Duygudaşlık ne âlemde?
..."Yıldıray Oğur'a Açık Mektup"un yayınlanmasıyla, Bilge Adamlar Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (BİLGESAM) 'Terörle Mücadelede Toplumsal Algılar' başlıklı raporunun yayınlanması aşağı yukarı aynı zamana denk geldi.
..."Yıldıray Oğur'a Açık Mektup"un yayınlanmasıyla, Bilge Adamlar
Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (BİLGESAM) 'Terörle Mücadelede
Toplumsal Algılar' başlıklı raporunun yayınlanması aşağı yukarı aynı
zamana denk geldi.
Tuğluk'un "Duygusal olarak bölünüyoruz" tespitinin son zamanlarda bir kısım gazeteci-yazar tarafından da sık sık dile getirildiğini görüyoruz.
Doğruysa gerçekten de çok önemli bir tespit.
Ama doğru mu?
Tuğluk ve aynı şeyi söyleyen diğer kalemler tespitlerini daha çok kendi
gözlemlerine, sübjektif değerlendirmelerine dayandırıyorlar; bize
sunabildikleri somut bir ver yok. Buna karşılık, önümüzde Tuğluk'un
tespitinin tam tersini ortaya koyan somut bir araştırma var.
Kürtler'in yüzde 90'ı ortak geleceğe inanıyor
BİLGESAM Araştırması Raporu, Türkiye'nin doğu ve batısında bulunan
illerde, yaklaşık 3 bin gönüllünün katıldığı bir anket çalışmasının
sonuçlarını özetliyor. Raporun, "Kürtler'le Türkler arasında duygudaşlık bitti mi, bitmedi mi" sorusuna doğrudan cevap teşkil edebilecek sonuçlarından başlayarak özetleyecek olursak:
- Anket sonuçlarına göre, Türkler'le Kürtler'in Türkiye toprakları
üzerinde ortak bir geleceği olduğuna inananlar, Türkler arasında yüzde
70. Kürtler arasında bu oran yüzde 90'a çıkıyor.
- Demokratik Açılım sürecinde önemli gelişmeler sağlandı diyenlerin oranı Türkler ve Kürtler arasında yüzde 40 düzeyinde.
- Bu sürecin gerekliliğine inananlar Kürtler arasında yüzde 75'i bulurken aynı oran Türkler arasında yüzde 36'da seyrediyor.
- Devletin Kürt sorununu çözmek istediğine inananlar Kürtler'de yüzde 50, Türkler'de ise 44 düzeyinde kalıyor.
- Devletin Kürt sorununu çözebileceğine inananlar Kürtler'de yüzde 51 iken, Türkler'de bu oran yüzde 33'e geriliyor.
- PKK eylemlerinin bölgenin kalkınmasını engellediği görüşü Türkler
arasında yüzde 95, Kürtler arasında yüzde 88 oranında destek buluyor.
- Eylemlerin Kürtler'in özgürlük alanlarını sınırladığı görüşü ise
Türkler'de yüzde 85, Kürtler'de yüzde 83 oranında destek buluyor.
Bütün bu sonuçlara baktığımızda, Bilgesam Araştırması sonuçlarının
Tuğluk'un tesbitini hiç de doğrulamadığını; Kürt ve Türk halklarının
büyük oranda duygu ve fikir birliği içinde olduklarını görüyoruz. Her
iki halk da hala büyük oranda bu topraklar üzerinde ortak bir
gelecekleri olduğuna; PKK eylemlerinin hem Kürtler'in özgürlük alanını
sınırladığına hem de bölgenin kalkınmasını engellediğine inanıyorlar.
Kürt açılımıyla gelişmeler sağlandığına inanan Kürtler ve Türkler aynı
oranda. Devletin Kürt sorununu çözebileceğine inanan Kürtler'in sayısı,
Türkler'in sayısından daha fazla.
Bir başka deyişle, bu araştırmanın sonuçlarına bakacak olursak, bölünen bir Türkiye yok. Aysel Tuğluk, "Bölünüyoruz biz" derken kendisini ve arkadaşlarını kastediyor olmalı.
Daha özgür ortamda daha fazla araştırma
Elbette ki, BİLGESAM'ın araştırma sonuçları da sorgulanabilir, 3000
gönüllünün neye göre seçildiği sorulabilir; araştırmanın metodolojisine
ilişkin çeşitli eleştiriler getirilebilir. Ama bu araştırmanın
alternatifi, Aysel Tuğluk ya da başka birilerinin neye dayandığı belli
olmayan afakî tespitleri değil; daha çok araştırma, daha çok inceleme
yapmaktır.
Zira bugün Kürt sorununun çözümündeki en büyük tıkanıklık, Kürt
çoğunluğunun temel taleplerinin tespitinde yaşanan güçlüklerdir.
Kürtler'in özgür iradesinin bir türlü ortaya çıkamaması,
seslendirilememesidir... Bu iradenin ortaya çıkmasını engelleyen birinci
faktör PKK baskısı, ikincisi ise, azalmakla birlikte halen varolan
devlet korkusudur.
Dolayısıyla, şu anda siyaset bilimcilerimizin, sosyal bilimcilerimizin
ve araştırma uzmanlarımızın yapabilecekleri en hayırlı iş de bütün
hünerlerini kullanıp bu iki baskının etkilerini minimuma indirecek yol
ve yöntemleri bulup, bize Kürtler'in büyük çoğunluğunun gerçek duygu ve
düşünceleri hakkında doğruya en yakın tabloyu sunabilmek olacaktır.