Sevgi ve emek
Genç kız yirmisinde sevmişti kocasını. Bir tanıdıkları vasıtası ile tanışmışlardı ama birbirlerini çok sevmişlerdi.
Genç kız yirmisinde sevmişti kocasını. Bir tanıdıkları
vasıtası ile tanışmışlardı ama birbirlerini çok sevmişlerdi. Bir yıl
nişanlı kalmışlar, daha sonra evlenmişlerdi. Evliliğin ilk bir yılı genç
kızın hayal ettiği gibi geçmiş ve evlilikle ilgili endişeleri
silinmişti. Sevilmek ve kendisine değer verildiğini bilmek onu çok mutlu
ediyordu. Eşi de aynı duyguları taşıyor hatta hafta sonları küçük
süprizler yapıyordu. Onun da eşine karşı büyük sevgisi vardı. Askerde
iken telefon bozulmuştu da, kar kıyamet demeden, koskoca direğe
tırmanmış ve kırılan telleri tamir etmişti. Çünkü o gün eşi ile görüşmek
üzere sözleşmişlerdi. Bir araya geldiklerinde geçmişe gider ve
hatıraları yeniden yaşarlardı. Nedense hayatlarında hiçbir şeyin
değişmeyeceğini düşünüyorlardı.
Ama birinci yılın sonunda ilişkilerinde bir kopukluk olmuştu.
Duygulardaki yoğunluk yavaş yavaş azalıyordu. Her ikisi de ilişkilerinde
bir sorun olduğunu düşünmeye başladılar. Artık hem karı koca olarak hem
de iki insan olarak ilişkilerine yeni bir boyut kazandırmalıydılar.
Olup bitenlere bir anlam veremiyorlardı. Eşini günde dört kere arayan
beyefendi artık haftada bir kere arayabiliyordu. Özellikle kadın bundan
daha fazla etkileniyor ve artık bir şeylerin yolunda gitmediğini
düşünüyor, kendisine sık sık süprizler yapan eşinin yemeği yer yemez
yatıp uyumasına bir anlam veremiyordu. Evliliğin ilk günlerinde gördüğü
ilginin aldığı iltifatların hiç sonu gelmeyecek sanmıştı. Acaba ne
olmuştu da bu adam değişmişti. Aslında bu değişimden eşi kadar olmasa da
kendisi de nasibini almıştı. Son günlerde yaşananları bir sorun olarak
görüyor ve eşini sürekli sıkıştırıyordu. Neden değiştin, ne oldu da bu
duruma düştük, artık benimle ilgilenmiyorsun beni sevmiyorsun diyor ve
iğneli laflar ediyordu. Adam bir süre sonra patlama noktasına gelmiş ve
eşinden uzaklaşmaya başlamıştı. Çünkü ona göre değişen bir şey yoktu.
Tartışmalar ikinci yıl da devam etti ve sonra herkes kendi dünyasına
çekildi.
Kadın ilgisiz bir ailede büyümüştü ve ihtiyacı olan ilgiyi eşinden
sağlayabileceğine inanıyordu. Ama artık o da bu konuda cimri davranmaya
başlamıştı. Kadın suçlu olarak kendini görüyordu... Acaba nerede hata
yaptım? Güzelliğimi kaybetmiş olabilir miyim? Yoksa sevilmeye değer biri
değil miyim? diye düşünüyordu...
Bazı evliliklerde buna benzer durumlar yaşanır. Çünkü kadınlar daha
ziyade, eşi ile gündelik meselelerden konuşmak ve paylaşım içinde olmak
ister. Erkek ise çözüm odaklıdır. Bu farklılıkları dikkate almayan
çiftler birbirlerini anlamakta zorlanırlar. Bir de eşler genellikle,
aşkla ilişkiyi karıştırırlar. Kişi aşk beslediği kimseyi merkeze
aldığından duygularını ifade etmekten ve ona ilgi göstermekten kaçınmaz.
Sevdiği kişiye karşı daha hassastır, bütün dikkatini bu kişiye
çevirmiştir. Aşkın süresi bittiğinde ise her şey normal seyrine döner.
Bu saatten sonra geçerli olan şey emek vermektir. Zira ilişki emek,
fedakarlık sevgi ve saygı ile beslenir. Eşinizle geçirdiğiniz günler,
yaşadığınız hatıralar, birlikte yaptığınız işler, iyi ve kötü günleriniz
ilişkilerinizin iskeletini oluşturur ve sizi birbirinize bağlar.