D. Devlet
Şimdi e-devlet moda ama, bir de d-devlet var. Yani "derin devlet"..
Şimdi e-devlet moda ama, bir de d-devlet var. Yani "derin devlet"..
DGM eski Başsavcısı Nusret Demiral, Özel Harp Dairesi konusundaki soru
üzerine şöyle konuştu: "Bu hususlarda bana bir şey sormayın. Ben devlet
adamıyım. Öyle yetiştik biz. Devletin her şeyini konuşamazsın.
Demokrasi, her şeyin aynası değildir. Devletin menfaatine olan şeyler
gizli kalabilir."
Peki, o şeyin "devletin menfaati" olduğuna kim karar verecek! "Her şey
vatan için" demek yeterli mi? Bunun sınırı ne? Bu gerekçeyle birini
öldürebilir misiniz?.. Birinin malına el koyabilir misiniz, birinin
şeref ve haysiyeti ile oynayabilir misiniz?
TBMM Faili Meçhul Siyasi Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık
Avundukluoğlu da Demiral için, "Mumcu cinayetini araştırmamızı
engelledi" suçlamasında bulunuyor. Bu kendisine sorulduğunda cevabı
basit, açık ve net: "Biz böyle yetiştirildik"
Son TBMM darbeleri araştırma komisyonunun araştırmaları sonucu ortaya
çıkan bir gerçek var: Derin devlet hâlâ, bir ölçüde dizginlense de,
büyük ölçüde olduğu yerde duruyor..
Derin bir irade süreci kontrol altına tutuyor.. Açık ve net bir şekilde
söylüyorum. Ortada derin devlete karşı verilen bir mücadele yok. Derin
devletin kendi içinde bir hesaplaşması sözkonusu..
"Kontrol dışı unsurlar" üzerinde oluşturulan baskı ile, mesaj veriliyor.. Kontrol dışı unsurlar teslim alınmaya çalışılıyor..
Ergenekoncuların anti Amerikancılıkları da aynı şekilde, bir kıskançlık
histerisinden başka bir şey değil. Yoksa bunların dünki efendileri,
paralarını veren, eğiten, silahlandıran, hedeflerini çizen irade ABD
değil mi idi? Eski efendileri şimdi yeni bir yapılanmaya gitme kararı
alınca, eski uşaklar ayaklanmaya çalıştılar. Bu direnişleri, derin
devlet elemanlarının illegal grevidir..
Patron yine aynı patron. Onu görelim, bilelim.. İşin içinde ABD,
İngiltere, İsrail, hepsi var.. Bizim burada biraz nefes almamızın
sebebi, bugünler, bundan sonrası için kendi aralarında da görüş
ayrılığına düştüler.. Sadece ABD, İngiltere ve İsrail arasında görüş
ayrılığı yok, ABD'nin kendi içinde, İngiltere'nin kendi içinde,
İsrail'in kendi içinde görüş ayrılığı var.
Dikkat ettiniz mi, bu derin yapıların dış bağlantıları hiç deşifre
edilmiyor. Yine dikkat ettiniz mi bu işin ucu hiç Localara uğramıyor.
Bilirsiniz ki, her darbeden sonra oluşturulan ara rejim hükümetleri hep
masonlardan oluşturulur.. Partiler, dernekler, vakıflar, sendikalar
kapatılır ama Loca kapatılmaz, kapatılamaz.. Ama nedense bugüne kadar bu
derin hesaplaşmada Masonların adı hiç geçmiyor.. Bunların işin içinde
olmadığı bir derin operasyon olabilir mi?
Mumcu, Özal, Hablemitoğlu davaları gündemde şimdi.. Cumhurbaşkanlığı DDK da devreye girdi.
Keşke önce şu Muhsin Yazıcıoğlu davası da bir açılsa da önümüzü
görebilsek. Çünki en yakında, en açık şekilde ortaya çıkan dava bu..
Hepsi aynı merkezin işi aslında.. Aslında açılacak çok dava var daha.
Sıvas, Başbağlar, Maraş-Çorum olayları, Bitlis paşanın ölümü, Okkan,
Ersever, Üçok, Aksoy davaları, İpekçi davası, Sabancı suikastı.. Daha
yüzlerce dava, olay.. Sanki derin bir ekip, Erdoğan'a gözünü dikmiş
gibi.. Birileri fırsatını bulsa Erdoğan için etmediğini bırakmayacak. Bu
derin yapıların umudu, parti içindeki birtakım adamlarının bu işleridir
sanki.. Yarın tehditle ve şantajla bu adamların karşılarına
dikilirlerse şaşmamak gerek..
AK Partililer de ayaklarını denk almalı. Özellikle belediye ve bazı
eski-yeni politikacıların yakın çevreleri ile ilgili yolsuzluk
dosyaları, kasetlerle ilgili bilgiler fısıldanmaya başlandı bile..
Birileri "topyekun savaş"a hazırlanıyor yine.. Bakın bu yolsuzluk,
karı-kız hikayeleri sizin de, partinin de milletin de başına bela
olabilir.. Hepsinden önemlisi Allah'tan korkun. O, olup bitenleri
görmekte, duymaktadır. Hacca ve umreye giderek, birtakım hayır işlerine
kaynak aktararak günahlarınızı affettiremezsiniz!
Şu bakanlıkta, şu devlet dairesinde, şu yöre insanları, şu cemaat
adamları duruma hakim şeklindeki söylentiler de ayyuka çıktı. Yetti
artık.. Bu iş patlarsa çoğu kişi bu işin altında kalır. Erdoğan'ın dış
düşmanları kadar, içerideki bazı unsurların ihtirasları da başına iş
açacak gibi duruyor..
Özal'ın otopsisine niye bu kadar takdık kafayı bilmiyorum. Özal
suikastını araştırın gerçek ortaya çıkar.. Yirmibeşoğlu'na sorun, Uğur
Tönik'e sorun. Otopside zehir buldunuz, ne yapacaksınız. Bu zehri kim,
nerede, ne zaman verdi. Çankaya'daki bazı görevliler ve aile fertleri
dışında kimi suçlayacaksınız.. Bu işi MOSSAD ya da CIA yapmışsa nasıl
bulacaksınız? Bu işi yapan adamı bulsanız ne yazar! Bir garsonu buldunuz
varsayalım. Sonuç ne olacak!
Gerçek ortaya çıksın, ona bir itirazım yok da, birileri, bu sorunları
kullanarak sakın dikkatleri başka yerlere çekmek, kendi siyasi
rakiplerini tasfiye etmek, ya da birilerini teslim alarak şantaj yapmak
için bu işleri kullanmak istiyor olmasın..
Ha! Sahi, şu Arınç suikastı soruşturması ne oldu? Kozmik odaya girildi,
sonra ne oldu? Neyin nesi idi o el bombaları.. 100.000 kişilik gizli
ordunun silahları nerede, kim bunlar ve maaşları nereden, nasıl ödeniyor
bir öğrensek..
TBMM darbeleri araştırma komisyonuna ulaşan belgeler 12 Eylül ve 28
Şubat savcılarına gitmiş.. Peki Sayıştay'a neden gönderilmedi? İsteyen
mi yok yoksa.. Bana kalırsa asıl büyük soruşturmayı Sayıştay
yapmalı..Daha işin başındayız.. Daha işin Media ayağı, Mafia ayağı,
Sermaye, Siyaset, Bürokrasi, STK, Diplomasi ayağı çözülmedi, dış
ayakları çözülmedi, sanat, spor dünyasına, Locaya kapı açılmadı,
Tarikatlardaki yapılar deşifre edilmedi daha.. Hep diyorum ya, şeyh de
var bu yapıda, fahişe de.. Sağcı da var, solcu da, Alevi de var, Sünni
de.. Olmayan yok ki! Selâm ve dua ile..