Açlık grevi
Günlerdir açlık grevi konuşuluyor..
Günlerdir açlık grevi konuşuluyor..
Garip bir durum. BDP'nin ne yapmak istediği belli değil..
3 şartları varmış: Tecrit sona ersin, anadilde eğitim, anadilde savunma..
Eğitim anayasa değişikliğini gerektiriyor.. O da olacak zamanı gelince.
Yarın Irak Kürdistan'ında Kürtçe eğitim gören Türk vatandaşı çocukların
diplomalarının eş değer olduğunu onaylamayacaksınız. Türki
Cumhuriyetler'den gelecek bir sürü çocuk var, Gülen okullarından ve
başka okullardan gelecek çocuklar da var. Bunların her biri başka bir
dilde eğitim aldılar. Onların diplomaları da onanacak..
O zaman peki istiyorlarsa niye burada böyle bir eğitim almasınlar.
İngilizce eğitim alıyorlar da, başka bir dilde neden olmasın..
Bulgaristan'daki Türk çocukları da isterlerse Türkçe eğitim alsınlar istemez mi bazı insanlar..
Ha! Türkiye'de resmi dil Türkçe olduğuna göre, Türkçe'yi ağırlıklı ve
özel olarak öğrensin. Başkaca da kaç dil öğrenmek istiyorsa öğrensin
insanlar..
Ama bu Anayasa değişikliği gerekiyor. Onun için de Meclis iradesi gerek. Bu da zaman alacak bir konu.
Anayasa değişikliğinin önündeki en büyük engel de BDP'nin kendisi.
Kırmızı çizgilerini bahane ederek süreci engelleyenler de kendileri
değil mi?
Öyle iddialar da bulunuyorlar ki, Kürt halkının iradesine zorla ipotek
koyma çabaları yetmiyormuş gibi, bir de parlemento iradesini ipotek
altına almaya çalışıyorlar.
Peki yarın MHP ya da BDP de açlık grevi başlatıp, "bizim de kırmızı çizgilerimiz var" derse ne olacak..
Bu çatıya, ya da köprüye çıkıp, intihar tehdidi ile polisle pazarlık yapanların haline benziyor.
Bu iş; o işin politik versiyonu gibi sanki.
Savunmada kullanılacak dil konusuna gelince, zaten AK Parti, kongresinde
bunu dile getirmiş.. Zaten bu biraz da uygulama ile ilgili bir konu.
Kürtler için değil, Almanya'da doğup büyümüş Türk çocukları da yeteri
kadar Türkçe bilmeyenleri Almanca, ya da Fransızca savunma yapabilmeli.
Burada ana dile de takılınmamalı. Adalet siyasi pazarlıklara ve
inatlaşmalara kurban edilmemeli..
Kendini en iyi hangi dilde ifade ediyorsa o dilde yapabilmeli insanlar savunmalarını..
İşin komik yanı, savunmada tercüme eden kişi de Türkçe ve Kürtçe bilen
bir Kürt olacak. Ama birileri inadına, dostlar alışverişte görsün
kabilinden bir şey yapacak ya!
Geçmişte bu anlamda zulümler yaşanmadı değil. Bu gün bu işler hal yoluna
konulmaya çalışılırken, birileri sanki bu süreci sabote etmek istermiş
gibi davranıyor.
Meydan okuma "dize getirme", "şecaat arzetme", "MHP yi kışkırtma" gibi yönleri de var sanki bu işin.
Türk Ergenekonu krizde ya, Suriye'de de kriz tırmandırılmaya
çalışılırken, tam da İsrail'in Mavi Marmara konusunun yeniden gündeme
geldiği bir zamanda, iktidarı köşeye sıkıştırma çabaları sürerken, sanki
birileri Kürt Ergenekonunu da sahaya sürüyormuş gibi bir algı var
iktidar çevrelerinde.
Erdoğan kararlı. Tavizsiz.. Çünki "PKK, iktidarı ve Erdoğan'ı dize
getirdik" diye kendi tabanında propaganda yapacak, bir de kamuoyunda AK
Parti ve Erdoğan'ı güya küçük düşürecekler.. Sanırım Erdoğan süreci
böyle okuyor..
BDP "üzüm yemek mi istiyor, bağcıyı dövmek mi?" Küçük çocukların eline
taş verip, sokağa salıp, onların arkasına saklanarak siyaset yapmanın
BDP'yi yücelteceğini sanmıyorum..
Haksızlığa uğramak, başkalarına haksızlık yapma hakkı vermez kimseye. Böyle bir özgürlük mücadelesi de olmaz..
Tecrit meselesine gelince, kendi görüşmek istemiyorsa bilmem. Ama yasa herkese eşit uygulanmalı.
Burada asıl sorun, Apo'nun avukatları ile görüşmesi değil, Apo'nun ya da
onun adına birilerinin kuryelik yaparak örgütü yönetmesi. BDP'liler bu
konuda da bir şey söylemeliler..
Diğer mahkumlar için uygulanan Apo'ya da uygulanmalı. Bir kişiye ya ad
topluluğa olan öfkemiz, bizi onlar hakkında adaletsizliğe sevketmemeli..
Apo'ya tecrit uygulanıyor da ne oluyor, örgüt birileri tarafından yine yönetilmiyor mu? Bunu da düşünmek gerek.
Apo'ya avukatlık yapıyor görüntüsü altında kuryelik yapanlar tutuklandı.
Yine bunu yapan olursa yine tutuklanır, görevden men edilir.. Eğer
tecrit uygulanacaksa ve Apo'nun örgütü yönettiğine ilişkin bilgi, belge,
tanık varsa o da mahkemeye götürülüp Apo tekrar yargılanır ve hakkında
"iyi hal" göstermediği için mahkeme kararı ile tecrit kararı da
verilebilir, iyileştirme talepleri de bu gerekçe ile reddedilebilir..
Ailesi görüşmek istemiyormuş. O zaman TBMM İnsan hakları Komisyonu ile
Adalet Komisyonu, karma olarak ziyaret etsinler.. Hatta bana kalırsa
Darbeleri araştırma komisyonu da ziyaret edip Apo'nun tanıklığına
başvurulabilir.. Şemdin Sakık'ın anlattıklarından sonra bu lazım.. Hatta
keşke Apo kendisi dilekçe verse bu komisyonlarla görüşmek için..
Ergenekon davasında da tanıklık yapmak isteyebilir.. Süreç içinde
adaletin tesisi ve barışın sağlanması için böyle bir katkı onun için de
anlamlı olacaktır..
Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı da bu görüşmeyi yapabilir..
Baro'dan avukat da istenebilir.. Bana kalırsa tecrit konusunda hukukun
genel ilkelerine göre ve eşitlik kuralları çerçevesinde bir çözüm
bulunması gerek.. Birinin BDP'lilere şunu söylemesi gerek: Haddinden
fazla şiddet gayedeki hikmeti yokeder. Zor oyunu bozar..
Kamu vicdanını daha fazla özlerseniz, iktidarın Anayasa değişikliği
çabalarına bir yandan engel olup bir yandan değişim istiyor havasında
sokak gösterileri ile ortalığı birbirine katacak olursanız, yanlış
yaparsınız..
İktidarı, muhalefeti ile herkesin bu konu üzerinde düşünmesi gerek..
Ölümle sonuçlanacak grevler önce BDP'yi vurur.. Fırlattıkları boomerang
kendilerine geri dönerse şaşırmamaları gerek. Selam ve dua ile..