Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Zannetmeyin ki DAİŞ'e katılanlar
sadece Amerika ve Avrupa'nın bazı ülkelerinden veya Çeçenistan,
Kazakistan'dandır. Çok yakınımızdan, Yalova'dan, bir başka yerden...
Sayılarının şu anda bin civarında olduğunu zannettiğimiz bu gençler de
aldatılarak götürülüyor" dedi. Arınç, Merinos Atatürk Kongre ve
Kültür Merkezi'nde düzenlenen AK Parti İl Gençlik Kolları 4.
Olağan Kongresi'nde, 2002'den beri AK Parti'nin kazandığı tüm
başarılarının temelinde gençlerin gayretlerinin olduğunu söyledi. AK Parti'nin yaklaşık 13 yılda bereketli işler yaptığını, herkesin
sevgisini kazandığını belirten Arınç, bu başarıları kazanan başka bir
parti olmadığını, milletin AK Parti'yi sevdiğini, onun arkasında
durduğunu ve partinin büyük bir destekle ayakta durduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da gençlik kolları başkanlığı
yaptığını anımsatan Arınç, "Bir insan gelecekte siyaseti iyi yapmayı
arzu ediyorsa, bu işe çekirdekten başlamayı düşünüyorsa bence ilk
atacağı adım, merdivenin ilk basamağı, gençlik kollarıdır. Gençlik
kollarında çalışır, gayretli olur, tecrübe kazanırsa birikimiyle daha
sonra ilçe, il başkanlığı, belediyeler, milletvekilliği elbette
olabilir" diye konuştu. Arınç, gençlerin siyasetle ilgilenmesini çok önemsediğini, gençlik kollarının heyecanı, dinamizmi ve idealist
olmasıyla çok önemli bir yerde durduğunu dile getirerek, şöyle devam
etti: "Biz gençlere önem veren bir partiyiz, gençleri kullanan
bir parti değiliz. Gençlerle hayat buluyoruz. Gençlerimizin bu heyecanı
ve idealizmi bizi hedefe götürüyor. O yüzden 12-13 yıl içinde gençlere
yönelik çok hedeflerimiz oldu. Pek çok bakanlıkta, çıkardığımız
kanunlarda gençlerin en iyi şekilde yetişmesi, meslek sahibi olması,
Türkiye'nin kalkınmasına katkı sağlaması, en iyi okullarda,
üniversitelerde eğitim alabilmesi, kaliteli öğretmenler
yetiştirilebilmesi, üzerinden geçeceği yolar, sağlık, enerji, bütün
sektörlerde genç nüfusa çok önem verdik." Arınç, Türkiye'nin
nüfusu genç bir ülke olduğunu ve bunu bir yük olarak değil, servet
olarak gördüklerini vurguladı. Nüfus, 78 milyon olduğunu, bunun
yarısının ise otuz yaşın altında bulunduğunu aktaran Arınç, şöyle devam
etti: "Otuz yaşın altında hemen hemen 40 milyon nüfusu olan bir
ülkeyiz. Sadece anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lisede hemen hemen 17,
üniversitelerde 5,5 milyon gencimiz var. Bu rakamlar, Avrupa'daki
ülkelerin nüfusundan fazla. Bizim sadece anaokullarımızdaki
çocuklarımızın sayısı, Litvanya'dan da Letonya'dan da Slovenya'dan da
daha fazla." "Sol, gençlerden istifade eder, gençleri kullanır" Arınç, Türkiye'nin yaşlanmaması için nüfusun her yıl belirli sayıda artması gerektiğinin altını çizdi. Bunun sadece, "Çok çocuk sahibi olalım arkadaşlar" diye tavsiye
etmekten ibaret olmadığını, sosyal ve siyasi yönü de bulunduğunu
vurgulayan Arınç, "Nüfusumuzun güçlü olması, Türkiye'ye düşmanlık
besleyenler bakımından ne kadar korku ve dezavantajsa nüfusumuzun yüksek olması, bizim için her şekilde avantajdır" ifadelerini kullandı. Arınç, gençleri en iyi şekilde yetiştirmek, insanlığın hizmetine en
güzel donanımla sunabilmeyi hedeflediklerini belirtti. Bu
hedef doğrultusunda pek çok adım attıklarını vurgulayan Arınç, şöyle
konuştu: "Biz gençlere önem veriyoruz. Oysa sol, gençlerden
istifade eder, gençleri kullanır. Gençlerin de heyecanı ve
yüreklerindeki duygular genelde istismar edilir. Sokaklara dolarlar, sol kollarını kaldırırlar, avazları çıktığı kadar bağırırlar. Sonra onları
eyleme gönderirler, bazılarının ellerine taş, bazılarının ellerine
silah verirler. Ortalığı yakıp yıkarlar. Batıl ideolojilerin esiri olmuş gençlerle siyasetçilerin kullandığı gençler, her ülke için zarardadır.
Biz gençleri böyle görmek istemiyoruz. (Gençler) Okuyan, okuduğu kadar
çalışan, ahlaklı, inançlı, iyi yetişmiş, büyüklerine saygılı,
küçüklerine şefkatli, geleneklerine bağlı, örf ve adetlerini bilen ve
hamdolsun sadece milletimizin değil, bütün Müslümanların ortak dert ve
sıkıntılarına çare bulmaya aday örnek nesiller olarak yetişsin." "Yaşlılar, CHP'nin nasibine düştü" Arınç, gençlerin siyasetle ilgilenebilmeleri için seçilme yaşını 25'e
indirdiklerini, bunun için iki defa anayasa değişikliği yapıldığını
hatırlatarak, 25-35 yaş arasında 19 milletvekilinin görev yaptığını
söyledi. "Yaşlılar, CHP'nin nasibine düştü, gençler AK Parti'ye
düştü. Onlar gidecek, bizler geleceğiz, hem de gürül gürül
geleceğiz" diyen Arınç, 7 Haziran'daki seçimlerde de gençlerin
parlamentoya daha çok gireceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın "Seçilme yaşını 20'ye, 18'e indirebilmeliyiz"
sözlerini anımsatan Arınç, "Bakarsın onu da yapar" dedi.
Gençlerle ilgili kötü örnekleri gördüğünde üzüldüğünü ifade eden Arınç,
"Maalesef gençlerin üzerinde çok oyunlar oynanıyor. 'Maalesef' diyorum
çünkü iç ve dışta bazı düşman mihraklar, gençleri elde etmek için
onları sokağa dökmek, birbirine kırdırmak için hesaplar yapıyor" diye
konuştu. Herkesin Deniz Gezmiş'i az çok duyduğunu
ancak Gezmiş'in yanındaki iki insanın kim olduğu, neden onunla idama
gittiğini çoğu insanın bilmediğini ve bilemeyeceğini aktaran Arınç,
şunları anlattı: "Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan. Bunların içinde
bir tanesi, yıllar sonra öğreniyorum ki Ankaralı Rıza Çöllüoğlu
Hocaefendi vardır. Geçtiğimiz yıl rahmetli oldu. Muradiye Vakfı'nın
kurucusudur. Vaizlik yapardı ama gençlerin üzerinde çok hizmet etmiş bir insandı. Benim dönemimde çok büyük hizmeti oldu. Rıza Çöllüoğlu hocanın vefatından sonra hatıratı yayınladı. Onların içinde Yusuf Aslan'ın ne
kadar dindar bir genç olduğu, kendisinden zaman zaman ders
aldığı, ailesiyle tarikat toplantılarına katıldığından bahsediyor. Böyle bir çocuğu üniversitedeyken elinden koparıp alan ve sonunda idam
sehpasına götürecek süreci, hepimizin iyi bilmesi lazım. Bugün de var
bunlar ama geçmişe göre daha etkisiz. Pırıl pırıl insanlarımızın bir taraftan gönüllerine girerek, nefislerini okşayarak bir taraftan da kafalarına kötü ideolojiler aşılamak suretiyle ellerine demir bilyeli
sapanlar verip yüzlerini kapatarak, molotoflar atıp araçların üzerindeki polisleri, genç kızları öldürmek suretiyle cinayet işleyen, özellikle
DHKP-C gibi insan öldürmekten zevk alan, DAİŞ veya benzerleri gibi vahşi hayvanların yapamayacağı cinayetleri rahatlıkla işleyen bir nesle
dönüştürebiliyorlar. Hayret ediyorsunuz ki bu cinayetleri işleyenler
için Rusya'dan, İngiltere'den, Amerika'dan, Batı Avrupa'dan gençler,
akın akın katılmak üzere geliyor. Bu nasıl bir batıl inançtır." "Gençlerimize sahip çıkalım" Arınç, insanın insanı sevmesi, yaratılmışların en şereflisi insanın
ayağını bile incitmekten sakınması gerekirken, bazılarının her
gün elinde bıçakla "insan boğazlayabildiği"ne dikkati çekti. Bu kötü insanların, eğitimin, propagandanın, çalışmanın ürünü olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti: "Geçmişte de vardı, bugün de var, gelecekte de var olacak. Onun için
gençleri bu tür zararlı cereyanlardan korumamız gerekiyor. Zannetmeyin
ki DAİŞ'e katılanlar sadece Amerika ve Avrupa'nın bazı ülkelerinden veya Çeçenistan, Kazakistan'dandır. Çok yakınımızdan, Yalova'dan, bir başka
yerden... Sayılarının şu anda bin civarında olduğunu zannettiğimiz bu
gençler de aldatılarak götürülüyor. Sonra öldüklerini haber alıyoruz da
'Şu şehirden gitmiş, anası babası da filandı' diyorlar. Gençlerimize
sahip çıkalım. Buradaki arkadaşlarımızın sadece kendilerini korumak ve
kurtarmak değil, herkesin elinden tutmak gibi bir sorumlulukları var. Bu sorumluluğu yerine getireceğiz." Hedef 7 Haziran Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Hedef 7 Haziran'dır. Başbakanıyla 12 sene geçiren bir parti, yeni başbakanıyla ilk defa bir seçimlere
gidiyor. Davutoğlu Ahmet hocayı mahcup etmeyeceksiniz" dedi. Arınç, Türkiye'nin tarihi, kültürü ve inancıyla çok büyük bir memleket olduğunu söyledi. "Biz ne harabi ne harabatiyiz. Kökü mazide olan ati bir milletiz" diyen Arınç, sözlerini şöyle açıkladı: "Kökü mazide olan ati demek şudur; biz geleceğiz. Sizler de geldiniz ve geleceksiniz ama biz dağ başlarında veya yol kenarlarındaki süs
bitkileri gibi veya ot gibi yaşamıyoruz. Tarihin çok derinliklerinde çok köklü bir kültürün içerisinden geliyoruz. Unutmayın Osmanlı 620 yıldan
daha fazla dünyaya hüküm sürmüş en güçlü devletti. 600 küsur sene. 20
milyon metrekare toprak üzerinde 100 milyon nüfusa adaletle,
hükmediyordu. İnsan haklarına önem veriyordu. Bugün Afrika'nın neredeyse 3'te 2'sinde Ortadoğu'nun tamamında, Asya'nın yarısında Avrupa'nın ta
Viyana'sına, Münih'ine kadar uzanmış." "Bakmayın şimdi mendil kadar Anadolu'nun içine hapsolduk" Arınç, Meclis Başkanı olduğu dönemde Letonya'ya yaptığı bir ziyarette
kendisine, "Türk şehitliği var ziyaret etmek ister misiniz" denildiğini
anımsattı. Galiçya'yı, Ürdün'ü Yemen'i bildiğini
ancak Letonya'da Cesis denen bir kasabada Türk şehitliği olduğunu
bilmediğini aktaran Arınç, şöyle konuştu: "Nerden gelmiş bunlar, nasıl şehit oldular hangi tarihten beri buradalar. Osmanlı-Rus
harbinden bu yana. Plevne'de esir düşmüş Osmanlı askerlerinin bir
kısmını Letonya'nın Cesis kasabasına getirmişler, orada hayatlarını
kaybetmişler. Bir kümbetin üzerinde 25 tane kabir. Başlarında da Osmanlı askeri diye yazıyor. Ta oralara kadar gidebilmişiz. Ne kadar büyük bir
devlet, ne kadar büyük bir coğrafya. Bakmayın şimdi mendil kadar
Anadolu'nun içine hapsolduk. Biz geçmişte 7 kıtada hüküm sürmüş bir
büyük devletin mirasçıyız hamdolsun. Selçuklular'a bakalım.
Gazneliler'e bakalım. Sultan Alpaslan'ın Malazgir'te 1071'de Anadolu
toprağının kilidini açtığı günden isterseniz başlayalım. Daha öncesinden de olabilir. İsterseniz Diyarbakır'a gidelim Diyarbakır'ın fethinin 639 yılında İslam askerleri tarafından gerçekleştirildiğini öğrenelim. Ne
kadar büyük bir tarihimiz var bizim. Amerika'nın Cumhuriyet tarihini
bugünkü sistemini bir araya getirseniz 1774'ten başlatırsınız veya biraz daha sonrasından. Avrupa Birliği 50-60 yıllıktır. Onun ötesinde
hanedanlıklarla 100 yılı 150 yılı zor bulur." Arınç, sadece
Bursa'nın 6 padişah çıkardığını, tarihinin 1100'lı yıllara dayandığına
dikkati çekti. Neredeyse bin yıldan beri Bursa'nın tarihinde en güzel
izleri taşıdıklarını dile getiren Arınç, "Başkasına benzemeyiz biz.
Onlar farklı şeyler düşünebilirler ama bizi kimse mazimizden çekip
koparamaz. Yanlış işler yapılmış olabilir. Her devlet yönetiminde zaman
zaman sıkıntılar doğmuş olabilir ama işte o Selçuklu, işte Osmanlı işte
Cumhuriyet dönemi ki 90'ıncı yılını geçmek üzereyiz" diye konuştu. Başbakan Yardımcısı Arınç, böyle bir tarihe sahip olan ülkenin
gençlerinin önce şöyle bir geçmişine bakıp, iftihar etmesi, "Benim ne
kadar güzel bir tarihim var, hiç başımız öne eğilmemiş" demesi
gerektiğini vurguladı. Gençlerin geçmişiyle, Osmangazi,
Orhangazi ile iftihar etmesi gerektiğini anlatarak, cumhuriyet döneminde de çok önemli güzelliklerin yaşandığını ifade eden Arınç, "Evet büyük
yanlışlıklar yapılmış olabilir. Büyük hatalar işlenmiş olabilir ama
millet olarak biz kökümüzden kopmadan geldiğimiz için her zaman
güçlüyüz. Bu ülkenin dostluğuyla herkesin sevinmesi lazım. Türkiye'nin
düşmanlığından da kimseye fayda gelmez. Herkes ne kadar bizim güçlü
olduğumuzu, millet olarak ne kadar inançlı olduğumuzu çok iyi bilir"
değerlendirmesinde bulundu. Arınç, gençlere de çeşitli
tavsiyelerde bulundu. Gençlerin, din, dil ve tarihi ihmal etmemesi
gerektiğini belirten Arınç, şöyle devam etti: "3 konuyu çok iyi
bilmemiz lazım. Tarih okunursa çok merak duyacağınız bir bilim dalıdır.
Özellikle yakın tarihimizden başlayarak geçmişe yönelik tarihi kıssa ve
gerçekleri bazen mecmualardan, bazen dergilerden gazetelerden ama
mutlaka kaynaklarından okumamız lazım. Biz neden güçlüyüz. Tarihimiz
neden büyük. Bizi büyük yapan bu tarih nereden başladı, nasıl devam etti bunu bilmemiz lazım." Arınç, şimdiki neslin 25-30 kelimeyle,
SMS'lerle, mesaj atarak konuştuğunu, toplum önüne çıkıp 10 tane kelimeyi yan yana getiremediğini ifade ederek, "Türkçe, kuş öksürüğü gibi hoşa
giden, su şırıltısı gibi temiz, kulağa hoş gelen bir dil. Gençler de bu
dili tam anlamıyla öğrenmek zorunda" ifadelerini kullandı. "İslam, asıl kaynaklardan öğrenilmeli" Arınç, gençlere İslam dinini de asıl kaynaklarından öğrenmeleri tavsiyesinde bulundu. Bugünkü kötü örneklere, DAİŞ'in yaptıklarına bakarak farklı dinden bir
insanın Müslüman olmaktan korkacağını ifade eden Arınç, şunları anlattı: "Belki bu örgütleri ortaya çıkaranlar. İslam'ı yok etmek için bunları
yapmış olabilir. Bunların bu zulümlerine, cinayetlerine bakıp da
Müslüman olmaya koşacak bir insan düşünemiyorum ama çok şükür dünya da
biliyor ki gerçek Müslümanlık bu değil. Bu insanlarım Müslümanlıkla
değil insanlıkla bile ilgisi yok ama biz de iş, öğrencilik, aile ve
toplum hayatımızda inancımızın gereğini yapan, inancımızı en güzel
şekilde temsil eden insanlar olmalıyız. Çok kitaplarımız var,
okuyabiliriz. Çok güzel sohbetler var, dinleyebiliriz ama genç dini,
dili ve tarihi çok iyi öğrenecek. Durduk yerde bu işler olmuyor. " "Yeni Türkiye" lafının bir slogan olmadığını belirten Arınç, "Yeni
Türkiye bir gerçektir. Yeni Türkiye AK Parti'yle vücut bulmuş kökü
mazide olan ati demektir" dedi. Arınç, yeni Türkiye'nin aslını
inkar etmeden, aslından utanç ve hicap duymadan "Ben büyük bir
milletin çocuğuyum, ben büyük bir devletin bakiyesiyim, tarihin yüz akı
olmuş, şerefli bir neslin evladıyım" sözünü göğsünü gere gere bunu
söyleyecek insanların Türkiyesi olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: "Adımını kuvvetli atacak, çok büyük reformlar yapacak, kardeşliği
sağlayacak, ekonomik kalkınmayı güçlendirecek, bütün kurumlarından
vesayeti kaldıracak, millet iradesinin önündeki engelleri tek tek yok
edecek ve milletin iradesinin hakimiyetini kuracak her alanda yeni bir
Türkiye'ye ihtiyacımız var. Kendi tarihimizle de yüzleşeceğiz. Geçmişte
yapılmış zulümlerin hesaplarını sorabiliyorsak soracağız, hesabını
soramıyorsak da buna 'zulümdür' diyeceğiz. Tarihimizin, özellikle yakın
tarihimizin bazı sayfaları zulüm örnekleriyle doludur. İstiklal
Mahkemelerinin kurulduğu yerlerde çok ağır cezalar verilmiş hiç bir
savunma hakkı yapılmasına da imkan tanınmamıştır. İskilipli Atıf
hakkında verilen idam kararları bunlardan biridir. Başkaları da vardır
biz bunları bileceğiz. Meclis Başkanlığı dönemimde İstiklal Mahkemesi
zabıtlarının Türkçe'ye çevrilmesini ve Türkçe olarak yayınlanmasını
talimat olarak vermiştim. İnşallah o zabıtlar açıklandığında 20'li
yıllarda 25'lerde, 30'larda, 35'lerde belki daha sonrasında 'Bugün bunu
asalım da şahitleri daha sonra asarız' diyenlerin nasıl bir zulüm
işlediğini, 'Karara gerek yok, sehven idam edilsin, sonra kararı
yazılır' diyenlerin bir ülkede nasıl büyük haksızlıkları irtikap
ettiklerini hep beraber göreceğiz." Arınç, İskilipli Mehmet Atıf Efendi'nin, çok büyük bir alim olduğunu, ayet ve hadislerle dolu bir
kitap yazdığını, bu nedenle İstiklal Mahkemesi'nde
yargılandığını, savcının dahi 3 yıl ceza istediği mahkemece idama
çarptırıldığını söyledi. "Biz zulmetmedik, biz hakkı yerine getirdik" Arınç, AK Parti hükümetiyle birlikte zulümlerin son bulduğunu söyledi. AK Parti'nin sabırla hareket ettiği, yılmadığı, her adımın hesabını
şerefle verdiği için büyük ve güçlü olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti: "Bugün parlamentoda başörtülü hanım kardeşlerimiz var.
Bugün üniversitelerin her birinde milyonlarca öğrencimiz var. Yetmedi,
görevini başındaki örtüsüyle üniversitelerde, okullarda, hastanelerde,
devlet dairelerinde yerine getiren binlerce hanım kardeşimiz var. Başını açık tutmak ne kadar bir haksa ve bu hakkı hepimiz savunmalıysak başını örtmek isteyene de aynı hakkı tanımak ona zulmetmemek gerekiyordu. Biz
zulmetmedik, biz hakkı yerine getirdik. Biz adaletle davrandık.
Türkiye'de toplumsal barışı kurduk. Onun için yüzde 50 oy alıyoruz.
İnşallah önümüzdeki seçimlerde bunu da fazlasıyla aşacağız. Çünkü
adaletle hükmediyoruz. Adaletle yolumuza devam ediyoruz." Arınç, AK Parti'nin tüm seçimlerde oyunu arttırdığını vurguladı. Önümüzdeki
seçimlerin de kendilerini aşmaları gereken bir seçim olduğunu dile
getiren Arınç, şunları kaydetti: "İki günü birbirine eşit olan
ziyandadır. 3 seçim, üçünde de oyumuz yükseliyor. 35, 47, 50. Şimdi
50'de kalamayız arkadaşlar. 50'de kalırsak o zaman yanlış iş yaparız.
Bizim yükselmemiz lazım. Daha çok oyumuzu arttırmamız lazım. Bu
potansiyel var. Cumhurbaşkanımız 400 milletvekili dedi. Ağanın eli
tutulmaz 400 olur mu. Ben 399'a da razıyım aslında. İnşallah çok fazla
milletvekili çıkaralım ki şu kavgalar, gürültüler, fısıltılar
bitiversin. Bunların bir seçimlik canı vardır. Bugün sesleri yüksek
çıkar, tuzaklar yaparlar, kumpaslar kurarlar önümüze 17-25 Aralık, 14
bilmemnesi diye çıkarlar. Hepsini aşarız, engelli koşu gibi. Sonunda
bayrak direğine Allah'ın izniyle bayrağımızı dikeriz. Hepsinden artık
dersimizi almış olarak geliyoruz. Düzgün çalışacağız disiplinli
çalışacağız. Hedef 7 Haziran'dır. Başbakanıyla 12 sene geçiren bir
parti, yeni başbakanıyla ilk defa seçimlere gidiyor. Davutoğlu Ahmet
hocayı mahcup etmeyeceksiniz. O güzel insanın barışında en yüksek pay
Bursa'nın olacak inşallah. Biz hep ilk olmak zorundayız, birinci olmak
zorundayız."AA
Türkiye
23 Şubat 2015 - 11:13
DAİŞ'e katılanlar sadece Amerika ve Avrupa'dan değil
Başbakan Yardımcısı Arınç, DAİŞ'e katılımların sadece Amerika ve Avrupa'dan değil çok yakınımızdan, Yalova'dan, bir başka yerden olduğunu söyledi.
Türkiye
23 Şubat 2015 - 11:13
İlginizi Çekebilir


















