Olmaya devlet cihanda
Umre dönüşü sıkı bir diyete girdim. Daha önceden fazla kilolarımı vermeye niyet etmiştim.
Umre dönüşü sıkı bir diyete girdim. Daha önceden fazla kilolarımı vermeye niyet etmiştim.
Sonuçta bugün 110 kilodan 99 kiloya geriledim. 95'e kadar gerileyip
orada bir süre beklemek ve daha sonra 90'a kadar gerilemek istiyorum.
20 kilo fazla bir yükle koşmak mümkün değil. Sabah, akşam, gece hep bu
yükle yaşamak kolay bir iş değil. Daha çok yiyecek içecek, daha çok
uyumak isteyeceksiniz. Fazla kilo bir işkence gibi sanki.
Şimdi daha az yiyorum. Az ve tabii yiyecekleri tercih ediyorum. İki öğün yiyorum.
"Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." Sağlığın değerini onu kaybetmeden anlamak gerekiyor.
Kur'an-ı Kerim'de yiyeceklerden bu kadar çok söz edilmesi boşuna değil.
Sağlıklı bir çevrede yaşamadığımız gibi sağlıklı bir şekilde de
beslenmiyoruz. Kıyafetlerimiz, kullandığımız eşyalar çok sağlıklı değil.
Hormonlar, zirai ilaçlar, geni ile oynanmış gıdalar yetmiyor, gürültü,
trafik, terör, savaşlar... insanların ruh dünyasını altüst ediyor. Bütün
bunlar yetmiyormuş gibi bir de insanlar sigara içmiyorlar mı,
alkol-uyuşturucu kullanmıyorlar mı...
Dün Bursa'ya gittim. Kızlara yönelik yaz Kur'an kursunun hatim ve iftar
töreni vardı. Bu vesile ile dünyanın en büyük entegre zeytin fabrikası
olan Marmarabirlik tesislerini ziyaret ettim. Genel Müdür İbrahim
Minareci ve Genel Müdür Yardımcısı İsmail Acar beyleri ziyaret ettim.
Zeytin ve yağı aslında ilaç gibi bir gıda. Ama yeteri kadar bu nimetten
istifade etmiyoruz. Sadece ilaç değil, aynı zamanda koruyucu.
Türkiye'nin Marshall yardımı aldığı yıllarda radyolarda bir türkü
söylenirdi: "Zeytin yağlı yiyemem aman basma da fistan giyemem aman
senin gibi zalime ben efendim diyemem aman.." ABD'li dostlarımız bize
"Tereyağ ve zeytinyağı yemeyin, margarin yiyin" diyor. Basma üretmeye
başlamışız, basma giymemeyi emrediyor. Süt yerine süttozu içmemizi
istiyor. Sonra ayranı şerbeti bıraktık, gazoz/cola içmeye başladık.
Lahmacun değil börek, pide değil pizza, köfte değil hamburger..
Marmarabirlik neden zeytinyağı bazlı krem/sabun/ şampuan üretmez, neden
bir tanıtım grubu oluşturulmaz, neden ürün çeşitlemesine gidilmez?
Benzer konuları konuştuk.
Türkiye global bir güç olacaksa bu herkesin elini taşın altına koyması
ile mümkün. Bugüne kadar bir şekilde geldik. Eğer global rekabette
başarılı olmak istiyorsak kendimizi yenilemek zorundayız. Futbol
karşılaşmaları ile ilgimizi eğer diğer kurumlarımız için de
gösterebilsek aslında ne iyi ederiz.
Gazetelerimizin spora ayırdığı sayfa ile ekonomiye ayırdığı sayfa miktarına bir bakın, ne demek istediğim anlaşılır.
Dünyanın en zengin bitkisel droglarına sahip bir ülkeyiz ama maalesef bu zenginliğimizi yeteri kadar değerlendiremiyoruz.
Zeytin bahçeleri drog tarımı için kullanılamaz mı? Ya da devekuşu
yetiştirilemez mi aynı zamanda? Arıcılık yapılamaz mı aynı alanda? Tabii
zirai ilaçlardan arındırılabilirse bahçelerimiz.
Eskiden Bursa ipekçilikle anılırdı. Artık kestane şekeri ve iskenderle
anılıyor. Sahi Gemlik'i zeytinde niye bir dünya markası yapmıyoruz?
Sağlıklı bir hayat hepimizin meselesi. Hava, su ve toprağı kirletmemeliyiz. Tabiata verdiğimiz her zarar bize geri dönecektir.
Daha az tüketerek aslında daha sağlıklı yaşamak mümkün. İsraf etmemek
sadece erdemli bir davranış değil, belki de daha fazla ürün için fenni
gübre ve hormon kullanımı, ya da geni ile oynanmış ürünlerden kurtulmak
için önemli bir fırsat ele geçirmiş olacağız.
Batıdan bize dayatılan gıda, sağlık ve tedavi yöntemleri hayatımızın
kalitesini artırmaktan ziyade, pahalı ve bağımlı bir ömür için bir
komplo olabilir mi?
Gıda konusunda, helal-haram ayrımından hijyene, hormondan genetik
risklere, katkı maddelerinden kimyasal birikintilere kadar birçok konuda
bilgili ve dikkatli olmamız gerekiyor. Selâm ve dua ile.