Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iki günlük Fransa ziyareti öncesinde Paris Match dergisine konuştu. "Suriye ve Irak’ın giderek Lübnanlaştığı, bölgenin yegane istikrarlı
ülkesi Türkiye’nin Avrupa’dan yeterince destek görüp görmediğine?”
ilişkin soru üzerine Erdoğan, "Kesinlikle hayır. Avrupa, Ortadoğu’daki
son gelişmeler karşısında içine kapandı. Avrupa idealini oluşturan
evrensel değerler tek tek çiğneniyor. Mısır’da demokrasiye yönelik darbe karşısında Avrupa sessiz kaldı. Suriye’deki drama karşı aynı şekilde
sessiz. Filistin meselesine karşı Avrupa on yıllarca sessiz kaldı. Şimdi de Irak meselesinde gereken tepki ortaya konmuyor. Avrupa’nın bu
sessizliği, Ortadoğu halklarının vicdanlarında onarılması zor yaralar
açıyor” ifadelerini kullandı. Suriyeli mülteciler konusunda
dünyanın gerekli desteği vermediğini vurgulayan Erdoğan, "Bırakınız
siyasi desteği, Suriyeli mülteciler konusunda bile dünyadan gerekli
desteği ne Suriye halkı, ne de biz görmedik. Bugün Ortadoğu’daki
darbelere, haksızlıklara, katliamlara, insanlık dramlarına sessiz kalan
Avrupa, inanın, yarın kendi değerlerini savunmakta çok güçlük
çekecektir” değerlendirmesini yaptı. "Türkiye ve Türkler Avrupa’nın bir parçası" Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) giriş sürecinde aynı isteği devam
ettirip ettirmediğine ilişkin bir soruyu cevaplayan Erdoğan, tam üyelik
hedefinde bir değişiklik olmadığını vurguladı. "Türkiye’nin
tarihinin Avrupa olmaksızın ve Avrupa’nın tarihinin de Türkiye
olmaksızın yazılamayacağını" vurgulayan Erdoğan, "stratejik bir tercih
olan üyelik hedefini AB’nin de aynı stratejik perspektifle
değerlendirmesi gerektiğini" ifade etti. Türkiye ve Türklerin
de çok kültürlü bir yer olan Avrupa’nın bir parçası olduğuna değinen
Erdoğan, AB’nin hukukun üstünlüğü, demokrasi ve insan hakları gibi
değerler açısından bakıldığında önemli bir güç olduğunu belirtti.
Erdoğan, Türkiye’nin de bu değerleri paylaşan ve benimseyen bir ülke
olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin müzakere sürecinde önüne çıkarılan yapay engellerin milletin şevkin kırdığını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti: "Çeşitli nedenlerle haksız şekilde bloke edilen fasıllar bizleri üzmüş, milletimizin şevkini kırmıştır. Ancak bunlar tam üyelik hedefimizde bir değişiklik oluşturmamıştır. Türkiye bugün birçok AB kriteri bakımından
AB ülkelerinin en az yarısından daha iyi durumdadır.” "Bazı Avrupalı siyasetçiler dini Türkiye’nin üyeliğine itiraz için kullanıyor" "Avrupalıların Türkiye konusunda çok istekli olmamalarının dini
sebeplere dayanıp dayanmadığına" ilişkin bir soruya ise Başbakan
Erdoğan, "AB’yi din eksenine indirgemenin kendisini inşa eden değerlere
haksızlık olduğu" yanıtını verdi. Avrupa’nın bir değerler
birliği olduğuna değinen Erdoğan, "AB’yi din eksenine indirgemek, her
şeyden önce AB’yi inşa eden değerlere büyük haksızlık olur. Avrupa
projesini, demokrasi, insan hakları, ortak refah, güvenlik, dayanışma
gibi kavramlardan bağımsız olarak ele alamazsınız” ifadelerini kullandı. Dinsel farklılıkların AB için engel teşkil etmeyeceğinin altını çizen
Erdoğan, dinin bazı Avrupalı siyasetçiler tarafından Türkiye’nin
üyeliğine itiraz için bir argüman olarak kullanıldığını belirtti. Bu
yaklaşımı gerçekçi ve akılcı bulmadığını ifade eden Erdoğan, "Ben Avrupa düşüncesinin, bu tür saplantılara dayalı hatalı politikaları
aşabileceğine, halkların yanlış yönlendirilmesini engelleyeceğine
inanıyorum. Türkiye olarak bizler, medeniyetler çatışmasına değil, tam
tersine medeniyetler ittifakına inanıyoruz" diye konuştu.
"Türkiye’de petrol olsaydı çoktan AB üyesi olmaz mıydınız?” sorusuna ise Erdoğan, "AB değerleri arasında petrol bulunmuyor. Biz 12 yılda,
ekonomik olarak da çok iyi bir performans sergiledik. Türkiye, enerji
tedarik yollarının önemli bölümüne ev sahipliği yapan bir ülke.
Dolayısıyla Avrupa enerji güvenliğine önemli katkılar
sağlayabileceğimizi unutmamak lazım" şeklinde cevap verdi. "Fransa’yla ilişkilerde beyaz bir sayfa açılıyor" Fransa’yla ilişkilerin eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile geçen
"verimsiz dönem" sonrası geleceğine ilişkin bir soruyu cevaplayan
Erdoğan, Cumhurbaşkanı François Hollande ile ilişkilerde yeni bir döneme girildiğini ifade etti. Erdoğan, "Hollande ile G20’deki
görüşmemiz ve sonrasında Türkiye’ye yaptığı sıcak ziyaret dostçaydı.
Sarkozy’nin 2011’deki G20 dönem başkanı olarak ziyareti ise 24 saati
bile bulmadı. Hollande, Ankara ve İstanbul’u görmek için vakit ayırdı.
Bu çok olumlu ve ilişkilerin tonunun değişeceğini gösteriyor. Yıllarca
süren krizlerden sonra yeni bir beyaz sayfa açılıyor” değerlendirmesini
yaptı. "Ortadoğu’da nükleer silah istemiyoruz" İran’ın nükleer silah geliştirmesi durumunda Türkiye’nin tepkisini
nasıl olacağına ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Ortadoğuda nükleer
silah istemediklerini söyledi. Erdoğan şunları kaydetti: "Biz
Ortadoğu'da nükleer silah istemiyoruz. Buna bölgedeki tüm ülkeler dahil. Türkiye tüm uluslararası silahsızlanma örgütlerine ve bu alandaki
çalışmalara etkin biçimde katkı sağlamaktadır. Ancak nükleer enerjinin
barışçı amaçlarla kullanılmasına bir itirazımız yok. Bu her ülkenin
doğal hakkı." "Arap baharı döneminin başlangıcında, Müslüman ve laik bir devlet olan Türkiye’nin herkes için bir model olduğu"
hatırlatılan röportajda, Türkiye’nin model ülke konumunu sürdürüp
sürdürmediğine ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, her ülkenin kendine
özgü bir tarihi olduğunu belirterek, "Koşullar ve tecrübeler ülkeden
ülkeye farklılık gösterebilir. Biz hiçbir zaman bir model olma
iddiasında olmadık. Bununla birlikte başarılarımızın örnek alınmasından
sadece memnuniyet duyarız. Ama Türkiye’deki tablo tüm açıklığıyla
ortada: Türkiye, halkının çoğunluğu Müslüman olmakla birlikte,
demokratik bir hukuk devletidir. İslam ve demokrasinin birbiriyle
çelişmediğini somut olarak göstermiş, laik bir devlettir”
değerlendirmesinde bulundu. Din ile siyaset arasındaki ilişki
hakkında görüşü sorulan Başbakan Erdoğan, hangi dine mensup olursa olsun tüm vatandaşları aynı derecede kucakladıklarını ve ihtiyaçlarına aynı
titizlikle cevap verdiklerini belirtti. Erdoğan, son yıllar Ermeni ve
Rum vatandaşlara yönelik açılımların ise bu durumun en güzel örneği
olduğunu ifade etti. "Milletin hizmetkarı olmaya devam edeceğiz” "Demokrasilerde on yıllık bir iktidar sonrasında, De Gaulle ve Margareth Thatcher
örneklerinde de görüldüğüne benzer bir yorgunluk hissediyor musunuz?”
şeklindeki bir soruyu yanıtlayan Erdoğan, her ülkenin, her liderin
durumunun farklı olduğunu ve genelde iktidarda olmanın oy kaybına yol
açabildiğini ancak Türkiye’e tam tersi bir durum yaşandığını belirtti. Erdoğan, "12 yılda toplam 8 seçim kazandık. Oyumuz sürekli artıyor. Bu
da halkın AK Parti’ye güvenmeye devam ettiğini gösteriyor. En son, 30
Mart’taki yerel seçimlerde de halk tercihini AK Parti’den yana kullandı. Milletin teveccühü devam ettikçe, milletin hizmetkarı olmaya devam
edeceğiz” diye konuştu. Bir devlet adamının en çok neye dikkat
etmesi gerektiğine ilişkin bir soruya ise Erdoğan, "Kibirden uzak
durmalı ve istişareye önem vermeli” şeklinde cevap verdi. Siyasetin
kendisine millet iradesine saygının, millete hizmet etmenin çok önemli
olduğunu öğrettiğini söyleyen Erdoğan, halkın kendisine hizmet götüren
idarecileri sevdiğine işaret etti. Erdoğan şu ifadeleri kullandı: "Ben belediye başkanlığımdan beri halka hizmet için samimiyetle
çalışmayı esas aldım. İnsan olarak hepimiz faniyiz. Geriye sadece
bıraktığımız eserler kalacak. İyi eserler bırakırsak, iyi bir insan
olarak anılacağız.” "Dünya kupası şaşırtıcı sürprizlerle başladı" 1970’li yıllarda profesyonel olarak futbol oynayan birisi olarak dünya
kupasındaki favorisi sorulan Başbakan Erdoğan, bazı maçları seyretmeye
çalıştığını söyledi. Erdoğan, "Bu dünya kupası şaşırtıcı
sürprizler göstererek iyi başladı. Fransa’da Ribery ve Samir Nasri’nin
olmamasına üzüldüm. Ne yazık ki Türkiye son dakikada elendi. Fakat
Hollanda’nın grubundaydık ve epey ilerlediklerini görüyorum” diye
konuştu.
AA
AA


















