, o sigaranın duman bulutları arasında zehirlenmek değil, oralarda sohbet, okumak vardı, oralarda okuyarak, sohbet ederek güçlenen büyüklerimiz vardı. Biz onların yanında hakikaten bir çok dersler aldık. Şimdi bakıyorsunuz, artık kıraathaneler ortadan kayboldu. Şimdi kafeler var, internet kafeler var. Bu kafelerde de nelerin olduğu ortada. Peki bunun Türkçesi yok mu? Acaba Türkçemize sahip olmak için atılması gereken adımlar yok mu? Bunları beraber atmamız lazım. Aksaklıkları, eksiklikleri telafi ederek, sorunlara çözümler üreterek dünyanın en modern eğitim sistemini Türkiye'ye inşallah hep birlikte kazandıracağız." Süreçte emeği geçenleri kutlayan Başbakan Erdoğan, eğitim camiasına bu yeni süreçte başarı diledi. Tablet bilgisayarların hayırlı olması dileğini ileten Başbakan Erdoğan, "Allah hepinize zihin açıklığı versin" diyerek konuşmasını tamamladı. Törenden notlar Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, eski Milli Eğitim Bakanları Nimet Baş, Ömer Dinçer, Vehbi Dinçerler ve Hasan Celal Güzel'i platforma davet ederek, Ankara ve ilçelerinde bulunan okullardaki 17 öğretmen ve 17 öğrenciye tablet bilgisayarlarını teslim etti. Erdoğan, tabletlerin dağıtımının ardından öğrenci ve öğretmenlerle hatıra fotoğrafı çekildi. Erdoğan, daha sonra Van, Rize, Samsun, Antalya, İzmir ve Edirne'ye video konferans sistemiyle canlı bağlantı kurarak öğretmen ve öğrencilere tablet bilgisayarların dağıtımını yaptırdı. Canlı bağlantılara, İçişleri Bakanı Efkan Ala Van'dan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı Rize'den, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Antalya'dan, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç ve eski Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binalı Yıldırım İzmir'den, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da Edirne'den katıldı. Başbakan Erdoğan, İzmir'e yapılan bağlantı sırasında, tablet dağıtımı dolayısıyla Samsun'da bulunması gereken Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç'ın, milli bir sporcunun geçirdiği kalp krizi dolayısıyla İzmir'e gittiğini blirterek, "Bir tekvandocumuz müsabaka esnasında kalp krizi geçirerek ebediyete intikal etmişti. Kendisini oradan bizim ambulans jetlerle aldırdık. Gençlik ve Spor Bakanımız da o vesileyle İzmir'e geçti" dedi. Erdoğan, Rize'ye yapılan bağlantı sırasında da "Bunlar bizim çocuklarımız. Karadenizde kızlara 'paçi' denir, erkek çocuklarına da 'uşak" ifadesini kullandı. Başbakan Erdoğan, bağlantı yapılan illerde de çocuklardan tablet bilgisayarlarını havaya kaldırarak görüntü vermelerini istedi.
AA


















