İstanbul Boğazı kıyısında bulunan ve vatandaşların "Ortaköy Camisi"
olarak bildiği Büyük Mecidiye Camisi'nde restorasyon çalışmalarında sona gelindi. Mayıs ayında ibadete açılacak camide, 3 yıl süren restorasyon
çalışmalarında 8 milyon liraya yakın para harcandı. İstanbul
Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, Büyük Mecidiye Camisi'nde
gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları hakkında AA muhabirine yaptığı
değerlendirmede, "Boğazın İncisi" olarak anılan caminin aslına uygun
haline getirildiğini söyledi. Camiden ilk şikayetlerin tavandan
çeşitli sıvaların dökülmesiyle gelmeye başladığını ifade eden Özekinci,
daha sonra yapılan incelemelerin ardından camide acil onarım yapılması
gerektiği kararının çıktığını dile getirdi. Özekinci, 2011'de Kuveyt Türk'ün sponsorluğunda çalışmaya başladıklarını belirterek, "Burası bir dolgu zemin ve Abdülmecid tarafından 1853'de ibadete açılan bir
cami. Klasik Osmanlı mimarisinden modern usule geçişin en önemli
eserlerinden birisi. Eski klasik dikdörtgen, ahşap kepenkli
pencerelerden devasa pencerelere geçilmiş. Son derece şeffaf, ferah,
aydınlık cami sistemlerine geçilen barok tarzının en önemli eserlerinden birisi" diye konuştu. Camide yaşanan deprem ve yangınlar İbrahim Özekinci, 1894'te yaşanan İstanbul depreminin camiye büyük zarar verdiğini ve caminin minarelerinin yıkıldığını anlattı. Eski fotoğraflara bakıldığında yapıda minarelerin yivli ve minare
külahlarında kurşun olduğunun görüldüğünü ancak depremin ardından
yapılan onarımdan sonra yivli minare gövdesinin yok olduğunu
gördüklerini anlatan Özekinci, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cami daha sonra çeşitli onarımlardan geçmiş ama bizim için en önemli onarım
Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 1964'te yaptığı onarımdır. Bu yılda artık
caminin tamamen kullanılamaz hale geldiği yönünde raporlar çıkmış. Ciddi bir onarım geçirmiş, orada baktığımız zaman kubbenin tamamen
kaldırıldığını görüyoruz. Çift cidarlı betonarme bir kubbe yapılmış ama
esas betonarme bir kubbe yapılmış. Asıl önemlisi ise güçlendirme
işlemleri yapılmış ve bunu gerçekten önemsiyoruz." Veriler
karşılaştırıldığında 1950-1960'lı yıllarda yapılan restorasyonlarda hep
büyük hataların yapıldığı yönünde demeçler verdiklerinin altını çizen
Özekinci, "Bilim kurulumuzun yaptığı değerlendirmeler neticesinde
buradaki güçlendirmelerin gerçekten mükemmel olduğu ortaya çıktı ve da
bu bizi çok sevindirdi, zeminimiz çok sağlam" ifadelerini kullandı. Özekinci, 1984'te yapıda yangınlar çıktığını ve 1985'te yeni bir restorasyon yapıldığını anımsatarak, şu bilgileri verdi: "Bu tarihten sonraki en kapsamlı restorasyon ise işte bu çalışmamız.
Çalışmaya başladığımız zaman şunu gördük; dış cephelerde özellikle taş
yüzeylerde çok ciddi bozulmalar vardı. İsten, çevre kirliliği ve benzeri olaylardan dolayı da simsiyah bir yapıya dönüşmüştü. Yani dünyanın gözü önündeki bir yapının maalesef tehlike arz ettiğini görüyorduk. İşte
burada çok ciddi bir çalışma başlattık. Caminin kubbesinin aleminin
düzeltilmesinden zemine kadar tamamen elden geçti. Burada özellikle taş
değişimleri çok zamanımızı aldı. Taşların üzerinde gerçekten çok güzel
motifler var. Sadece kesme bir taş değil, bunun üzerinde ayrıca o
dönemin motiflerini tek tek işlemek zorundasınız ve bunlar devasa
ağırlıkta taşları vinçlerle yerine koyabiliyorsunuz. İşte bu taş
değişimleri yapıldı ve kubbedeki kurşunlarımız yenilendi." Özekinci, minarenin alemlerindeki kurşunların tekrar düzeltildiğini ifade ederek, "Şerefe altında gördüğümüz o yaprak motifleri vardır ve onlar tekrar
onarıldı, yerlerine konuldu. Bunun haricinde dış cephelerde mikro
kumlama yöntemiyle çok hassas işçilikle temizlikler yapıldı. Değişmesi
gereken taşlar tek tek kesilerek, yerlerine monte edildi" dedi. 50 kişilik ekip, 3 yıl çalıştı İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürü İbrahim Özekinci, restorasyon çalışmalarında 3 yıl boyunca 50 kişilik bir ekibin görev yaptığını belirterek, ekibin
büyük özen ve özveriyle başarılı bir çalışma yaptığını anlattı. Camideki en önemli çalışmalarından birinin stucco sıvalar olduğunu anlatan Özekinci, konuşmasını şöyle devam ettirdi: "Bu sıvalar gerçekten çok özellikli. Burada özellikle TBMM Milli
Saraylardan Sorumlu Genel Sekreterliğimize çok teşekkür ediyoruz. Çünkü
uzman ekiplerimizi Milli Saraylardan getirdik. İşte bu çalışmalar
neticesinde stucco sıvalar da yapıldı. İkincisi kalem işleri... Tamamen
elden geçirildi. Ahşap yapıların deformasyonları, elektronik tesisat
tümüyle onarıldı. Zeminde bazı yerlerde uygun olmayan betonlar vardı,
onlar kaldırıldı. Cami içerisini 'kara sıva' dediğimiz çimento
harçlardan arındırdık ve normal horasan harcı yaptık. Caminin
girişindeki asma kat kısmını kaldırdık ve cami aslına uygun haline
getirildi." Özekinci, cami çevresindeki korkulukların da onarıldığını belirterek, şunları söyledi: "Halkımız 'Biraz geç kalındı' diyebilir ama eski eserler gerçekten çok titiz
davranılmasını gerektiriyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü olarak restorasyon ilkemiz; minimum müdahale ve maksimum koruma ilkelerine dayanıyor. Yani bir şeyin yenisini yapmak çok kolay ama korumak çok zor ve zaman
gerektiriyor. Çünkü biz bunların belge niteliğini ortadan kaldıramayız.
Bunları gelecek nesillere aktarma zorunluluğumuz, sahip çıkma
şuurumuz var. Çok şükür sona yaklaştık ve mayıs ayında inşallah camiyi
cemaatimizle buluşturacağız." Caminin restorasyonunda 8 milyon
liraya yakın para harcandığını ifade eden Özekinci, "Rıhtım
bölümüyle caminin bitişiği avlu kısmında küçük çatlaklar görüyoruz. Biz
bunun da araştırmasını yaptık ve rıhtım bölümünde kaymalar olduğunu
tespit ettik. Arkadaşlarımız gerekli çalışmaları yaptı. Onlar şu anda
Anıtlar Kurulu'nda, inşallah kurul kararı çıktığında rıhtım bölümünde
ciddi bir güçlendirme yapacağız" bilgisini verdi.
AA
AA


















