Tek kişilik mahzen
Narsisizm hastalığına yakalanmış kişi, kendini zirveyi hak etmiş biri olarak görse de, bu duygunun altında paradoksal olarak yalnızlık güvensizlik ve değersizlik duygusu yatmaktadır.
Narsisizm hastalığına yakalanmış kişi, kendini zirveyi
hak etmiş biri olarak görse de, bu duygunun altında paradoksal olarak
yalnızlık güvensizlik ve değersizlik duygusu yatmaktadır. Biricikliğine
inanan ve yalnızlığa hapsolan bu kimseler aslında değersizlik
duygularını, kendilerini şişirerek örtme gayreti içinde olurlar. Narsist
eğilim taşıyan kişinin en geçerli besini övgüdür. Ona göre bütün
insanlar kendisinin bu ihtiyacını karşılamak için vardır. Rekabeti
sevdiği için sürekli yarış halindedir ve maratonu hep önde götürmelidir.
Onları eleştirdiğinizde birden karşınızda yer alırlar, zira eleştiriye
karşı son derece duyarlıdırlar...Çünkü kendilerini bulunmaz Hint kumaşı
olarak görürler.
İnsanı ayrıcalıklı kılan özellilerinden biri de Empati kurabilmesidir.
Allahın bizlere bahşettiği bu duygu sayesinde insanların halini anlar,
sıkıntılarına ortak olur ve bencillikten kurtuluruz. Narsist kişi ise,
empati yeteneğini toprağa gömmüş ve bunu bir ahmaklık olarak görmeye
başlamıştır. Onlar insanların halini anlamaktan uzaktırlar. Çünkü tek
kişilik bir mahzende yaşarlar. Acıma duygusunu kaybeden, insanları
ezmekten, küçük düşürmekten keyif alan bu kimseler, dışarıya
yüksekteyim, seni küçümsüyorum mesajı verseler de kendi içlerinde yoğun
bir yalnızlık yaşarlar.
Seküler kültür, kişinin bireyselliğini ve dünyevi başarısını önceler.
Narsist kişi için bu büyük bir avantajdır. Peşinde koştukları para ve
başarı onların kibrini daha da arttırır. Farklı olduklarına ve
insanların kendilerini anlayacak yetenekten mahrum kaldığına inanırlar.
Bir tür paranoya ile yaşarlar fakat farkında değildirler.
Belki de bulundukları konumda iyi olmayı başarmıştırlar. Ancak iş
hayatındaki başarı tek başına yeterli midir? Elbette yeterli değildir
ancak bu kişiler sığ ve mesnetsiz kalelere tırmandıklarından üzerine
çıktıkları zirvenin kağıttan olduğunu anlayamazlar. Lüks ve şaşalı bir
hayat sürmek, iyi yerlere gelmek ve önemli kişilerle görüşmek isterler.
Çünkü tek kişilik dünyalarında yalnızdırlar.Sürekli alan taraf olmak bu
insanların istidatlarını iyice köreltmiştir. Alan insan cimrileşir
yoksullaşır ve bencilleşir. Almak kadar vermek te gereklidir.
Çevrenizde narsist özellikler taşıyan kimseler vardır, olacaktır
da...Zira sekülerizm, diğerkamlığı, fekadarlığı ve adaletli olmayı bir
ahmaklık olarak görüyor ve bu kavramları acımasızca katlediyor.