Temelleri imparatorluk dönemine dayanan ve göçü göz önünde bulundurmayan Alman eğitim sistemi milyonlarca göçmen öğrenciyi dezavantajlı hale düşürüyor. Eğitim sisteminde reforma ihtiyaç olduğunu vurgulayan uzmanlardan Eğitim Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Önel, eğitim sistemi kaynaklı başarısızlıklar yüzünden Almanya'nın her yıl milyarlarca euro zarar ettiğini vurguladı.
Henüz dil gelişimini tamamlamamış öğrencileri erken yaşta iyi ve kötü okullara tasnif eden Alman eğitim sistemi konusunda hem uzmanlar, hem sivil toplum kuruluşları reform çağrısı yapıyor. Uzmanlar, eğitimde reformun gecikmesinin Almanya'yı milyarlarca euro zarar ettirdiğine dikkat çekiyor. Eğitim Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Önel bu eğitim sistemi yüzünden binlerce göçmen kökenli öğrencinin başarısız olduğunu, yapılan araştırmalara göre sadece Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Eyaleti'nin eğitimdeki başarısızlıklar yüzünden yılda 3 milyar euro zarar ettiğini açıkladı. Soruna parmak basmak için Köln Üniversitesi ve Türk sivil toplum kuruluşları (STK), 20 Ekim'de "Eğitimde eşitlik, Avrupa'daki Türk gençlerinin eğitim ve kimlik sorunları" konulu bir kongre düzenleyecek.
Eğitim Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Önel, "Alman eğitim sistemi çok eski ve o günün şartlarına göre yapılmış. Bugün dünya değişti, çocuklar, nesiller değişti. Eğitim sisteminin mevcut toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde olması lazım." dedi. Eğitim sisteminde reforma büyük ihtiyaç olduğunu vurgulayan Önel, "Alman eğitim sistemi, şu anki Almanya toplumunun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde reform edilmesi lazım. Çünkü bu toplumda çeşitlilik var, çok kültürlülük, çok dillilik var. Eskiden bunlar yoktu. O zaman hazırlanan sistem, şimdiki ihtiyaçlara cevap veremiyor. PISA araştırmaları da bunu doğruluyor." diye konuştu. Sistemi Türk kökenliler açısından da değerlendiren Mehmet Önel, "Mevcut eğitim sisteminde fırsat eşitliği olmamasının yanı sıra dil öğretiminde bile çocukların diline, dinine, kültürüne uygun bir Almanca öğretimi yok. Üçte biri yabancı olan öğrencilere hepsi Almanmış gibi Almanca öğretilmeye çalışılıyor." açıklamasını yaptı.
Göç ve eğitim araştırmalarıyla tanınan Duisburg-Essen Üniversitesi'den Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning, Avrupa ülkeleri arasında yaptığı karşılaştırmada, Türk göçmenlerin en fazla eğitim sorunu yaşadığı ülkenin Almanya olduğunu tespit etmiş. Prof. Dr. Nünning, "Başka ülkelerdeki sorunlar Almanya düzeyinde değil. Demek ki sorunların önemli bir kısmı eğitim sisteminin yenilenmemesinden kaynaklanıyor." dedi. Başarı için velilere de büyük görev düştüğünü vurgulayan Nünning, Türk velilere de üzerine düşeni yapmalarını tavsiye etti.
20 Ekim'de yapılacak kongreyi gerçekleştiren STK'lardan DİTİB temsilcisi Müslüman-Hıristiyan Barış İnisiyatifi Derneği Başkanı Rafet Öztürk ise, "Uyumun anahtarı dil ve eğitimdir. Toplum çok kültürlü ve çok dilli bir hale geldi. Dolayısıyla eğitim sisteminin de bu şartlara uygun bir şekilde revize edilmesi, geliştirilmesi gerekmektedir. Zira göçmen çocukları ayrıştırma sürecinde çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadırlar." şeklinde konuştu.
Rafet Öztürk, öğretmenler ve eğitmenlerin gelişen ve değişen bu toplumsal gerçeklik konusunda yeteri kadar bilgiye sahip olmadıklarına dikkat çekti. Resmi kurum ve kuruluşların çok kültürlülüğe yönelik açılım için gayret gösterdiklerini hatırlatan Öztürk, örgün ve yaygın eğitim kurumları ile eğitmenlerin de bu açılıma ayak uydurmalarının önemine değindi.
Prof. Dr. Bukow'la birlikte kongrenin koordinatörlüğünü yürüten Dr. Yılmaz Bulut ise şunları şöyledi: "Sağlıklı bir uyum çabası mutlaka göçmenlerin eğitim adaleti ve eşitliğini sağlama üzerine yoğunlaşmalıdır. Ayrıca özkültürden ve dini ahlak yapısından sağlıklı beslenme imkanlarının sağlanmasının toplumsal bütünleşmeye katkı sağladığının farkına varılmalıdır. Bu kongrenin özelliği son on yıldır hızlanan bu değişim rüzgarına bilinç ve duyarlılık üretmek ve söz konusu değişime katkı sunmaktır."
Köln Üniversitesi'den eğitim sosyolojisi uzmanı Prof. Dr. Wolf D. Bukow ise Almanya'ya göç gerçekleşmeden önce hazırlanan Alman eğitim sisteminin, toplumun alt tabakasını dezavantajlı hale düşürdüğünü ve adaletsiz bir sistem olduğunu, bu sistemden en çok Türk ve İtalyan göçmenlerin etkilendiğini vurguluyor. İstatistikler de uzmanları doğruluyor. Buna göre, okuduğu okulun kendisine bir gelecek perspektifi sunmadığını düşünün 10 binlerce öğrenci okulunu bitirmeden bırakıyor. Federal İstatistik Dairesi'nin 2010 yılı istatistiğine göre 53 bin öğrenci, herhangi bir okul diploması almadan okulundan ayıldı. Bu da, toplam öğrenci sayısının yüzde 6,5'ine tekabül ediyor. Herhangi bir diploma almadan okulunu bırakan söz konusu öğrencilerin meslek eğitim yeri bulması da neredeyse imkansız. Bu nedenle söz konusu gençler, eğitimlerini tamamlayıp iş sahibi olarak vergi ödemek yerine, çoğunlukla sosyal sisteme yük olmaya aday. CİHAN
Henüz dil gelişimini tamamlamamış öğrencileri erken yaşta iyi ve kötü okullara tasnif eden Alman eğitim sistemi konusunda hem uzmanlar, hem sivil toplum kuruluşları reform çağrısı yapıyor. Uzmanlar, eğitimde reformun gecikmesinin Almanya'yı milyarlarca euro zarar ettirdiğine dikkat çekiyor. Eğitim Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Önel bu eğitim sistemi yüzünden binlerce göçmen kökenli öğrencinin başarısız olduğunu, yapılan araştırmalara göre sadece Kuzey Ren Vestfalya (KRV) Eyaleti'nin eğitimdeki başarısızlıklar yüzünden yılda 3 milyar euro zarar ettiğini açıkladı. Soruna parmak basmak için Köln Üniversitesi ve Türk sivil toplum kuruluşları (STK), 20 Ekim'de "Eğitimde eşitlik, Avrupa'daki Türk gençlerinin eğitim ve kimlik sorunları" konulu bir kongre düzenleyecek.
Eğitim Danışma Kurulu Başkanı Mehmet Önel, "Alman eğitim sistemi çok eski ve o günün şartlarına göre yapılmış. Bugün dünya değişti, çocuklar, nesiller değişti. Eğitim sisteminin mevcut toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde olması lazım." dedi. Eğitim sisteminde reforma büyük ihtiyaç olduğunu vurgulayan Önel, "Alman eğitim sistemi, şu anki Almanya toplumunun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde reform edilmesi lazım. Çünkü bu toplumda çeşitlilik var, çok kültürlülük, çok dillilik var. Eskiden bunlar yoktu. O zaman hazırlanan sistem, şimdiki ihtiyaçlara cevap veremiyor. PISA araştırmaları da bunu doğruluyor." diye konuştu. Sistemi Türk kökenliler açısından da değerlendiren Mehmet Önel, "Mevcut eğitim sisteminde fırsat eşitliği olmamasının yanı sıra dil öğretiminde bile çocukların diline, dinine, kültürüne uygun bir Almanca öğretimi yok. Üçte biri yabancı olan öğrencilere hepsi Almanmış gibi Almanca öğretilmeye çalışılıyor." açıklamasını yaptı.
Göç ve eğitim araştırmalarıyla tanınan Duisburg-Essen Üniversitesi'den Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning, Avrupa ülkeleri arasında yaptığı karşılaştırmada, Türk göçmenlerin en fazla eğitim sorunu yaşadığı ülkenin Almanya olduğunu tespit etmiş. Prof. Dr. Nünning, "Başka ülkelerdeki sorunlar Almanya düzeyinde değil. Demek ki sorunların önemli bir kısmı eğitim sisteminin yenilenmemesinden kaynaklanıyor." dedi. Başarı için velilere de büyük görev düştüğünü vurgulayan Nünning, Türk velilere de üzerine düşeni yapmalarını tavsiye etti.
20 Ekim'de yapılacak kongreyi gerçekleştiren STK'lardan DİTİB temsilcisi Müslüman-Hıristiyan Barış İnisiyatifi Derneği Başkanı Rafet Öztürk ise, "Uyumun anahtarı dil ve eğitimdir. Toplum çok kültürlü ve çok dilli bir hale geldi. Dolayısıyla eğitim sisteminin de bu şartlara uygun bir şekilde revize edilmesi, geliştirilmesi gerekmektedir. Zira göçmen çocukları ayrıştırma sürecinde çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya kalmaktadırlar." şeklinde konuştu.
Rafet Öztürk, öğretmenler ve eğitmenlerin gelişen ve değişen bu toplumsal gerçeklik konusunda yeteri kadar bilgiye sahip olmadıklarına dikkat çekti. Resmi kurum ve kuruluşların çok kültürlülüğe yönelik açılım için gayret gösterdiklerini hatırlatan Öztürk, örgün ve yaygın eğitim kurumları ile eğitmenlerin de bu açılıma ayak uydurmalarının önemine değindi.
Prof. Dr. Bukow'la birlikte kongrenin koordinatörlüğünü yürüten Dr. Yılmaz Bulut ise şunları şöyledi: "Sağlıklı bir uyum çabası mutlaka göçmenlerin eğitim adaleti ve eşitliğini sağlama üzerine yoğunlaşmalıdır. Ayrıca özkültürden ve dini ahlak yapısından sağlıklı beslenme imkanlarının sağlanmasının toplumsal bütünleşmeye katkı sağladığının farkına varılmalıdır. Bu kongrenin özelliği son on yıldır hızlanan bu değişim rüzgarına bilinç ve duyarlılık üretmek ve söz konusu değişime katkı sunmaktır."
Köln Üniversitesi'den eğitim sosyolojisi uzmanı Prof. Dr. Wolf D. Bukow ise Almanya'ya göç gerçekleşmeden önce hazırlanan Alman eğitim sisteminin, toplumun alt tabakasını dezavantajlı hale düşürdüğünü ve adaletsiz bir sistem olduğunu, bu sistemden en çok Türk ve İtalyan göçmenlerin etkilendiğini vurguluyor. İstatistikler de uzmanları doğruluyor. Buna göre, okuduğu okulun kendisine bir gelecek perspektifi sunmadığını düşünün 10 binlerce öğrenci okulunu bitirmeden bırakıyor. Federal İstatistik Dairesi'nin 2010 yılı istatistiğine göre 53 bin öğrenci, herhangi bir okul diploması almadan okulundan ayıldı. Bu da, toplam öğrenci sayısının yüzde 6,5'ine tekabül ediyor. Herhangi bir diploma almadan okulunu bırakan söz konusu öğrencilerin meslek eğitim yeri bulması da neredeyse imkansız. Bu nedenle söz konusu gençler, eğitimlerini tamamlayıp iş sahibi olarak vergi ödemek yerine, çoğunlukla sosyal sisteme yük olmaya aday. CİHAN











