Renan'dan Rodinson'a...
Müslümanların Masumiyeti filminde olduğu gibi Müslümanlara yönelik karalama kampanyaları bazen akılsız olduğu kadar seviyesiz bir çığıra dönüşüyor.
Müslümanların Masumiyeti filminde olduğu gibi Müslümanlara yönelik karalama kampanyaları bazen akılsız olduğu kadar seviyesiz bir çığıra dönüşüyor. Bazen de saldırılar entelektüel seviyeye bürünür. Batı'da her seviyeden İslam'a ve Hazreti Peygambere saldırılar yapılmaktadır. Elbette pek Hıristiyan oldukları söylenemeyecek olan Volter gibileri İslam'a en hasmane tutum takınan kimselerdir. Hıristiyanlığa mesafe koysalar da mesele İslam olunca ortak paydada buluşabilmekteler. Daha doğrusu Hıristiyanlığı baraksalar da taassup tortuları onları bırakmıyor. Şuuraltı etki devam ediyor. Bugün Batı'da İslam'a saldırı kampanyalarının altında yatan temel saiklerden birisi şuuraltına inmiş İslam düşmanlığıdır. Papalara Deccal diyecek kadar Vatikan'la husumet içine giren Martin Luther mesele İslam olunca taassubun altında kalmış ve taassubunu kıramamış ve aşamamıştır. Kendini aşmış ama tarihini aşamamıştır. Bunun tali nedenlerinden birisi de mutaassıplar nezdinde meşruiyetini kaybetme korkusudur. Dolayısıyla mesele İslam olunca bütün takıntılı insanlar selef halef birleşebilmektedir. Renan Fransa'da buna tüy dikmiştir. Mesih için pozitivist bir portre çizen Renan sıra İslam'a gelince o bağlamda da dengesini yitirmiştir. İslam'ın Müslümanları geri bıraktığı yaygarasını koparmıştır. Hâlbuki o bir ilimler tarihi uzmanı değildir. Bu yöndeki değerlendirmeleri ilmilikten uzak, yersiz, tutarsız, ayarsız ve ölçüsüzdür. Hâlbuki Fuad Sezgin gibi ilimler tarihi uzmanlarına göre İslamiyet ilim noktasında tarihte Hıristiyanlığa en az 8 yüzyıl fark atmış ve onu geçmiştir. İlimde Batı, Müslümanların iyali yani çoluk çocuğudur. Bununla birlikte ilim ve gelişmede her milletin ve her medeniyetin görünür görünmez payı vardır. Renan İslam'ın Müslümanları geri bıraktığını söylemesine karşılık onun daha resmi versiyonu olan Papa 16'ıncı Benediktus İslam'ın şiddetten başka ne getirdiğini sormaktadır?
Taraf yazarı Ceren Kenar 'Bir film onlarca cenaze' başlıklı yazısında Renan'a ait bir hüküm cümlesine yer veriyor : "İslam'ın ilk kurbanı Müslümanlardır... Bir Müslüman için yapabilmeciğiniz en büyük hizmet onu kendi dininden kurtarmaktır." Renan'ın İslamiyet'le alâkalı olarak bu değerlendirmesi büyük yankı uyandırmış ve bir karşı kampanyaya dönüşmüştür. Geçmişte bir iki şey, Müslümanların Masumiyeti filminden sonraki gibi kampanyalara yol açmıştır. Bunlardan birisi Renan'ın boş boğazlığıdır. İkincisi de İstanbul'u işgal döneminde Angilikan Kilisesi'nin yüksek perdeden Meşihat'a sorduğu suallerdir. Veya İslam adına hesap sormasıdır. Angilikan Kilisesi zihniyeti, Rowan Williams Anglikan Kilisesi Canterbury Başpiskoposu olana dek devam etmiştir. Selefi George Carey, Papa 16'ıncı Benediktus gibi İslam'a karşı ağzına geleni söylemiştir. İslam kültürünü istibdat kültürü olarak nitelendirmiş ve esneklikten yoksun olduğunu savunmuştur. Tarihe hiçbir katkısı olmadığını da ileri sürmüştür. Yani o kafa bu kafa! Din kalmasa da hâlâ taassup işlevini görüyor.
Renan'ın bu iddiasından sonra ona cevap yağmıştır. İslam dünyası seferber olmuş ve bu iddiayı çürütmeye gayret etmiştir. Buna dair ilk cevaplardan birisi Cemaleddin Afgani'den gelmiş yalnız Cemil Meriç'in ifadesiyle Cemaleddin Afgani burada alttan almıştır. Apologetic yani savunmacı bir tarzı benimsemiştir. Hâlbuki Namık Kemal İslamcı değil de Osmanlıcı olarak tanınmasına rağmen müdafaa yerine taarruzu esas alan bir cevap yöntemini benimsemiştir. Bu hususta en iyi eserlerden birisini ise Muhammed Abduh, 'El İslam ve'n Nasraniyye Meal İlmi ve'l Medeniyye' adlı kitabıyla yazmıştır. Kitap hacimli olmasa da müdellel ve ikna edicidir. Vefatından 3 yıl kadar önce (1902) Muhammed Abduh, Renan'a en güzel reddiyelerden birisini kaleme almıştır. Bu kitapta iki dinin de ilme ve medeniyete katkıları karşılaştırılmaktadır.
Seviyesiz saldırılar kadar entelektüel saldırılar da devam etmektedir. Bunlardan birisi de Fransız Yahudilerinden Maxime Rodinson'un eserleridir. Marksizm ve İslam Dünyası ve İslam ve Kapitalizm gibi kitaplarının yanında Hazreti Peygamberin kendince biyografisini yazan Maxime Rodinson daha usturuplu yazmasına rağmen yine de tepkilerden kurtulamamıştır. Muhammed adlı kitabı 1999 yılında, bir köşe yazarı tarafından eleştirilere hedef olduktan sonra, Kahire'deki Amerikan Üniversitesi tarafından ders kitabı olmaktan çıkarıldı ve Mısırlı bakan tarafından "İslam inancını kötülediği" gerekçesiyle toplatıldı.