TSK darbeciler için üzülür de!
ASDER'den bir arkadaş aradı.. "Devlet, şüpheli subaylar hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği karardan üzgün de, YAŞ kararları ile ordudan atılan binlerce kişi hakkında bu güne kadar neden bir üzüntü beyanında bulunmadı.." diye sordu.
ASDER'den bir arkadaş aradı.. "Devlet, şüpheli
subaylar hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği karardan
üzgün de, YAŞ kararları ile ordudan atılan binlerce kişi
hakkında bu güne kadar neden bir üzüntü beyanında
bulunmadı.." diye sordu.
Şüpheliler hakkında savcının hazırladığı iddianame
mahkemece kabul edildi ve mahkeme kararını da verdi,
sanıkların dörtte üçü mahkum oldu.
İsnat edilen suç cinayet planı yapmaktan darbeye kadar uzanan bir sürü ağır suç.
GKB açıklama yapıyor ve bu kararlardan üzüntü duyduklarını ifade ediyor.
YAŞ kararları ile ordudan atılan binlerce subay ise, unutulmuş, kale alınmamış olmaktan rahatsız..
Suçları, eşlerinin başörtüsü ya da kendilerinin namaz
kılması. Çoğu birileri tarafından suçlanmış ve
savunmaları bile alınmadan ordudan ihraç edilmişler..
En ağır suçlama onlar hakkında disiplinsizlik.. Üstü "içki
iç" demiş içmemiş, "eşini getir baloya, danset, dansedelim"
demişler bunu da yapmamış. "Biçarelerin suçları öylesine
büyük, öylesine büyük ki, bütün cezalar ona nisbetle küçük!".
Bazıları emre uymuş. Bu defa "Takiye yapıyor" diye rapor
tutmuşlar. Bir kere kurt kuzuyu yemeye karar vermiş..
Birileri Laikçi-Kemalist olduğunu gösterecek ya,
kendilerine bir kurban gerek. Kimi önünde engel olarak
gördüğünün ayağını kaydırmak için "irticacı yaftası"
kullanıyor arkadaşına.. Nereden tutsanız elinizde
kalıyor. Tam bir rezalet..
"Biçarelerin günahları öylesine büyük, öylesine büyük ki, bütün cezalar ona nisbetle küçük.."
Adamlar fişlemişler. "Eşi memleketinde başını örtüyor.
Annesi başörtülü, içki içmez, gümüş yüzük takar,
güvenilmez". Ama öte yandan "sübyancı, alkol kullanır. Paraya
tamadı var. yükselmek istiyor, güvenilir" mantık bu!
Adam yerine konulmak, değer verilmek, başlarına gelenler
için birilerinin olanlardan üzüntü duyduklarını dumak
istiyorlar.. İlle de çetecilik yapmak, darbe mi planlamak
gerekiyor. Hükümete hakaret etmek, hakimleri tehdit etmek,
mahkemeyi boykot etmek mi gerek muhatap alınmak için!..
İşler çok karıştı. Ayşe Kulin dese ki, "Gay ve lezbiyenliğin
bir özgürlük konusu olduğuna ilişkin inancımı kaybettim"
dese, birileri kıyameti kopartır, "aileye inancımı
kaybettim" diyor, kimse ses çıkartmıyor. Bunu savunan bir
roman yazıyor, belki yarın okullarda ödev verilir o kitapla
ilgili.. Hatta bu konuda yeteri kadar açık ve net olmadığı
için eleştiriliyor.. Bu iş malesef hayatın bir çok alanında
böyle..
Aslında bunların sayıları da çok değil. Dostları da yokmuş..
Yalnız adamlar. Gözlerini karartıp, ellerinin silahlarının
üzerine koyarak ve üst perdeden konuşarak herkesi
korkuttular.. Arkalarında ABD ve İsrail, Avrupa var diye de
hava atıyorlardı.. Sırtını Mafia babasına dayanış mahalle
kabadayıları gibi, kendilerine kimsenin
dokunamayacağı, hesap soramayacağı havasında idiler..
Sonunda birileri çıktı ve "kıral çıplak" dedi.. Sonuç
ortada..
Hala adamlar meydan okumaya devam ediyorlar. Özkök paşa bile
bunların tacizinden bıkıp, "tamam hepsi değerli insanlar"
dedi..
Genel Kurmay Başkanlığını açıklama yapmaya zorladılar.
Sonra da diyecekler ki, "bu karar kimsenin içine sinmedi!".
Halbu ki, karara karşı gösterilen tepki bile uslub ve öz
olarak bu kişilerin nasıl bir haleti ruhiye içinde
olduklarını çok açık gösteriyor.. Hala herkesi tehdit
ediyorlar. Meydan okuyorlar..
Onlar bir plan yaptılar. Allah'ın da bir planı vardı.
Orduda neler olduğunu ASDER'lilerin öz savunmalarından öğrendik.. Arkası geldi..
Soğuk savaş bitince bunlar işsiz kaldı. Canları
sıkılıyordu. Amerika yeni bir yapılanmaya gitme kararı
alınca paniklediler.. Belki de korkularından ne
yaptıklarını bilmez hale geldiler.
Zaten her yere girmişlerdi. Amerika iplerini bırakınca ne
yapacaklarını bilmez halde sağa-sola saldırmaya
başladılar.
Bunların "ulusalcılıkları" filan hepsi kendinden menkul,
palavradan ibaret.. Bunlar Kemalist bile değil. Laikliğin,
korumaya çalıştıklarını söyledikleri Cumhuriyet'in bile
ne anlama geldiğini bile bilmezler doğru düzgün..
Bakalım bundan sonra ne yapacaklar!
Bu millet onları affetse de, olanları unutmayacak..
Bu davalar da sürdüğü sürece hafızalar yenilenecek ve bilinç tazelenecek..
Bu adamların tek sığınacakları yer vardı, o da kamu vicdanı. Orayı da bombalıyorlar..
Bu planı kim yapıyorsa. Bunlar nasıl adamlarsa.. Kendilerini
savunmaktan bile aciz bu adamlarla nasıl yurt savunması
yapılabilir ki!
Neyse, o karanlık, kanlı, korku dolu günler geride kaldı
artık.. Henüz herşey bitmedi ama bu işler geri dönülmez
noktayı çoktan geçti. Ama bir de bunu bu davaların sanıkları
anlasalar..
Selam ve dua ile..