Kılıçdaroğlu ne diyor?
Dün belediyelerin öğrencilere burs vermesine karşı çıkıyorlardı, bugün yeniden istiyorlarmış.
Dün belediyelerin öğrencilere burs vermesine karşı çıkıyorlardı, bugün yeniden istiyorlarmış.
Dün "Harçlar kalksın" diyenler, üniversitede harçlar kalktı, şimdi ses
çıkartmıyorlar. "2. öğretim için de harç kalksın" diyorlar..
Keşke harçları tümden kaldırmak yerine, krediye dönüştürülse.. Bu
hizmeti alanlar aldıkları hizmetin bedelini ödeseler. Birileri de,
"Nasıl olsa bedava" diye kayıt yaptırıp kontenjanları şişirmeseler..
Ama "Kalksın" dediler, kalktı.. Aslında bu harçların faturası millete yıkıldı. Birileri ödeyecek bunun parasını.
Popülizm bedavacılıkla birleşince böyle oluyor. Bu bedeli ödeyebilecek olanlar da ödemeyecekler artık..
Yabancı öğrenciler için de harç kalksın madem.. Yabancı öğrencilerden
alınan harçlar mütekabiliyet uygulaması çerçevesinde, yurtdışında
öğrenim gören bizim yurttaşlarımız için de ağır bir fatura oluşturuyor..
Neyse, asıl konum bu değil..
İş Bankası'nın 88. yılı kutlanıyor galiba.. Harika bir tanıtım filmi
hazırlamışlar.. Ama öte yandan İş Bankası'nın sermaye yapısına ilişkin
tartışmalar bitmeden bu konu hep gündem oluşturmaya devam edecek..
CHP'nin yönettiği bu fonun neması TDK'ya, TTK'ya aktarılıyor. Yıllarca
bu fon Kur'an öğretimine mani olma adına Arapçaya karşı ve İslam
tarihinin öğretilmesine karşı bir finansal kaynak olarak kullanıldı..
Hilafet fonunun paraları hilafete ve hilafetin istinatgahı olan İslama
karşı kullanıldı!
Aslında TDK ve TTK'nın bir vakfa, vakıf üzerinden bir üniversiyete
dönüştürülmesi gerek.. Bu çatı altında dil ve tarih çalışmaları
yapılması daha doğru bir tercih olur diye düşünüyorum.. Bu iki kurum
resmi dil ve resmi tarih öğretisinin misyonerlik merkezi gibi çalıştı
uzun yıllar. Resmi dil ve resmi tarihin esası dil ve tarihin dini
kavramlardan arındırılması esasına dayanıyordu işin başlangıcıdında..
İş Bankası'nın CHP tarafından yönetilen hisselerinin Vakıflar'a
devredilmesi gerek. Sadece CHP'nin yönettiği değil, Hindistan'dan,
hilafet fonundan Kurtuluş Savaşı için gönderilen yardım paralarının
tümünün Vakıflar'a aktarılması gerekir. Bu paraların bir kısmı Mustafa
Kemal'in, bir kısmı Celal Bayar'ın adına bankaya sermaye olarak
yatırıldı.. Başka isimler adına da yatırılmış olanlar varsa çıkartılıp,
hepsinin Vakıflar'a devredilmesi gerekir..
Buradaki gariplikler sadece İş Bankası'nın sermaye yapısı ile ilgili
değil; bu hisselerin CHP tarafından temsil ediliyor olması da ayrı bir
garabet.. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı mı bu konuya el atar, Meclis
mi bu konuya el koyar bilmiyorum ama bir şekilde bu defterin kapatılması
gerekir..
İşe bakar mısınız, şimdi Kılıçdaroğlu kalkmış, "demokrasi ve özgürlük
taleplerinin emperyalizmin oyunu" olduğundan dem vurarak, Hatay'ın
anayurda katılmasını sağlayan parti olarak kendilerini tanıtmalarına
rağmen, bugün, aynı CHP Hatay'ı kendi toprağı olan gören Baas
yönetiminin propaganda merkezi gibi çalışıyor..
Esed diktatörlüğüne karşı direnen halkı "Amerika'nın ve emperyalizmin
kuklası" olarak göstermeye çalışıyor. Hükümetin ve halkın el birliği
ile, sayıları 100.000'e yaklaşan Suriyeli komşularımıza karşı gösterdiği
insaniyeti sabote etmeye çalışıyor..
Suriye'den gelenler bölgede suç oranını artırmış, huzuru bozmuş da..
Suriye ordusundan kaçan askerlerin bulunduğu kampa girememişler de..
Orada muhaliflere askeri eğitim veriliyormuş da..
Hızını alamayıp, Haliç yamaçlarında Amerikan ordusunun Suriyeli muhaliflere askeri eğitim verdiğini yazan da var..
Kendi ordusunu, hükümetini; Türkiye'yi tehdit eden, Türkiye'ye karşı
örtülü bir savaş sürdüren, kendi halkına karşı katliam yapan bir
iktidara şikayet eden bir ana muhalefet partisi ile karşı karşıyayız..
Türkiye bu misafilerin güvenliğinden ve barınmasından sorumlu.. Türkiye
kendi sınır güvenliğini de korumak zorunda. Bunun içinde Türkiye'ye
gelen üst düzey subaylarla istihbarat ve bilgi alışverişinde
bulunmasından daha tabii ne olabilir?
Bunlar asker. Hangi eğitimi vereceksiniz bunlara? Zaten içeride Özgür
Suriye Ordusu'nun direniş güçleri bulunuyor.. Eğitim alacaklarsa
Türkiye'de işleri ne?
Suriye diasporasının üyelerinden oluşan Meclisi Vatani'nin üyelerinin
İstanbul'da olduğunu bilmeyen yok ki? Dış ilişkiler komitesi herkesle
görüşüyor.. Dahası bunların bir kısmı değişik ülkelerin pasaportunu
taşıyor ve o ülkelerin diplomatik misyonları da gelişmeleri yakından
takip ediyorlar.. Bu temasları CIA'in eğitim kampı gibi takdim edenler,
Muhaberat'ın psikolojik savaş elamanı gibi çalışıyor olsalar gerek..
Suriye'den gelenler arasında Muhaberat elemanlarının olduğu biliniyor.
Bunların bölgedeki yerli unsurlarla da temas halinde oldukları, huzuru
bozmak için değişik taktikler uyguladıkları bilinen bir gerçek.
Lokantada yemek yiyip parasını vermeyenler, dolmuşa binip, "Bizi Erdoğan
getirdi, parasını da o ödesin" diyip çekip gidenler, aynı çevrenin
elemanları ve tabii bunları abartılı bir şekilde haber yapıp zihinleri
bulandırmaya çalışanlar da aynı oyunun bir başka parçası..
Millet bu bayat oyunlaların farkında.. Kılıçdaroğlu keşke ne söylediği
kadar bu sözlerin milletin zihninde nasıl bir anlam kazandığını da
hesaba katsa.. Kılıçdaroğlu sözleri inanarak söylüyorsa bu bir
felakettir. Eğer inanmadan söylüyorsa, bir başka felakettir..
Selam ve dua ile.