Genelkurmay Başkanlığı’nın Barış ve Demokrasi Partisi'nden (BDP) özür dilemesinin ardından Büyük Birlik Partisi'de (BBP), Muhsin Yazıcıoğlu kazasıyla ilgili kendilerinin de Genelkurmay’dan hala bir özür beklediklerini ifade etti. BBP Genel Başkanı Destici, "Tabi bir yanlışlık yapılmışsa özür dilenmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yani Genelkurmay burada kendisine yakışanı yapmıştır. Ama biz Büyük Birlik camiası olarak Muhsin Yazıcoğlu’nun dava arkadaşları olarak, 5 yıldır Genelkurmay’dan bir özür bekliyoruz. Genelkurmay Muhsin Başkan'dan dolayı da bizden özür dilemeli.” dedi.
Mustafa Destici, ‘İşçi buluşması’ konulu toplantıya katılmak için geldiği memleketi Eskişehir’de Genelkurmay’ın BDP’den özür dilemesi ve kadın milletvekillerinin başörtülü olarak Meclis’e girmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Genelkurmay’ın BDP’den özür dilemesini doğal bulduklarını aktaran Destici, "Tabi bir yanlışlık yapılmışsa özür dilenmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yani Genelkurmay burada kendisine yakışanı yapmıştır.” diye konuştu.
Kendilerinin de Büyük Birlik camiası ve Muhsin Yazıcoğlu’nun dava arkadaşları olarak 5 yıldır Genelkurmay’dan bir özür beklediklerini anlatan Destici, şöyle dedi: "Çünkü Muhsin Yazıcoğlu’nun vefatında o helikopterin düşmesinde ve düştükten sonraki gelişmelere baktığımız zaman öncelikle 7 ana şüphenin TSK ve Genelkurmay üzerinde şekillendiğini görmekteyiz. Yani radar kayıtlarından tutun oradaki hava hareketliliğine. Yine o zaman muvazzaf olan bir mensubun verdiği gizli tanık olarak ifadesi. İki helikopterin inmesine kadar ve daha sonra oradaki aletlerle bir takım özellikle GPS aletlerinin sökülmesi gibi 4-5 tane madde direkt Genelkurmay ve TSK ile ilgiliydi. Özellikle bildirilen yerin aranmaması, başka yerlerde aranması. 5 yıldır Büyük Birlik camiası, Muhsin Yazıcoğlu’nun ailesi ve onunla birlikte hayatlarını kaybetmiş arkadaşların aileleri de Genelkurmay’dan özür bekliyor.”
Genelkurmay’ın PKK’lılardan, ayrımcılardan, bölücülerden özür dileyecek kadar demokratikleşmiş gördüklerini vurgulayan Destici, "Her halde Muhsin Yazıcıoğlu’na ve onun geride kalanlarından da özür dileyecektir. Büyük Birlik camiasında biz özür bekliyoruz. Genelkurmay, BDP’den veya PKK’dan özür dileyecek kadar demokratikleşmişse, özrü bir erdem olarak görüyorsa, yanlıştan dönmeyi yapmışsa, o zaman her halde bütün ömrünü vatanı, milleti için vermiş olan, siyasetini ülkesi ve milleti için yapan her halde Büyük Birlik Partililerin ve Muhsin Yazıcıoğlu ailesinin de bir özür beklemeye hakkı var. Ve biz bu özrü bekleyeceğiz.” şeklinde konuştu.
'KADIN MİLLETVEKİLLERİNİN MECYİSE BAŞÖRTÜLÜ GİRMESİ BİRLİĞİMİZE KATKI SAĞLAYACAKTIR'
Destici, kadın milletvekillerinin Meclis’e başörtüsüyle girmesini ise normalleşme olarak değerlendirdi. Orada sağduyulu davranan bütün herkese ve partilere teşekkür eden Destici, "İnşaallah bundan sonra başörtüsü üzerine kimse ne siyaset yapar, ne kimse bunu istismar eder ne de kimse buna karşı çıkar. Başörtüsünün Meclis’te serbest bırakılması, Türkiye’nin birliği ve beraberliği açısından çok önemlidir. Birliğimize katkı sağlayacağını düşünüyorum. En önemlisi de demokratikleşmemize katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.
Başörtüsüne karşı çıkmayı yıllarca Atatürkçülük ve Laiklik adına yapıldığını dile getiren Destici şöyle konuştu: ”Ama esas itibariyle baktığımızda özünde laikliğe de karşı çıkmaktır. Laiklik, inanç hürriyeti ise insanlar inançlarını istediği gibi yaşayabilmeliyse, bundan dolayı kınanması buna da karşı çıkmaktır. Atatürkçülüğe de karşı çıkmaktır. Çünkü Atatürk’ün hanımının da başı örtülüydü. Dolayısıyla artık hiç kimse bunu siyasi malzeme yapmaz.”
Mustafa Destici, ‘İşçi buluşması’ konulu toplantıya katılmak için geldiği memleketi Eskişehir’de Genelkurmay’ın BDP’den özür dilemesi ve kadın milletvekillerinin başörtülü olarak Meclis’e girmesiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Genelkurmay’ın BDP’den özür dilemesini doğal bulduklarını aktaran Destici, "Tabi bir yanlışlık yapılmışsa özür dilenmesi kadar doğal bir şey yoktur. Yani Genelkurmay burada kendisine yakışanı yapmıştır.” diye konuştu.
Kendilerinin de Büyük Birlik camiası ve Muhsin Yazıcoğlu’nun dava arkadaşları olarak 5 yıldır Genelkurmay’dan bir özür beklediklerini anlatan Destici, şöyle dedi: "Çünkü Muhsin Yazıcoğlu’nun vefatında o helikopterin düşmesinde ve düştükten sonraki gelişmelere baktığımız zaman öncelikle 7 ana şüphenin TSK ve Genelkurmay üzerinde şekillendiğini görmekteyiz. Yani radar kayıtlarından tutun oradaki hava hareketliliğine. Yine o zaman muvazzaf olan bir mensubun verdiği gizli tanık olarak ifadesi. İki helikopterin inmesine kadar ve daha sonra oradaki aletlerle bir takım özellikle GPS aletlerinin sökülmesi gibi 4-5 tane madde direkt Genelkurmay ve TSK ile ilgiliydi. Özellikle bildirilen yerin aranmaması, başka yerlerde aranması. 5 yıldır Büyük Birlik camiası, Muhsin Yazıcoğlu’nun ailesi ve onunla birlikte hayatlarını kaybetmiş arkadaşların aileleri de Genelkurmay’dan özür bekliyor.”
Genelkurmay’ın PKK’lılardan, ayrımcılardan, bölücülerden özür dileyecek kadar demokratikleşmiş gördüklerini vurgulayan Destici, "Her halde Muhsin Yazıcıoğlu’na ve onun geride kalanlarından da özür dileyecektir. Büyük Birlik camiasında biz özür bekliyoruz. Genelkurmay, BDP’den veya PKK’dan özür dileyecek kadar demokratikleşmişse, özrü bir erdem olarak görüyorsa, yanlıştan dönmeyi yapmışsa, o zaman her halde bütün ömrünü vatanı, milleti için vermiş olan, siyasetini ülkesi ve milleti için yapan her halde Büyük Birlik Partililerin ve Muhsin Yazıcıoğlu ailesinin de bir özür beklemeye hakkı var. Ve biz bu özrü bekleyeceğiz.” şeklinde konuştu.
'KADIN MİLLETVEKİLLERİNİN MECYİSE BAŞÖRTÜLÜ GİRMESİ BİRLİĞİMİZE KATKI SAĞLAYACAKTIR'
Destici, kadın milletvekillerinin Meclis’e başörtüsüyle girmesini ise normalleşme olarak değerlendirdi. Orada sağduyulu davranan bütün herkese ve partilere teşekkür eden Destici, "İnşaallah bundan sonra başörtüsü üzerine kimse ne siyaset yapar, ne kimse bunu istismar eder ne de kimse buna karşı çıkar. Başörtüsünün Meclis’te serbest bırakılması, Türkiye’nin birliği ve beraberliği açısından çok önemlidir. Birliğimize katkı sağlayacağını düşünüyorum. En önemlisi de demokratikleşmemize katkı sağlayacaktır.” diye konuştu.
Başörtüsüne karşı çıkmayı yıllarca Atatürkçülük ve Laiklik adına yapıldığını dile getiren Destici şöyle konuştu: ”Ama esas itibariyle baktığımızda özünde laikliğe de karşı çıkmaktır. Laiklik, inanç hürriyeti ise insanlar inançlarını istediği gibi yaşayabilmeliyse, bundan dolayı kınanması buna da karşı çıkmaktır. Atatürkçülüğe de karşı çıkmaktır. Çünkü Atatürk’ün hanımının da başı örtülüydü. Dolayısıyla artık hiç kimse bunu siyasi malzeme yapmaz.”
















