Arka bahçeye atılan değerler
ABD'li Psikoloji Profösörü Rowand Miller otuz yıl süren araştırması neticesinde, insanlarda, utanma duygusunun gittikçe zayıfladığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış görüldüğünü ifade etmiştir. Miller özellikle twitter ve sosyal paylaşım sitelerinin utanma duygusunu birey ve toplum bazında yok ettiğini, yüzyüze geldiklerinde çekingen davranan insanların facebook karşısında haya duygularını yırtarak çeşitli sorunların odağında yer aldıklarına vurgu yapmıştır.
ABD'li Psikoloji Profösörü Rowand Miller otuz yıl
süren araştırması neticesinde, insanlarda, utanma duygusunun gittikçe
zayıfladığını ve buna bağlı olarak suç oranlarında artış görüldüğünü
ifade etmiştir. Miller özellikle twitter ve sosyal paylaşım sitelerinin
utanma duygusunu birey ve toplum bazında yok ettiğini, yüzyüze
geldiklerinde çekingen davranan insanların facebook karşısında haya
duygularını yırtarak çeşitli sorunların odağında yer aldıklarına vurgu
yapmıştır.
Miller'in bu çalışmasının kendi toplumlarında ne kadar ses
getirebileceğini bilemiyorum ancak paradigması, değer algıları ve
beklentileri değişen insanlığın haya duygusunu artık bir pataloji olarak
gördüğünü rahatlıkla söyleyebilirim. Günümüz anne babaları hata
yaptığında utanmayı bilen, edep ve haya sahibi çocukları kolundan tutup
psikoloğa götürüyorlar. Çocuğun haya duygusunu bir sorun olarak gören
aile, "çocuğum ön saflarda yer alsın da ne olursa olsun" diye
düşünüyor....
Psikoloji bilimi gerek beslendiği kültür açısından gerek yanlı
olmasından kaynaklanan bir çıkışla, insanlığın gerçek fotoğrafını
çekemiyor dolayısıyla olaylara sadece bir cihetten bakabiliyor... İnsanı
sadece dünyevi bir varlık olarak gören bu yaklaşım, utanma duygusunun
kişiyi başarıya götürecek yolları tıkadığını, hazlarının önünde bir
barikat olarak ortaya çıktığını düşünüyor. Bu yaklaşıma göre edep ve
haya, bireyi ekonomik ve akademik kariyer bakımından başarısız kılan,
önünü kapayan olumsuz bir etkendir. Dolayısıyla Psikoloji de utanma
duygusunun kişinin hayatında olması gereken bir duygu olabileceğini
kabul edemiyor, bireyin bu duyguyu yenmesi için çaba gösteriyor, bu
konuda çeşitli terapötik yöntemler kullanıyor. Artık, kişinin hayatı ile
uyumlu olan ve onu insan kılan haya duygusu bir sorun olarak telakki
ediliyor. Bunun sonucunda ise, edep ve hayadan uzak, hayvani duygularını
ifade etmekten ve toplum önünde sergilemekten hiç kaçınmayan bir nesil
ortaya çıkıyor.
Elbette burada, korkaklığı pısırıklığı içinde barındıran, insanlarla
ilişkilerimize ket vuran patalojik bir utangaçlıktan bahsetmiyoruz. Edep
ve haya duygusunun insan yaşamında olması gerektiğini ve çocuklarımızın
da bu doğrultuda yetiştirilmelerini savunuyoruz.
Haya duygusu ile tanışmış bir genç şunları yapamaz:
Gayri meşru ilişkileri hayatına taşıyamaz, zina yapamaz...
Büyüklere hakaret edemez, insanlara zarar veremez
Edep ve haya duygusunu zedeleyecek şekilde giyinmez.
Küfür edemez, çalmaz, hak yemez, cana kıymaz, sever ve sevilir..
"Çocuk çekindiği ve utandığı zaman bir kısım fiileri terk ettiği an
aklın nuru onun üzerine doğmuştur ki bir kısım şeyleri çirkin görür ve
bir kısmına muhalefet eder. Çocuk öyle bir hale gelmiştir ki bir taktım
şeylerden utanmaktadır. Bu ise Allahın çocuğu vermiş olduğu bir
hediyedir" (İmam gazali)