Komşunun külü kalmadı ki!
Hazreti Peygamber "Allah'a ve ahiret gününe inanan komşusuna iyilik etsin" buyurmuştur. Kültürümüzde komşu hakkı diye bir şey vardır ki, bu tamamen İslam geleneğinden beslenir. Hatılarımıza şöyle bir seyahat edecek olursanız, geçmişle günümüz arasında dahaki farkı görebilirsiniz.
Hazreti Peygamber "Allah'a ve ahiret gününe inanan
komşusuna iyilik etsin" buyurmuştur. Kültürümüzde komşu hakkı diye bir
şey vardır ki, bu tamamen İslam geleneğinden beslenir. Hatılarımıza
şöyle bir seyahat edecek olursanız, geçmişle günümüz arasında dahaki
farkı görebilirsiniz. Çocukluğumuzda, annelerimiz komşuya kokusu gitti
der ve evde pişen yemekten bir tabağa koyar ve elimize tutuştururdu.
Tabağı alır komşunun kapısını çalar ve geri dönerdik. Annelerimiz bu
yolla hem komşuluk ilişkilerimizi geliştirir hem de bizlere paylaşmayı
öğretirlerdi. Ama artık insanları birbirine bağlayan güven zincirleri
bir biri kırılıyor.
Komşu deyince hepimizin aklına, maddi manevi alış verişlerimiz gelir. O
yüzden atalarımız komşu komşunun külüne muhtaçtır demişler. Fakat
şimdilerde artık ne komşunun külü kaldı ne de komşuluk ilişkileri...
Aynı apartmanda yaşan insanlar dahi birbirlerini tanımıyorlar... Bu
sadece toplumun bireyselleşmesi ile ilgili bir sorun değil. Biraz da
insanların birbirlerine olan güvenlerinin kırılması ile alakalı... Yaşlı
dul kadınların öldüren, malınıza canınıza kast eden, çocuklarınızı
kaçıran, taciz eden, çalah öldüren kimsenin yakın komşularınızdan
çıkması ne yazık bi komşuya olan güveninizi de kırıyor.
Çocukluğumuzda komşularımızla olan alış verişlerimizin maddi manevi
anlamı vardı. Komşunun ikramına icabet ederken, aynı zamanda onun bizi
hatırladığını ve değer verdiğini düşünürdük. Bu duygu iki aile arasında
kuvvetli bir bağ oluşturur ve ailenin fertlerini birbirlerine
kenetlerdi. Tuzunuz bittiğinde vaktiniz yoksa komşudan isteyiverirdiniz,
başınız darda kaldığında hemen komşunun kapısını çalar meramınızı
anlatırdınız. Bizleri birbirimize bağlayan o güven zincirlerinin
kırılması ile bütün bunlar birer hatıra olarak kaldı.
Yaşadığımız çağda insanlar, yardımlaşma ve biz olma duygusundan yavaş
yavaş kopuyorlar. Ancak yaşanan yalnızlık ve sosyal sorunlar insanın
insana olan ihtiyacını yeniden ortaya koyuyor.