İstihbarat, PKK ve İran

Başarılı bir istihbarat faaliyetiyle bazen insanlarınızın canını kurtarırsınız, bazen en mahrem sırlarınızı.

Başarılı bir istihbarat faaliyetiyle bazen insanlarınızın canını kurtarırsınız, bazen en mahrem sırlarınızı.

Başarılı bir istihbaratla Beytüşşebap'ta gözyaşlarımızı kurutan 10 fidanımıza kıyamazlardı.

Elektronik istihbarattaki gelişmeler, insana dayalı klasik istihbaratın önemini asla azaltamayacaktır.

John Kennedy'nin öldürülmesinden sonra ABD Başkanı olan Lyndon Johnson Paris'i ziyaret etmişti.

Bu sırada Çin'de kültür devrimi yaşanıyordu.

Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle, Johnson'a şu soruyu yöneltir:

- Çin'de kültür devrimi hakkında olup bitenlerden haberiniz var mı?

Johnson'un cevabı ilginçtir:

- Çinliler'in tuvalete gittiklerini bile uzaydan tespit edebiliyoruz ama kültür devrimi nedir ne değildir öğrenemiyoruz!

Gördüğünüz gibi uydu teknolojisi kültür devrimini öğrenemedi.

Sonuçta teknoloji de insan olmayınca bir mana ifade etmez.

Suriye'den Türkiye'ye canlı bomba eylemi yapmak isteyen PKK'lıların sızdığı ve Şanlıurfa'ya gidecekleri istihbaratının yapılması kim bilir kaç can kurtardı?

PKK'lı teröristler Viranşehir-Ceylanpınar karayolunda yakalandılar. Teröristlerden biri üzerindeki bombayı patlattı ve parçalandı.

İran ve kriz Suriye'sinin şekillendirdiği mevcut Ortadoğu'da istihbarata karşı koyma (kontrespiyonaj) faaliyeti Türkiye açısından hayati bir önem kazandı.

Iğdır ve Kocaeli'de yapılan operasyonlarda İran istihbarat servisi Savama'ya angaje 9 kişinin yakalanması bunun açık göstergesiydi.

İstihbaratsız terör olmaz ve PKK'nın 2 istihbarat kaynağı maalesef Muhaberat ve Savama oldu.

Bu hengâmede öldürülen veya yakalanan PKK'lıların içinden İran Devrim Muhafızları çıksa bile şaşırmamalı.

İran ve Esed rejimi, Türkiye'ye karşı insan istihbaratını ve PKK'yı kullanarak açık bir özel savaş yürütüyor.

PKK saldırılarının zirve yapmasının sebebi budur.

Ayrıca İran ve Esed'in Türkiye'ye Şii-Sünni çatışması olarak ihraç etmeye çalıştığı krizin Türkiye'de filizlenmesi konusunda Muhaberat ve Savama'nın kol kola çalıştığı görülüyor.

Her yabancı istihbarat servisi, hedef ülkede kendine yakın olan, kendisiyle ortak değerlere sahip veya kendisine inanan kaynaklar üzerinde çalışır.

Türkiye özelinde İran ve Suriye de böyle yapıyor.

Yakalanan Savama haber kaynakları ve Hatay provokasyonu karakteristik birer örnek.

Böyle sorunlu bir coğrafyada ülkemizdeki Rus, İran, Suriye ve İsrail'e angaje kaynakları veya saha ajanlarını tespit etmek MİT'in kontrespiyonaj görevi.

MİT, istihbarata karşı koyma faaliyetinde zafiyet gösterirse, Şii jeopolitiğinin ülkemizdeki tehlikeli etkilerini daha fazla hissedeceğiz.

Ya bir türlü Avrupa'da PKK'yı bitirmeyen Batılı ülkelerin ajanları?

33 yılını MİT'e veren Mehmet Eymür şöyle diyor:

"Batılı ülkelerin istihbaratçıları, Türkiye'nin müttefiki olma avantajıyla gizlilik kurallarına dikkat etmezlerdi. Her yerde kulakları olduğundan istihbarat ve güvenlik teşkilatının kendilerine karşı etkili bir çalışma yapmadıklarını bilir, genellikle dikkatsiz ve açık çalışırlar..."

MAH teşkilatından bugünkü MİT'e kadar bu ülkede deşifre edilen yabancı ajan sayısı 200'ü geçti mi emin değilim.

1996'ya kadar 132'ydi.

Doğu ve Güneydoğu illerimize her yıl binlerce yabancı çeşitli kisvelerle giriş yapıyor.

Nitekim Iğdır'da yakalananlar da turist olarak girmişler.

MİT'in "hepsinin peşine bir adam takamayız" gibi mazeretleri yerine, sıkı bir analizle isabetli seçilen doğru kişileri takip altında tutmak, istihbarat servisinin kalitesini gösterir.

Şimdiyse 100 İran ajanının peşindelermiş.

Sadece 80'lerden bu yana uykudaki İran ajanları bile bu sayıdan katbekat fazla.

Gövde içindeki derinlikler ve İranperverler cabası.

MİT, kontrespiyonaj, ekonomik istihbarat ve suç istihbaratında kendi coğrafyasında beklenen performansı sergileyememiştir.

Hele Kuzey Irak'ta aktif ve operasyonel bir istihbarat performansı gösteremedik.

Bunları MİT'i tezyif etmek için değil, göstermesi gereken performans seviyesini ifade etmek gayesiyle söylüyorum.

8 milyonluk İsrail servisi MOSSAD'ın;

İsrail nükleer sırlarını ifşa eden Vanunu'yu İngiltere'de paketlemesi...

Arjantin'den Nazi subayı Adolf Eichmann'ı İsrail'e kaçırması ve idam etmesi...

HAMAS üyesi Kemal Ranaja'nın, yine MOSSAD tarafından iki yıl önce Dubai'de bir otel odasında film gibi bir operasyonla öldürülmesi...

FKÖ'nce içinde İsrailli yolcuların olduğu Air France uçağının kaçırılması üzerine Uganda'da Entebbe Havaalanı'nda yaptığı operasyonla 1 saat içinde tüm FKÖ mensuplarını öldürmesi...

Türkiye'den bile adam kaldırdılar.

MOSSAD'ın arkasında ABD var demek gerçeği değiştirmiyor.

Çünkü operasyonları CIA unsurları yapmıyor.

MİT'ten bu kadarını da beklemiyorum.

Öcalan ve Sakık bizim operasyonumuz değildi.

Ama onca yılda PKK lider kadrosu Karayılan, Cemil Bayık, Duran Kalkan, Fehman Hüseyin veya Mustafa Karasu'dan hangi birine operasyon yapılabildi?

Çok şey mi bekliyorum?