Terra Incognita
Beni İsrail Suresiolarak da anılan İsra Suresinde Yahudilerin tarihte iki defa kibirlenmelerinden bahsediliyor. Bu büyüklenme veya böbürlenme (uluv el kebir) İslam tarihi içinde mi iki defa gerçekleşecek yoksa genel tarih içinde mi? Alimler arasında anlayış birliği yok. Daha doğrusu birinci büyüklenmenin tarihi konusunda net bir yorum yok.
Beni İsrail Suresiolarak da anılan İsra Suresinde Yahudilerin tarihte iki defa kibirlenmelerinden bahsediliyor. Bu büyüklenme veya böbürlenme (uluv el kebir) İslam tarihi içinde mi iki defa gerçekleşecek yoksa genel tarih içinde mi? Alimler arasında anlayış birliği yok. Daha doğrusu birinci büyüklenmenin tarihi konusunda net bir yorum yok. Bununla birlikte Ömer Abdulkafi gibi bir takım ulemanın yaklaşımı iki büyüklenme devresinin de İslam içinde olduğuna dairdir. Birincisi, Asr-ı Saadette olmuş ve Hazreti Ömer döneminde Yahudilerin Arap Yarımadasından (Ceziretü'l Arap) atılmasıyla son bulmuştur. İkinci büyüklenme dönemi ise içinde bulunduğumuz dönemdir ve Yahudilerin Filistin'den atılması veya İslam ve Müslümanların hakimiyetini benimsemeleriyle son bulacaktır. Lakin Yahudilerin ikinci büyüklenmelerine dair gerçekten de korkunç veriler var. Sözgelimi, Biri Seb'a'da Osmanlılardan kalma tarihi camide şarap festivali düzenlenmesi planı haliyle Filistinlilerin ve bütün Müslümanların tepkisini ve öfkesini çekti. Her düzeyde Türkiye de tepki gösterdi. Burası daha önce Ayasofya gibi müze haline getirilmişti. Gelen tepkiler üzerine İsrailli yetkiler çarketmek zorunda kaldı. Lakin çarketmelerini hazmetmekte zorlanıyorlar. The Jearusalem Post gazetesinde yazan Seth J. Frantzman, ' Terra Incognita: The re-Islamification of Beersheba' adlı makalesinde yine gerçekleri ters yüz ediyor. 'Tanımsız Mekan: Bi'r Seb'a'nın İslamileştirilmesi' başlığı altında kaleme aldığı makalede Türkiye'ye verip veriştiriyor. Anlaşılan Türkiye'nin meseleyi yakından takip etmesine içerlemiş.
Yazar Bi'r Seb'a Camii meselesinin, orada düzenlenmesi planlanan ve iptal edilen şarap festivali meselesinden ibaret olmadığını aksine İsrail'de tatil edilen ve atıl bırakılan İslami külliye ve sitelerin yeniden İslamileştirilmesini amaçladığını savunmaktadır. Filistin'in dışında da Müslümanların genel olarak irredentist bir biçimde eski toprakları yeniden daru'l İslam yani İslam yurdu haline getirmek istediklerini ifade ediyor. Bu konuda şahit olarak da bildik bir isme başvuruyor. Bernard Lewis'in Notes on a Century (Yüzyıla Dair Notlar) adlı kitabına göndermede bulunuyor. 1970'li yıllarda bir Türk heyetiyle birlikte Kurtuba'ya giden Bernard Lewis Türk dostlarının 13'üncü yüzyılda yapılmış olan Kurtuba Camii'ne girdiklerinde kendilerini cami atmosferinde hissettiklerini söylediklerini aktarmıştır. Lewis, Türklerin bu duygularından gocunmuş ve dide-i huffaş gibi rencide olmuştur.
Bu hissiyatı ilgiye çeviren Lewis hâlâ Müslümanların gözlerinin kaybettikleri eski topraklarda olduğunu yazmıştır. Müslümanların toprağın değil kayıp kimliğin peşinde olduklarını söylemek yanlış olmaz. Yahudi yazar Müslümanların kutsal mekanlarının gaspını içlerine sindirmelerini ve bu mekanlarda şarap festivali yapılmasını sineye çekmelerini istiyor. Neden İsrail iptidaen Müslümanlara ait olan bu kutsal mekanları müsadere ediyor ve buralarda namaz kılınmasını yasaklıyor ve müze yapmanın ötesinde burada şarap festivali düzenleyerek mekanın kutsiyetine kastediyor ve kirletiyor? Bu hazımsızlığı ve savunma mantığı bize Yahudilerin ikinci büyüklenmesinin tezahürlerini hatırlatıyor.
Seth J. Frantzman Yunanlıların Ayasofya'ya gelmelerinin ve burada ibadet etmek istemelerinin Türklerin hissiyatını rencide edeceğini hatırlatmaktadır. Buradan nereye varmak istiyor? Türkler Ayasofya'nın hem müze yapılmasından hem de Yunanlıların ona göz dikmesinden elbette ki rahatsızdır. Onlar, Mescid-i Aksa'yı Süleyman Tapınağına çevirmek için can atmıyorlar mı? Burada garip olan Yunanlıların Ayasofya'yı tekrar ele geçirmek ve kilise yapmak istemeleri değil Fatih'in torunu Türklerin elinde olan bu mabedin hâlâ ne diye müze olarak tutulduğudur? Bu haliyleAyasofya Terra Incognita yani tanımsız bir mekandır. Dini bir mekan olmaktan çıkarılmış ve seküler bir mekan haline getirilmiştir. Buna desecration/hürmetsizlik ve hürmeti kırmak denilmektedir. İsrail de Yunanlılara özenerek Ayasofya'nın kardeşi olan Mescid-i Aksa'yı Süleyman Tapınağı haline getirmek istemektedir.
Yahudilerin ters mantığı sınır tanımıyor. Yahudi Hahamı Şemuel Şemueli de Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mürsi'nin Kudüs'ü işgal edeceğinden dem vuruyor. Seth Frantzman gibi o da ters mantık malülu. Zira Mürsi Kudüs'ü işgaletmez olsa olsa Kudüs'ü işgalden kurtarır. Kendilerini işgalci görmedikleri için Mürsi'yi müstakbel işgalci olarak tasvir ediyorlar. Hitler'in kisvesini kendileri giydikleri gibi kendi kisvelerini de Mürsi'ye yakıştırıyorlar. Pes doğrusu! Elbette onların kendilerini işgalci görmemeleri onları ev sahibi yapmaz. Kimse ayranım ekşi demez. Haham Şemuel Şemueli Mürsi'nin 176 yıldan beri ilk defa İskenderiye'deki Yahudi Mabedinde Yahudi yılbaşı kutlanmasını engellediğini söylemektedir. Bir zamanlar İskenderiye'deki bu mekanda Lozan'da kritik bir rol oynayan Haim Nahum Efendi görev yapmıştır. Mürsi'nin 70 üst rütbeli subayı emekli etmesinden kuşkuya kapılan mezkur Haham, Mısır cumhurbaşkanının İhvana bağlı İslami bir ordu kurarak Kudüs'ü işgal edeceğini ve burasını İslam ümmetinin başkenti yapacağını ve İsrail'in de bu suretle işini bitireceğini söylemektedir. Bu kadar güzel temenniye kim katılmaz!
Lakin, önce Terra Incognita yani esir gri alanları kurtarmak gerekiyor.