Muhafazakârlar, Kur'an ve III. bin yıl
Her hafta olduğu gibi geçen hafta da "Adil Düzen Çalışanı" arkadaşlarım "yorum" olarak önemli konuları ele aldılar. Bugün bu çalışmalardan bir demet sunmuş olayım.
Her hafta olduğu gibi geçen hafta da "Adil Düzen Çalışanı" arkadaşlarım "yorum" olarak önemli konuları ele aldılar. Bugün bu çalışmalardan bir demet sunmuş olayım.
ZENGİNLİĞİN MÜ'MİN OLMAYA ETKİSİ
Bir zamanlar muhafazakâr kesim son derece fakirdi. Fakirlikten öteye son derece ezikti. Namazlarını kılarlar, işlerini yaparlar, kıt kanaat geçinirlerdi. Onlara yakıştırılan hizmetçi, kapıcı olmaktı. O zaman zengin olanlar ise inançtan uzaktaydılar./ Gün geldi, muhafazakâr kesimin bir kesimi zenginleşti. En lüks evlerde oturmaya başladı. Artık hizmetçi değillerdi, hizmetçileri vardı./ O zaman bir soru sorarsınız: Muhafazakârlar zenginleşince, iktidarı ve gücü ele geçirince İslâmiyet mi geldi? Cevap çok açıktır: Hayır, gelmedi./ En zor tebliğ zenginlere yapılır. Fakirlere kolaydır tebliğ, çünkü zaten bir çıkış yolu aramaktadır. Mevcut düzen fakir için kötüdür. Oysa zengin için durum öyle değildir, mevcut zalim düzen zengin için iyidir. O düzen içinde varlığını elde etmiştir ve şatafatlı yaşamının sürmesi için o düzene ihtiyacı vardır. O yüzden tebliği en zor zenginlere yaparsınız, isterse alnı secdeye yapışık olsun bu zengin Müslüman kardeşinizin. Çünkü "faizli zalim düzen" içinde rantı vardır. Bilinçaltında "İslâm düzeni" gelince rantının kesileceği korkusu vardır. Bu nedenle şiddetle karşı çıkar./ Bunun en güzel delili, delillerin en güzeli olan âyettir: "Bir karyeye uyarıcıyı yalnızca oranın şımarık zenginleri 'biz size gönderilene küfrederiz' deme hâlindeyken gönderdik." (Sebe Sûresi, 34. âyet) Bu nedenle "Adil (Ekonomik) Düzen"e en çok karşı çıkanlar bu gibilerdir ve öyle de olmaya devam edeceklerdir. (Lütfi Hocaoğlu)
KUR'AN'DAN UZAKLAŞTIKÇA
İslâmî hareket ve Müslümanların parçalanmasının tek sebebini Kur'an'dan uzaklaşma olarak görüyorum. Ne zaman ki Kur'an'ı hayatın dışına aldılar, işte o zaman bu yozlaşmalar gerçekleşti. Osmanlı zamanında ve öncesinde yasaklanan içtihatlar sayesinde bu durumdayız. Önceden yapılan içtihatlar bir süre Osmanlıyı idare etmiştir. Ya sonrası; işte bugün bu durumdayız./ KUR'AN öyle müthiş bir ilâhi kitap ki her zamana uygun olacak mesajları içermektedir. Tabii bu sadece kuru kuruya okuyarak değil de âyetler üzerinde kelime anlamları üzerinde düşünerek çıkartılacak olan içtihatlar sayesinde olacaktır. "Düzen" olarak "KUR'ANÎ DÜZEN" gelmedikçe bu bozulmalar devam edecektir. Günümüzde halkımız Kur'an'dan sadece okuma sevabı üzerinde durmaktadır. Toplumda herhangi bir sorun için kim Kur'an'dan çözüm aramaktadır? Bunu hiç görmedim. Şimdilerde hazırlanacak olan anayasa için bile Kur'an'dan yararlanalım diyen yok. Hâlbuki Kur'an sadece iyi insan olmayı ve âhireti anlatmamaktadır. Kur'an'da anlatılanlar güzel bir hikâye olsun diye değil de günümüz sorunlarına cevaplar bulalım diye anlatılmaktadır. Hüküm çıkarmak için de Arapça gramerinden yararlanarak çalışma yapılmalıdır. Bunu da her insan gelişi güzel kafasına göre değil de gramerinden yararlanılarak yapmalıdır./ KUR'AN, hayatımızı yaşarken kimseye zarar vermeden herkesin işinin, aşının ve hukukunun korunduğu bir sistemi anlatmakta, tüm insanlığın barış düzeninde yaşamasını anlatmaktadır. Bunun için çalışmalıyız. (Emine Hocaoğlu)
III. BİN YIL
1897'de alınan kararla Birinci Cihan Savaşı çıkarılmış, imparatorluklar yıkılmıştır. İkinci Cihan Savaşı çıkarılmış, İsrail devleti kurulmuştur. O karara göre 1997'de İsrail İmparatorluğu kurulacak, Ortadoğu'da nüfusları 10 milyondan az devletler kurulacak, silahtan arındırılmış bu devletler, atom bombası ile donatılmış İsrail'in hâkimiyetinde bir Ortadoğu imparatorluğu oluşturacaktı./ Millî Görüş siyaseti bunu önledi. Erbakan ve arkadaşları engel oluşturdular. Sermaye hedefine ulaşamadı. Üstelik sermaye siyasi hâkimiyetini de kaybetti. Şimdi çırpınmaktadır. Dünyada birbiriyle suni olarak çatıştırılan süper güçler kalmadı. Dengelerin bozulduğu bir dönemde yaşıyoruz.../ Biz güçlü olursak dengeleri oluşturabiliriz... Yönetime Millî Görüş çizgisinden gelenler hâkim olmalıdır... Bu çizgide olanlar anlaşmalıdırlar... Bu kadro "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN"i benimsemeli ve insanlığa çözümler sunmalıdır... (Süleyman Karagülle)