Fransa'nın teklifini nasıl okumalı?

Rasim Özdenören'in 'Yumurtayı hangi ucundan kırmalı?' diye bir kitabı var. Bu ontolojik bir meseleden ziyade bir üslup ve hal tarzı sorununa işaret eder.

Rasim Özdenören'in 'Yumurtayı hangi ucundan kırmalı?' diye bir kitabı var. Bu ontolojik bir meseleden ziyade bir üslup ve hal tarzı sorununa işaret eder. 'Nereden başlamalı?' anlamındadır. Yumurtanın neresinden kırılacağını tartışmak üslubu tartışmaktır. Meselenin biraz da bam telini teşkil eder. Fransızların Suriyeli muhaliflere sürgünde bir geçici hükümet kurmaları teklifi yeni bir dalgalanma meydana getirdi. Daha önce de Fransa ve Arap Birliği'nden benzeri sesler çıkmıştı. Lakin ilk defa Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande tanıma garantisi vererek konuştu. Bu garanti ve teşvik unsuruna rağmen Suriye muhalefeti sütten ağzı yandığından yoğurdu üfleyerek yiyor. Zira SUK (Suriye Ulusal Konseyi) kurulduğunda da bol keseden atanlar ve Suriye rejimi yerine resmi olarak bu kurulu tanıyacaklarını vadedenler vardı. Lakin sözler tutulmadı ve tanıma üst düzey olmadı cılız bir seviyede kaldı. Onun yerine sürekli olarak nasihatler çekildi ve telkinler geldi ve safların sıkılaştırılması istendi. Halbuki, safların sıklaştırmalarına yardımcı olacakları yerde SUK'un altını oydular ve dağılımında Batı yanlılarının ve azınlıkların gözetilmesi istediler. Yani sulandırmak istediler. Böylece içyapı ile dış yapı arasında zıtlıklar oluştu. Dışarıdaki muhalifler içteki muhaliflerden büyük ölçüde koptular. Ya da silahlı yapı ile siyasi yapı arasındaki mesafe açıldı. Arap dünyasındaki tek azınlık rejim Suriye rejimi ve onun için en fazla kredi ona açıldı. Ve yerini alacak rejimin de yine azınlıklara dayalı olması veya gevşek olması isteniyor. Bundan dolayı SUK mensuplarından bazıları Suriye rejimi gibi konuşuyor. Ya da Hürriyet gazetesinin diliyle konuşuyor. Bunlardan birisi olan özel hayatı dağınık (feltan) Hıristiyan azınlıklardan Randa Kassıs. Suriye'de savaşanların çoğunluğunun Kaide mensubu ve Selefilerden ibaret olduğunu söyledi. Bir anlamda Suriye rejiminin iddialarını doğrulamış oldu. Ve bununla da kalmıyor ve Suriye rejiminin ancak Nuseyrilerin yardımıyla devrileceğini söylüyor. Dolayısıyla olarak Nuseyri iktidara karşı alternatifinin de Nuseyri olduğunu savunuyor. Zaten amca Rıfat Esat'ın istediği de bu. Kısaca SUK içinde Nuseyrilerin lobiciliğini yapıyor. SUK içinde veya yakınlarında Randa Kassis'in erkek versiyonu olan Muhyiddin Lazkani gibiler de var.

Besme Kudamani ve Randa Kassıs gibi ultra seküler ve laik isimlerin bir nevi muhalefetin içine serpiştirilmiş sızmalar olduğu (Suriye rejiminin ifadesiyle 'mündessin') oldukları ifade ediliyor. Besme Kudamani The Guardian gazetesinde yayınlanan muhalefete dair yazılarda da işaret edildiği gibi İsrail'e hervele (koşan, cirit atanlardan) yapanlardan birisiydi. Son olarak bu iki ismin SUK ile ilişiği kesilerek ve üzerleri çizilerek Fransa'nın SUK içindeki gücü biraz tırpanlanmış oldu. Hasan Abdülaziz, Haysam Menna ve Abdulmetin Mencune'nin bu özelliklerinden dolayı Kahire toplantısında arbede çıkmıştı.

Gelelim Fransa'nın teklifine. Bu teklifiyle Fransa ne yapmak istiyor? Tarık Humeyyed gibi Eş Şarku'l Avsat yazarları bunu siyasi destek olarak algılıyorlar. Dedikleri doğru da olabilir. Lakin Fransa'nın bundan çıkarı ne? Teklif şöyle okunabilir: Libya'da olduğu gibi askeri ön alamayan Fransa siyasi ön almak peşinde ve Levanten'de yeni bir Fransız halkası kurmak istemektedir. Peki! Bu aşamada Fransa'nın teklifinin veya kurulacak geçici hükümeti tanımasının bir getirisi olur mu? Elbette yeni kurulacak bir hükümetin uluslararası camiada tanınması faydalı olabilir ve Fransa'nın öncü adımı sürgün hükümetinin resmiyet kazanmasına vesile olabilir. Bununla birlikte görünmeyen zararları da olabilir. Zira Suriye'de asıl savaş, meydanda kazanılıyor. Siyasi yanlış adımlar ise dikkatleri dağıtabilir. Zayıf ilişkiler üzerine kurulu siyasi muhaliflerin ilişkilerini daha da bozabilir. Yani savaşı siyasi zeminde kazanmak zor. Nedeni, SUK'un çok parçalı yapısı ve siyasi arenada fazla varlık gösterememesidir. Bundan dolayı Hillary Clinton stanbul'a uğradığından onları muhatap almadı ve istiskal etti. Heysem Malih ise Kahire'de geçici bir hükümet denemesinde bulundu ve tepki çekti. Hükümeti kim kuracak denildiğinde oy birliği havasından ziyade veto havası hakim oluyor.

Bu nedenle muhalefet savaş alanında zafer kazanılmadan geçici veya kalıcı bir hükümet kurmak istemiyor. Fransa'nın bu atakla Suriye'de öne almak istemesi kimsenin dikkatinden kaçmadı ve Ruslar homurdandı. Amerikalılar da böyle bir adımın erken olacağını söylediler. Amerikalılar zaten baştan beri her şeyin erken olduğuna hükmediyorlar. Belki halkın ayaklanması da onlara göre erkendi! Suriye rejimi her şeyin arkasında onları arasa da Amerikalılar ciddi olarak hiçbir şeyin arkasında değiller. SUK Başkanı Abdulbasıt Seyda, Fransa Cumhurbaşkanı Francoise Hollande'ın Suriye muhalefetine bir geçiş hükümeti kurmaları çağrısında bulunmasının ve kurulacak hükümeti Paris yönetiminin tanıyacağını açıklamasının ardından gelen ABD yönetimi açıklaması için, "uluslararası toplumun konu Suriye olunca kararlı davranmaya hazır olmadığını gösterdiği" değerlendirmesinde bulundu. Öteki cephe Suriye rejiminin gerisinde sıkı dururken ve yardımlarıyla ve siyasi oyunlarla ona zaman kazandırmaya çalışırken Batı cephesinin ise tamamen oyunda oynaşta olduğu görülüyor.