Hazreti Ömer, sanatçıların şahsında somutlaştırılarak sinemaya
uyarlanır mı uyarlanmaz mı diye tartışmalar devam ederken İbni Sebe
kılıklı birisi İslam dünyası ile ABD ve Batı'yı yine karşı karşıya
getirecek yeni bir filme imza attı. 'Müslümanların Masumiyeti' filminin
yapımcısı maskeli ve karanlık adam sözde Sam Bacile adını taşıyor.
Kendisini İsrail-Amerikan vatandaşı yani çifte kimlikli birisi olarak
tanıtıyor. Bununla da kalmıyor, Mısır'da Kıptiler arasında akrabaları
olduğunu söylüyor. Yani çifte değil üçüz bir kimlik sahibi. Lakin sözde
belgesel filmde veya fragmanda rol alan 80 kadar sanatçı yapımcıyı
tanımadıklarını sadece telefonda talimat aldıklarını söylüyorlar. 46
yaşındaki Yahudi asıllı aktrist Sandy Garsia kesinlikle belgesel
filmin 2000 yıl öncesi Mısır'la alâkalı olduğunu sandıklarını ve Hazreti Muhammed ismini hiç telaffuz etmediklerini lakin dublajda
söylediklerinin değiştirildiğini ifade ediyor. Onlar için bile bu filmin mahiyeti sürpriz oluyor. Gerçekten de insanın kanını donduran bir
tertip. Sözde belgesel filmde Hazreti Peygamber (Aleyhisselam)
yüceliğinin tersine bir biçimde ele alınıyor ve kendisiyle alâkalı haşa
ki 'kan dökücü (bloodthirsty) kadın düşkünü, sübyancı ve sahte dinci'
gibi ağza alınamayacak bir sürü yakıştırma var. Elbette kem söz sahibine aittir. Tam bir kışkırtma filmi. Daha önce Hirsi Ali ile Theo van
Gogh'un çevirmiş olduğu Submission vaya İtaat filmi her halde bu yeni
fragmanın yanında 'çok masum' kalır. Bu filmin gerisinde tam bir
çılgınlar mangası var. Danimarkalı karikatürlerin sanki filme uyarlanmış hali gibi duruyor. Bu çılgınlar İslam düşmanı manyaklardan oluşuyor.
Bunlardan bir kısmi Kıpti ve içlerinden bazıları vatana ihanetten dolayı Mısır vatandaşlığından çıkarılmış.Kıpti Devleti olarak anılan bir kurumun başında Moris Sadık isimli
vatandaşlıktan atılmış bir Kıpti var ve bu filmin yapımında emeği
geçenlerden birisi. Fragmanın çekimi için diaspora Kıptilerinden 5
milyon dolar toplanmış ve filmin yapımına sarf edilmiş. Moris Sadık
filmi Hazreti Peygamberin gerçek kişiliğini ortaya koymak için
tasarladıklarını söylüyor! Onun sözcülüğünü yaptığı hayali Kıpti
Devleti, Netron Vadisi de olmak üzere Asyot, Minya, Beni Süveyf ve Mürsi Matrah'a kadar uzanıyor. Başkenti ise İskenderiye. Hazreti Mesih'in
ziyaret ettiği bütün alanları da ihtiva ediyor! İsmaililer veya Böhreler gibi Mukattam Dağı'na da göz dikiyorlar.Velhasıl Müslümanlara bir yer bırakmıyorlar hatta pılını pıtırtısını
toplayıp geldikleri yere yani Hicaz'a dönmelerini tavsiye ediyorlar. Bu
meşum filmin gerisinde İsmet Zalkeme ve Nadir Fevzi gibi Kıpti ileri
gelenleri var. Film çekildikten sonra kafadarları Haçlı Papazı Terry
Jones'a da seyrettiriyorlar. Tabii kışkırtıcı Papaz Jones nefesi
kesilmiş halde hemen tebriklerini iletiyor. Hakkındaki araştırmalarda
İbni Sebe gibi birçok yüzüyle ortaya çıkan Sam Bacile, İslam'ı kansere
benzetiyor. Filminin siyasi içerikli olduğunu saklamıyor. Peki bu filmle birlikte ne yapmak istiyorlar? Yapmak istedikleri açık. Kışkırtma ile
toplumlar arasında fitne tohumları ekmek istiyorlar. İlki de Muhammed
Mürsi liderliğinde yeni Mısır'da Kıpti-Müslüman gerilimini yeniden
patlatmak istiyorlar. El Hayat Kanalı'nda (Kıpti) Zekeriya Butros'un
yapamadığını bunlar yapmak istiyor.Bunlar önce Mısır sonra da İslam düşmanı. Bununla birlikte 200 kadar
Kıpti Kilisesi kuruluşu bu çalışmaları kınadı ve Siyonizm kuyruğuna
takılmış bu Kıpti şahsiyetlerin itibarsız olduğunu duyurdu. Gerçekten de Al Mısrriyyun gazetesi yazarlarından Cemal Sultan'ın ifadesiyle Moris
Sadık gibi kışkırtıcı Kıpti şahsiyetler muhatap alınmayacak derecede
ebleh, kaçık ve ahmak kişiler! Akılları bir karış havada ve sadece
kışkırtmaya çalışıyor. İskenderiye Kıpti Kilisesi de bu gibi
şahsiyetlerden yaka silkti. Bu akılsız ve ahmak şahsiyetlerin yerel
misyonları Kıpti-Müslüman kavgası çıkartarak Mısır'da bir Kıpti
devletinin kurulmasına zemin hazırlamak. İkinci kademede ise ABD ile
İslam dünyası arasında bir gerilim meydana getirmek ve zaten tamir
olamayan ilişkileri daha da berbat hale getirmektir. Nitekim olayın
akabinde Libya'da kimileri roketlerle Amerikan elçiliğine saldırdılar ve Amerikan büyükelçisinin ölümüne ve bazı memurların da yaralanmasına yol açtılar. İstim üzerinde olan Mısır'da da Amerikan Elçiliği etrafında
çatışmalar devam ediyor. Bu film Afganistan'da Amerikan askerlerinin
Kur'an'a saygısızlık etmeleri ve yakmaları hadisesinden de daha büyük
tepkilere yol açtı. Mısır'ın Koç'u olarak nitelendirdiğimiz Necip
Savires gibi Karun tipli işadamları da Mısır'da sürekli olarak
Kıpti-Müslüman fayını aktif tutuyorlar. İlişkileri menfi yönde
kaşıyorlar. Müslümanların önünü her vesile ile kesmeye çalışıyorlar.
Kinle meşbu bu insanlar sonunda Müslüman-Hıristiyan ilişkilerini
patlatmayı beceriyorlar. Yeni İbni Sebe taslakları, müsveddeleri ve
imalatlarına karşı soğukkanlı ve ilmi tepkiler vermeliyiz. Anlık
tepkilerden kaçınmalıyız. Hindistan'da İngilizler Kadiyaniliği imal
etmiş ama bu akıma karşı Pakistanlı Müslümanlar daha sonra Siret Ödülü
diye bir ödül ortaya koyarak siret dalındaki çalışmaları teşvik
etmişlerdir. Dolayısıyla ahmak tepkilere akıllı cevap vermek gerekiyor.
Lakin Avrupa ve ABD sorumluluğunu bilmeli ve ateşle oynamamalı ve
hürriyetler adına kışkırtıcığa prim vermemelidir. Zira İslam dünyasının
artık kışkırtmalara tahammülü kalmadı.
Genel
16 Eylül 2012 - 15:10
Yeni İbni Sebe imalatı
Hazreti Ömer, sanatçıların şahsında somutlaştırılarak sinemaya uyarlanır mı uyarlanmaz mı diye tartışmalar devam ederken İbni Sebe kılıklı birisi İslam dünyası ile ABD ve Batı'yı yine karşı karşıya getirecek yeni bir filme imza attı.
Genel
16 Eylül 2012 - 15:10














