İade-i muhakeme
10 Ekim'de (yarın) "Erkaya davası"nın iade-i muhakeme kararından sonra, ilk duruşması var..
10 Ekim'de (yarın) "Erkaya davası"nın iade-i muhakeme kararından sonra, ilk duruşması var..
Daha önce yazmıştım; Şişli Terakki davası ise Yargıtay'da, karar aşamasında.
Bu arada AİHM'de bekleyen iki davam var. Biri Erkaya davası ile ilgili
yaptığım başvuru, ötekisi Hurşit Tolon ve Çetin Doğan'ın müşteki olduğu
Hasdal 6. Kolordu Askeri Mahkemesi'ndeki davalar..
Nereden nereye. Aradan 12 yıl geçti ve bu davalar hâlâ devam ediyor..
Bu mahkemelerin verdikleri kararlarla ilgili HSYK'ya yaptığım suç duyurusu da yargılama sonuçlarını bekliyor olsa gerek.
Bakarsınız, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonuna verdiğim, Erkaya ve
Şişli Terakki davaları, gazeteyle ilgili 312 General davası gibi
davalar 28 Şubat'ı soruşturan savcıların ilgisini çeker; kendileri bu
davaları, 28 Şubat'ın yargıyı nasıl teslim aldığını göstermesi açısından
örnek dava olarak iddianamelerine dahil ederler.. Belki TBMM Araştırma
Komisyonu üyeleri ya da komisyon, iddiaları değerlendirmek üzere Adalet
Bakanlığı'na, ya da Cumhuriyet Başsavcılığına veya Yargıtay Başkanlığı
ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına veya HSYK'ya gönderir.
Her halûkârda bu davalar bir şekilde yeniden gündeme gelecek.
Benim yaptığım başvurulara cevap alamamam durumunda Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu da açık..
Hurşit Tolon ve Çetin Doğan'ın hali yürekler acısı.. Adamlar
orgenerallikten erliğe doğru tam gaz koşuyorlar.. 312 General davasına
konu olan yazıda, "Onbaşı bile olamayacaklar" ifadesi vardı. Bu iddia
gerçek oldu. Bu gidişle "Onbaşı bile olamayacaklar"
Erkaya öldü gitti. "Hakkımı helal etmiyorum" dediğim iddiası ile beni
mahkûm etmişlerdi, bugün yüzbinlerce kişi, 28 Şubatçılara hakkını helal
etmediğini söylüyor.
28 Şubat soruşturmasında mutlaka Erkaya'nın sermaye ile ilişkileri, banka hesaplarının araştırılması gerek..
Oğlunun bir itirafı var; "Babam yaşasaydı, bugün o da içeride olurdu" diyor..
Belki ailesi "öldü ve defteri kapandı" diye düşünebilir, ama Erkaya'nın
süreçteki rolü ve ilişkileri soruşturulmadan 28 Şubat soruşturması
eksik kalır.. O dönemdeki haksız mal iktisabı iddialarının da
soruşturularak usulsüz mal edinmenin tesbiti durumunda bunların
hazineye irad kaydedilmesi gerekir..
Bana göre 28 Şubat'ta darbeci generallerle işbirliği yapan gazetecilerin
de, patronların da, siyasilerin, bürokratların, STK ve oda
temsilcilerinin de sorgulanması ve gereğinin yapılması gerekir..
Ve tabii ısmarlama kararlar veren yargıçların, ısmarlama davalar açan
savcıların da yargılanması, o dönemde verilen bu tür kararların yeniden
ele alınması gerekir..
Bu kişiler emekli olmuş olsalar bile sanık sandalyelerine oturtulmaları yanında mal varlıklarının araştırılması gerekir.
Bunların çoğu ortak. İnanılmaz servet sahibi oldular. Vakıf ve hazine,
orman arazilerini yağmaladılar.. Kamu bankalarının içinin
boşaltılmasında bunlar tam bir işbirliği içinde, nitelikli
dolandırıcılık yapan suç örgütü gibi çalıştılar. İstanbul'da, Antalya,
Muğla, İzmir, Çanakkale, Balıkesir, Tekirdağ, Bursa, her yerde yağmalar
yapıldığına ilişkin haberler dolaştı ortalıkta, ama hiçbirinin üzerine
gidilmedi. Bunlara yargı işlemiyordu zaten o günlerde..
O günki şartlarda, darbe yaparlarsa, tutuklayacakları gazeteci-yazar
sayısı 25, bunlardan 19'una karşı operasyon planlanmış.. 137'si ise bu
çeteyle ilişkili. Yargıda da durum farklı değil.. Moğoltay döneminde,
Seyfi Oktay döneminde yaşananlar, kadrolaşma çabaları utanç verici idi..
Kılıçdaroğlu bunlara hiç değinmiyor..
Ne demişler: "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste". İşte böyle. Dün yaptıkları, bugün ayaklarına dolaşıyor birilerinin.
İade-i muhakeme talebimiz adli tatilde ele alındı. Mahkemenin asıl
hakimi tatilde olunca, iade-i muhakeme kararını nöbetçi hakim verdi.
Şimdi mahkemenin asıl hakimi göreve başladı ve ilk duruşmaya o girecek,
ama ocak ayına gün verirse, o zaman bu hakim emekli olacak ve eğer yeni
hakim ataması gerçekleşmezse duruşmaya yine nöbetçi hakim çıkacak ve
sonra asıl hakim bakacak davaya..
İlk kararı veren hakim emekli olup gitmiş, ama 12 yıldır sürdürdüğüm bu
hukuk davasında bu kararda sorumluluğu olan hiç kimsenin yakasını
bırakmayacağım..
Bunu sadece kendim için değil, "yapanın yanına kâr kalmasın" diye.. Zira
bir insana yapılan bir haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir
tehdittir. Birilerinin başkasına bundan sonra benzer şeyler yapmaması
için bu davayı sürdürmek zorundayım.. İntikam peşinde değilim.. Özür
dileyecek olurlarsa, bütün bunları yeniden düşünebilirim. Ama affetsem
de bu olanları unutmayacağım..
Erkaya ailesi ve avukatları, "özür dilemek" şöyle dursun, bu "hukuk
dışı" davayı 12 yıldır sürdürüyorlar.. Aslında benim açımdan iyi de
oldu.. Bu kadroların ve zihniyetin tanınması için, toplumsal hafızanın
canlı tutulması ve toplumda darbelere ve darbecilere karşı bir bilinç
oluşması açısından bu davalar sembolik anlamda özel ve önemli bir
değere sahip.. Bu ve benzer davalar 28 Şubat post modern darbesini
planlayanların karanlık yüzlerini, zihniyetlerini belgelemek açısından
büyük önem taşıyor..
Yarın, ilk duruşma için Ankara adliyesinde olacağım inşaallah.. Hem TBMM
Darbeleri Araştırma Komisyonuna istenen dava dosyalarını vereceğim ve
hem de ilk duruşmaya katılacağım.. Selâm ve dua ile..