BDP-terör kucaklaşması

Bazıları BDP'nin değişeceğini, terör örgütünü görüşmelere ve nihayetinde barışçıl bir çözüme ikna edeceğini umuyordu. Fakat beklenen olmadı ve BDP seçimlerden sonra tamamen PKK'nın bir alt kolu olarak çalışmaya devam etti.

Bazıları BDP’nin değişeceğini, terör örgütünü görüşmelere ve nihayetinde barışçıl bir çözüme ikna edeceğini umuyordu. Fakat beklenen olmadı ve BDP seçimlerden sonra tamamen PKK’nın bir alt kolu olarak çalışmaya devam etti.

Eskiden BDP-benzeri partiler terör örgütü ile bağlarını perdelerdi. Hatta bazıları "PKK’ya terör örgütü diyebilir misiniz?” diye üsteleyince kaçamak cevap verirler, PKK’ya terörist diyemeyecekleri için o ortamdan uzaklaşırlardı. Gelinen noktada BDP artık topu taca atmıyor, teröre ve şiddete açık açık destek veriyor, sözünü esirgemiyor. BDP milletvekilleri adeta haykırıyor, "biz de PKK’lıyız ey ahali” diye bağırıyorlar.

Kahramanları terörist bir parti

Bu söylediklerimi 11 Ekim 2011 günü "BDP-Örgüt Birleşmesi” adlı yazımda açık açık yazmıştım. Ondan çok daha önce de BDP’nin artık bağımsız bir aktör olmadığını ve olamayacağını ifade etmiştim. Çünkü ortada açık deliller vardı. BDP Van Milletvekili Özdal Üçer"dağlarda, silahtan başka çaresi olmayan gerillalarımızı özlüyoruz biz” diyordu. Emine Ayna ise "PKK’ya terör örgütü diyemeyiz” demekteydi. Bir başka BDP’li milletvekili Hasip Kaplan’sa PKK teröristi ‘Hogir’ kod adlı Abdurraman Bakırcı için kurulan taziye çadırında "Şehitler bizim onurumuzdur. 27 yıldır bu mücadele devam ediyor. Eğer Şırnak bölgesinde tüm belediyeler sizin istediğiniz şekilde ise ve bizler de Meclis’te Kürtçe konuşabiliyorsak bu verilen bedeller sayesindedir” diyordu. BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’se intihar saldırısı düzenleyen teröristi ‘şehit’ olarak niteledi ve "O’nun mücadelesini kendi mücadelemiz olarak görmeliyiz. Bugün rahat siyaset yapmamızı 30 yılda hayatını kaybeden 18 bin gerillaya borçluyuz... Sadece Zilan değil, Kürt özgürlük tarihine baktığımızda binlerce şehidimiz var. 18 bin gerilla bu 30 yıllık mücadelede yaşamını yitirmiştir” derken tüm Kürt gençlerini bu teröristin izlediği yoldan gitmeye çağırdı. Aynı şekilde İbrahim Binici PKK’lılar için "bizim kahramanlarımız onlar” dedi.

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk ve Ertuğrul Kürkçü’nün Şemdinli’de silahlı PKK’lılarla basının ve halkın önünde kucaklaşmasını bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Artık BDP, PKK’yı sözlü meşrulaştırmak aşamasından eylemleriyle meşrulaştırmak aşamasına geçmiştir. Bundan sonra her fırsatta PKK’nın aslında ne kadar normal bir örgüt olduğunu, ne kadar meşru bir özgürlük hareketi olduğunu kanıtlamaya eylemleriyle devam edecekler. Tabi bunu yaparken de kendilerinin ne kadar PKK ile aynı olduğunu tekrarlamaya da devam edecekler.

Yeri Meclis mi?

Yazılarımı düzenli olarak takip edenler bilirler, ben parti kapatmalara karşıyımdır, halkın temsilcilerinin mutlaka mecliste olması gerektiğini düşünürüm. Ancak BDP’nin geldiği noktada eğer bu duruma müsaade edilirse, yani PKK ile kendisini bir gören ve bunu sürekli olarak ilan eden bir parti meclis sıralarında oturmaya devam eder ise PKK meşrulaşmasını ve normalleşmesini geri dönülemez bir şekilde Meclis üzerinden tamamlamış olur. Hatta diyebilirim ki bu hususta en az 2 yıllık bir gecikme var.

Gerekirse yeni bir parti veya partiler kurulur. Ancak demokrasi ilkesiz ve kuralsız bir rejimin adı değildir. Terörle kucaklaşan bir parti demokrasiyi arkadan vuruyor demektir ve onun yeri Meclis değil, özlemini duyduğu dağlardır. Unutmamak gerekir ki Türk demokrasisinin hedefi kayıtsız şartsız PKK’yı dağdan indirmek değildir. Hedef kayıtsız şartsız hukuk devleti ve demokratik ilkeler çerçevesinde dağdan indirmek olmalıdır. Aksi takdirde bu işin varacağı yerin neresi olacağını herkes benden daha iyi bilmektedir. Bu nedenle bu bayram gününde malumu tekrarlayarak canınızı sıkmayayım.