Devletler ve devlet-dışı güçler

Gazete manşetlerinin neredeyse bütünü dün aynı mesajı iletiyordu: "Devletin zirvesi aynı safta buluştu." Sivili-askeri, iktidarı-muhalefeti, siyasetçisi-bürokratı ile devlet Gaziantep'te buluşmuş, şehit cenazeleri için camide saf tutmuştu.

Gazete manşetlerinin neredeyse bütünü dün aynı mesajı iletiyordu: "Devletin zirvesi aynı safta buluştu.” Sivili-askeri, iktidarı-muhalefeti, siyasetçisi-bürokratı ile devlet Gaziantep’te buluşmuş, şehit cenazeleri için camide saf tutmuştu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, Türk Cumhuriyetleri Zirvesi’ne katılmak üzere Türkmenistan’a doğru yola çıkan uçağına yol değiştirip Gaziantep’e uğramış ve saf tutanlar arasında yerini almıştı. Zirve’den de diğer konuklardan daha erken ayrıldığı haberi ulaştı Cumhurbaşkanı Gül’ün; mazeret ‘kulak rahatsızlığı’ olsa bile, böyle bir ortamda ülkeden fazla uzak kalmak istememiş olabilir...

Medyada iki gündür ‘terör eylemini nasıl verelim?’ muhabbeti sürdürülüyor. Birkaç gazete küçük görmüş büyük olayı, sebebini teröre destek vermemek olarak açıklamış... Medya yöneticileriyle biraraya geldiği toplantıda, Başbakan Tayyip Erdoğan, böyle bir tavsiyede bulunmuştu. Yapılanı savunan yönetmenin gazetesi, ikinci gün, ilk sayfasının neredeyse tamamını olaya ayırdı.

Bazen terör örgütlerinin işine olayı küçültmek yarar çünkü...

PKK bir süreden beri sivillere yönelik eylem yapmaktan kaçınıyordu. Öcalan’dan ‘bebek katili’ diye söz edildiği bile unutulmuştu. Gaziantep’teki kanlı eylemde kundaktaki bebeler hayatını kaybetti; ölenlerin hepsi sivildi. Eylemi gerçekleştirenler, artık hangi merkezden emir alıyorlarsa, kendilerine verilen ‘çok ses getirecek eylemler yapın’ mesajını böyle uygulamışlardı.

Ses getirecek bir eylemdi yaptıkları gerçekten...

Bir dostum, günlerdir, "PKK’nın tek derdi var, ‘ölmedim, ayaktayım’ mesajını vermek; arkasındaki gücün de tek bir amacı var, Türkiye’ye haddini bildirmek” deyip duruyor... PKK’nın arkasındaki güç (o buna ‘güçler’ demeyi tercih ediyor), son yıllarda bölgesel bir güç olmaktan küresel bir güç haline dönüşmeye doğru yol alan Türkiye’ye, "Senin çapın bu kadar” mesajını vermeyi amaçlıyormuş...

İkisinin çıkarları ‘ses getiren’ eylemlerde çakışıyor.

Guardian gazetesi Suriye ile ilgili bir değerlendirmesinde, Beşşar Esad ile Baas liderlerinin Türkiye’yi Suriye’deki savaşın içerisine çekmek amacı güttüklerini yazmış; hemen bütün gazetelerimiz bunu ‘ilginç bir yorum’ olarak sayfalarına taşıdı. İlginç olmasına ilginç bir yorum, ama İngiliz gazetesine mâl edilmesi tuhaf. Daha ilk PKK eylemiyle birlikte bu yolda işaretler alınmaya, her eylemden sonra işaretler daha da çoğalmaya başlamıştı.

Esad’ın bütün derdi, ‘işgalci güç’ olarak gösterebileceği bir davranışa sevk etmek Türkiye’yi...

Türkiye’ye "Senin çapın bu kadar” mesajını yalnızca Suriye’nin verdiğini sanmak ‘saflık’ dostuma göre... Son yıllardaki gelişmeler Türkiye’nin yıldızını parlatırken, başka ülkelerin yaldızları da dökülmeye yüz tuttu. Güçler dengesi ‘tahterevalli’ gibidir; güçler dengeli biçimde ayrışırlar ve birindeki artan kof ağırlık öteki tarafı yukarıya kaldırır...

"Kim onlar?” sorum karşısında gülümsemeyle yetindi dostum.

"ABD mi?” soruma verdiği cevabı önemli buldum: "Görünürde ABD’nin şimdiki gelişmelerden ve Türkiye’nin sıkıntıya düşmesinden mutlu olması için bir sebep yok. Süreçten ABD de dolaylı zarar görüyor çünkü. Çevresinde sözü dinlenir istikrarlı bir Türkiye ile daha rahat eder ABD. Ancak Türkiye’nin başına buyruk hareket etmesini, çapını aşan işlere girişmesini de arzulamaz. Oyun kurucu olmasına, gelişmeleri kendi başına belirlemesine seyirci kalmak istemeyebilir.”

Sözünü şöyle bağladı dostum: "Bence Türkiye’yi zorlayanlar arasında ABD yok, ama gelişmelerden çok rahatsız olduğunu da söyleyemem...”

Ülke içi iktidar mücadelesi de olumsuz bir rol oynuyor dostuma göre... Söylediği şu: "Bunu dediğimde herkesin aklına Meclis’te temsil edilen partiler arasındaki çekişme geliyor. Yanlış. Siyasette yer almadığı halde etkin odaklar düşünülsün. Kimi geçmişteki birkaç maceracı girişimin ve 28 Şubat’ın başaktörleriydi, şimdi kendilerini unutturmaya çalışıyor... Kimi gelecekte kendisine yer edinme derdinde ve eli her yere uzansın istiyor.”

Çok merak ettiğim halde "Kim?” diye soramadım.