Yaşayan propaganda
Maalesef Türkiye'nin operasyonel bir etkisi olmadan serbest bırakmakla ikinci bir dev propaganda daha yaptı.
Maalesef Türkiye'nin operasyonel bir etkisi olmadan serbest bırakmakla ikinci bir dev propaganda daha yaptı.
Elbette ki Aygün'ün kılına zarar gelmeden aramıza dönmesi çok sevindiricidir.
Lakin PKK'nın Aygün gibi kamuoyunun yakından tanıdığı bir parlamenteri yaşayan bir propaganda haline getirdiği de vakadır.
Cumhurbaşkanı Gül'ün isabetle "çok vahim bir olaydır" teşhisinin aksine "danışıklı dövüş" diyerek olayın önemini azaltmaya çalışanlara şunu söylerim:
PKK planladığı noktada silahlı olarak yolu kesti mi? Kesti.
Diğer araçlara "siz gidin" deyip onları gönderdi mi? Gönderdi.
İstese diğer araçlardaki sivilleri, Aygün'ün danışmanını ve gazeteciyi de kaçırabilir miydi? Evet.
Aygün dirense bile teröristlerin kaçırma iktidarları var mıydı? Evet.
Ayrıca kaçırılan kişi BDP'nin CHP'deki üssü Sezgin Tanrıkulu değil, "PKK silah bırakmalı, BDP tüm Kürtler adına konuşamaz, PKK siyasilere baskı yapıyor" diyen Hüseyin Aygün.
Yol kesme eylemlerinde mevcut teröristler sadece yol kesme eylemini yapanlar değildir.
Yola hakim tepe noktalarında onlara her an destek verebilecek silahlı unsurlar beklemededir.
Bundan sonra isterse Hüseyin Aygün kendi isteğiyle gitmiş olsun ne önemi var?
Velev ki böyle olsa CHP ilk kez mi manipülasyon yapıyor?
Ergenekon sürecindeki tavırlarını unuttunuz mu?
Önemli olan, PKK'nın milletvekilini kaçırabilecek iktidarı göstermiş olmasıydı, o da gerçekleşti.
O yolda kâfi güvenlik seviyesi olmadan dolaşan bakan veya başbakan olursa onları da kaçırabilme inisiyatifini ortaya koydu PKK.
Bunu zaten Başbakan'ın konvoyuna saldırarak göstermişti.
Twitter'da birinin bana dediği gibi "Kürdistan'da tanksız topsuz gezemezsiniz" tavrıdır bu.
Üzücü, utandırıcı ve kahredici olan budur.
Müzakereye ne hacet!
Adamlar dilediklerinde vekilinizi kaçırıp size görüşlerini/taleplerini iletiyorlar.
Acıdır...
Bu hale gelmemeliydik.
Başımızı ellerimizin arasına alıp "nereye gidiyoruz" diye derin derin düşünme zamanıdır.
PKK'nın Alevi/sol seçmene balans ayarı yapması, alan hâkimiyeti
iktidarını Alevi Kürtler'e de göstermesi, hangi partiden olursa olsun
Kürt milletvekillerine baskı yapması, CHP'ye PKK'nın onay verdiği
manevra yollarını göstermesi ve ikaz etmesi...
Bunlar bana göre ikinci planda kalıyor.
Sonuçta Aygün, iç dinamiklerin değil dış dinamiklerin baskıcı etkisiyle bu kadar kısa sürede serbest bırakıldı.
PKK, AB ve ABD'nin ileri seviyedeki bir tepkisini göze alamadı.
Yoksa bir müddet daha Aygün'ü tutup tüm dikkatleri kendisine odaklamaya devam edecekti.
Gelen Aygün'le giden Aygün aynı mı?
Aygün yolunu kesen teröristleri "Bu eylemi yapan genç arkadaşlar bu ülkenin çocukları" olarak tavsif etti.
Terörist olarak kabul etmedi.
Aygün'e göre bu PKK'nın "barış mesajı"ymış.
"Barış mesajları" ne zamandan beri yol keserek ve adam kaçırarak veriliyor?
"Tek yolun 4 partinin bir araya gelerek barış için bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyorlar. Gençler eve dönmek istiyorlar" diyen Aygün, kaçırılmadan önceki Aygün değil.
"Gelen Aygün"de, "giden Aygün"den farklı olarak açık bir PKK lisanı vardı.
"Gelen Aygün", "Türkiye'deki aydınların PKK'nın kuyruğuna takıldığını" söyleyen "giden Aygün"den farklı noktada.
PKK'nın Aygün'e yönelik psikolojik harekâtı sonuç vermiş olsa da, Aygün
üzerinden CHP'ye yaptığı balans ayarı sonuç verecek mi göreceğiz.
CHP bu olaydan sonra terör karşısındaki kulvarını daha da netleştirmek zorunda kalacaktır.
Kim ne derse desin.
PKK eylemlerin frekansını yükseltti.
Ama PKK'ya karşı operasyonel refleks ve manevra frekansı artacağına azalıyor.
PKK'nın ardı arkası gelmeyen bu yüksek puntolu eylemleri devam eder
de, terör örgütüne karşı halkı tatmin edecek kararlı adımlar seri bir
şekilde atılmazsa ülke içi infial tehlikesini kimse göz ardı
etmemelidir.
Sonuna kadar halkın sabrına ve soğukkanlılığına güvenerek beklemek ne kadar doğru?
Sınır içi ve dışında PKK'ya karşı her daim kesintiye uğratılan
operasyonel vuruşlar, polis ve askerin terörle mücadelesinde psikolojik
açıdan negatif efekt doğuruyor.
Doğuda ve batıda her geçen gün KCK'nın kendi çevresini kuşattığını
düşünen halk kitlelerinin halet-i ruhiyesini düşünmek gerekiyor.
Er geç herkes PKK'yla müzakere yapılamayacağını anlayacak ama ba'de harabü'l Basra...