Amerikan seçimleri ve Kudüs

Ürdünlü Yazar Münir Şefik, Mescid-i Aksa konusunda da Amerikan yönetiminin İsrail lehinde ihsas-ı reyde bulunduklarını yazmıştı.

Ürdünlü Yazar Münir Şefik, Mescid-i Aksa konusunda da Amerikan yönetiminin İsrail lehinde ihsas-ı reyde bulunduklarını yazmıştı. Bu, Mescid-i Aksa'nın statüsü konusunda İsrail'in tezlerine eğilim duydukları anlamına geliyor. Zira Yahudiler her türlü hile ve desise ile Mescid-i Aksa'nın bütününü veya ilk etapta bir bölümünü ele geçirmek istiyorlar. Belki de ilk planda İslam dünyasını ürkütmemek veya kademeli planla uyuşturarak tepkisini en aza indirmek için bu dolambaçlı yola tevessül ediyor. Bu ve benzeri planların daha önce İsmail Cem tarafından Arafat'a aktarılmış olduğunu yazmıştık. Mescid-i Aksa'yı bölme ve bu yolla yarısına el koyma planı önce Halil kentinde Halil İbrahim Camii'nde uygulandı. Pilot uygulamayı el-Halil'de gerçekleştirdiler. Halil İbrahim Camii Yahudiler açısından mikro bir plandı ve sessiz sedasız bir biçimde caminin yarısına el koydular. Şimdi makro planı gerçekleştirme sırası Mescid-i Aksa'da. ABD ise ibadet hürriyeti ve insan hakları masalı altında Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girmelerine ve ibadet etmelerine müsaade edilmesini istiyor. Sadece istemiyor Filistinlileri bunu yapmadıkları için kınıyor ve yıllık din hürriyetleri raporunda insan haklarını ihlal etmekle suçluyor. Böylece, Obama yönetimi Mescid-i Aksa meselesine İsrail lehine el attığı gibi Kudüs meselesinde de çark etti. Carter'ın bir sözü var. Bu söz Kudüs meselesinde tahakkuk etmiş bulunuyor. Söz şudur: İsrail'i İsrail'de eleştirebilirsiniz ama ABD'de eleştiremezsiniz. ABD'de başkan bile olsa bir siyasetçi siyasi kariyerini tehlikeye atmadan İsrail'e eleştiremez. Özellikle e ikinci defa seçilmek isteyen Amerikan başkanlarının İsrail konusunda eli kolu bağlıdır.

Obama İran'a saldırı konusunda bugüne kadar İsrail'in baskılarına direndi. Gerçi bunu oğul Bush da yapmamıştı. O da İran konusunda kontrollü gerginlik politikası izlemiş ama İran'la fiili bir çatışma pozisyonuna girmemişti. Obama da aynısını yaptı hatta İran Dini Lideri Hamaney İsrail'in arkasında savrulmadığı için Obama'yı övmüştür.

Ama Kudüs konusunda Obama çark etti. Bilindiği gibi İsrail 1980-81 yılında Kudüs'ü İsrail'in ebedi başkenti olarak ilan etti. Bu ilandan sonra Türkiye İsrail'e tepki göstererek ilişkileri ikinci katiplik seviyesine indirmişti. Dünya ülkeleri de İsrail'in bu tek yanlı kararını kabul etmemiş ve elçiliklerini Tel Aviv'de tutmaya devam etmişlerdi. ABD yönetimi de milli güvenliği ve çıkarları nedeniyle aynısını yapmış ve 6 aylık periyotlarla elçiliklerini Kudüs'e taşımayı ertelemişlerdi. Obama, adaylığının ilanından önce yer alan seçim programında Kudüs meselesine ve statüsüne temas etmemişti. Bu da İslami kesimlerde bir iyimserli havası meydana getirmişti. Lakin hemen Cumhuriyetçiler bu meselesi kurcalayarak ve malzeme yaparak gündeme taşıdılar. Romney selefleri gibi Ağlama Duvarı'nın (Burak Duvarı) önünde İsrail'e bağlılığını bildirdi ve arz-ı ubudiyette bulundu. Bu bir provadır ve Tevrat'ta ifadesini bulan kralların Mabet önünde ubudiyetlerini izhar etmelerinin peşrevidir. Yahudiler Mescid-i Aksa yerine Süleyma- Tapınağı'nı kurduklarında sıra kralların bu mabet önünde bağlılıklarını sunmalarına gelecektir. En azından İsrail'in hastalıklı hayali budur.

Mısır asıllı Amerikalı siyaset bilimci Davut Hayrallah'a göre, ABD'de seçim mevsimi şantaj mevsimidir. Ve gerçekten de seçim kampanyası İsrail'i memnun etme yarışı üzerine kuruludur. İşte bu şantaj mevsiminde öne çıkmak isteyen Romney, Obama'yı şantaj silahıyla vurmuş ve bunun üzerine Obama 'Kudüs İsrail'in başkentidir' ibaresini programına yeniden koymuştur. 2008 yılı kampanyasında 'God' ifadesini çıkaran Obama bunu da yine programına iade etmek zorunda kalmıştır. Velhasıl Kudüs ve İsrail konusunda tamamen çark etmiş bulunmaktadır. İslam dünyası ve Arap aleminde bazıları Filistin meselesini istismar ederken veya kullanırken ABD'deki siyasetçiler de çar naçar veya kerhen veya isteyerek İsrail meselesini kullanıyor ve seçim yatırımı haline getiriyorlar. Romney meseleyi yarışa sokmuş ve Obama da buna yabancı kalamamıştır.

Obama'nın çıkardığı paragrafı yeniden programına ilave etmesi ne anlama geliyor? Hamas'ın ifadesiyle, skandaldır. İsrail'in iradesinin ve çıkarlarının Amerikan iradesinden ve çıkarlarından daha üstün olduğunu ortaya koymaktadır. Lamı cimi yok açıkça İsrail, şantajla ABD'yi idare etmektedir. Çarkın anlamı budur.