Bayram düşünceleri
Dış dünyadaki dramatik ve büyük gelişmelerden dolayı iç dünyamıza hakkıyla yönelemedik. Ramazan biraz da iç dünya ile dış dünya arasında denge kurma mevsimi. Bedeni ve mali ibadetleri kendinde cem eden kutsi bir ay.
Dış dünyadaki dramatik ve büyük gelişmelerden dolayı iç dünyamıza hakkıyla yönelemedik. Ramazan biraz da iç dünya ile dış dünya arasında denge kurma mevsimi. Bedeni ve mali ibadetleri kendinde cem eden kutsi bir ay. Bazı nahoş gelişmeler manevi iklim üzerine parazit yapsa ve gölgelese bile sonuçta Ramazan manevi iklimin zirvesidir. Elbette oruç geçmiş ümmetlere de farz kılınmıştır. Nitekim Bakara Suresi (ayet : 183) bu konuya temas etmiştir: Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz.
Lakin diğer ümmetlere oruç farz kılınsa bile onların Ramazan gibi mahsus ve özel bir oruç ayları var mıydı? Ramazan mütekamil ve cami bir ay. Teravih namazından sadaka-i fıtr vermeye kadar parçaları ve mütemmim cüzleri var. Bunlar hayatın birçok alanını kapsıyor ve kucaklıyor. Ramazan hayatın her alanına hitap ediyor. Sadece empati veya diğerkamlıkla fakirlerin haliyle veya ahvaliyle hemhal olmuyorsunuz. Aynı zamanda bu mübarek ayda fiilen fakir fukarayı gözetiyorsunuz. Zekat, sadaka ve davetlerle birlikte varlığınızı başkalarıyla paylaşıyorsunuz. Adeta 'varlığım başkalarının varlığına armağan olsun' diyorsunuz. Bunun ötesinde Ramazan ayı aynı zamanda bir muhasebe ayı. Mali yılbaşı veya miladi yılbaşları olduğu gibi manevi yılbaşları da var. Elbette hicret hicri takvimin başlangıcı. Lakin daha ziyade zaferlere işaret ediyor ve zaaftan kuvvete geçişi sembolize ediyor. Bununla birlikte Ramazan gerçekten de manevi muhasebe ayıdır.
Tasavvuf aktabından ve büyüklerinden olan Haris el Muhasibi, Muhasibi takısını veya lakabını nefsini çokça ve sıkça hesaba çekmesinden dolayı almıştır. Müslüman kendisi hesaba çeken insandır. İki günü eşit olmaz. Hazreti Ömer kendisini şöyle hesaba çekermiş: Bugün Allah için ne yaptın? Övünmek ve millete minnet etmek için değil 'Allah için ne yaptın?' diye kendisini hesaba çekiyor. Müslüman ölümle barışık insandır. Bunun için yüreği yufkadır. Eslaf ölümü hatırlamak için sık bir biçimde mezarları ziyaret etmiştir. Hastaneleri ziyaret etmek de böyledir, kalbi yumuşatır ve yufka haline getirir.
Ölümün aniliğini ve hayatın faniliğini bu ziyaretlerle hatırlar ve yüreğimizi dünyanın katılığından arındırırız. İnsan ibadetle şeffaflaşır ve maddenin katılığından kurtulur. Ramazan aylarında nefsimizin ağırlıklarından kurtuluruz. Safralarımızdan kurtulmamız lazım. Ramazan iklimi safralardan kurtulmak için eşsiz ve yekta bir fırsattır. Bayram ise kaynaşma ve paylaşma anıdır. İmsakı şükürle iftar etmektir. İftarı günlere yaymaktır. Ağzımızı şükre ve gönlümüzü eşe dosta açma zamanıdır.
Sosyal hayatımız Ramazan iklimini gölgeleyen gelişmelerle dolu. Özellikle son yıllarda oruç açıktan yenilir oldu. İnsanlar oruçlu insanlara aldırmadan çok rahat bir biçimde tıkınıyorlar ve sigaralarını içiyorlar. İtiraz etseniz, 'benim kararım' diyorlar. Onun ötesinde riyakarlığı aştıklarını ve bu nedenle açıktan yediklerini ifade ediyorlar. Halbuki, riyakarlığı kırdık dedikleri nokta dinin günahı cehri işlenmesi noktası olarak görür. Allah'ın en gazap ettiği husus ise günahın açıktan işlenmesi ve açıktan kendisine meydan okunması halidir.. Cürmü meşhut hali. 'Riyakarlık yapmıyoruz' dedikleri husus Allah'a ve emirlerine ve kurallarına meydan okumaktan başka bir şey değildir. Esasında riyakarlık yapmıyoruz derken saygısızlık yapıyorlar. Bu saygısızlığın iki ucu var. Birincisi, oruca saygısızlıktır. İkincisi de, oruçluya saygısızlıktır. Eskiden gayri Müslimler bile oruçluya saygı gösterirlerdi. Şimdi ise Müslüman evlatları bile oruçludan bu saygıyı esirgiyor. Ramazanlara yönelik bu lakaytlık çok uç noktalara vardı ve alarm zillerinin çalınmasını gerektiriyor. Bu topraklarda İslam'ın geleceği tehlike altında. Hiçbir dönem yaşanmayan kokuşma ve savrulma hali yaşanıyor. Oruca ve oruçluya hürmet etmeyen nesiller belaları üzerimizeçekiyor. Halbuki, emri bi'l maruf ve nehyi ani'l münker pratöner gibidir belaları defeder ve savar. Dindarların alışkanlık veya kompleks nedeniyle bu görevi de terk ettiklerini görüyoruz. Bütün bu yaşadığımız aksilikler ve felaketlerin nedeni de budur. Oruca oruçlu yasaygısı olmayana biz saygı gösterebilir miyiz? Biz niye onlara riyakarlık ve yalakalık yapıyoruz.?
Dert çok ama yine de biz sözümü balla bitirelim: Ramazan'ın sıcak 30 günü bir gün gibi geçti. Allah kolaylığını ve bereketini verdi. Gelirken özledik giderken hüzünlendik. Gelecek Ramazanları yine özlemle bekleyeceğiz. Nice Ramazanlara ve nice hakkıyla idrak edilmiş bayramlara.