Her fırsatta bu köşede gündeme getirdiğim
"bankaların halkın cebinden tahsil ettiği komisyon ve masraflar” ile
ilgili önlem alınması için çalışmalar devam ediyor. Hayati Yazıcı ve
Zafer Çağlayan konu hakkında adım atılması için ellerinden geleni
yaparken "bankacılık” lobileri harekete geçmiş durumda. Ortaya attıkları iddialar ve "bu bizim hakkımız” tezi de çok ilginç! Bakın tam olarak ne diyorlar, basına yansıyan bir haberden alıntı yaparak sorgulayalım;
"...Yazıcı’nın Deli Dumrul ücretleri olarak ifade ettiği ve kredi kartı
aidatı dahil bankaların 31 kalemde aldığı ücretlerin kaldırılacağını
açıklamasına bankalardan tepki geldi. Türkiye Bankalar Birliği,
bankaların sundukları ürün ve hizmetler karşılığında ücret ve komisyon
almasının, bunlar için yapılan yatırım harcamalarının maliyeti ve
masrafların karşılığı gereği olduğunu belirtti. Birlik, bu sebeple
ücretlerin düzenlemelere uygun olduğunu açıkladı. TBB açıklamasında,
uluslararası uygulamalarda ve uyum çalışmaları sürdürülen AB
düzenlemelerinde de olduğu gibi, ücret ve komisyonların piyasa
mekanizması çerçevesinde serbestçe belirlenmesinden yanadır denildi”...Sevgili dostlar, "bu masraf ve komisyonlar AB kriterlerine uygun”
diyerek, kamuoyunu zayıf tarafından yakalamaya çalışanlara soruyorum;
Bir ülke düşünün bankacılık sektörü ile vatandaş arasındaki düzenlemeler vatandaşın aleyhine yapılmış! Bir ülke düşünün dünyada eşi benzeri
olmayan bir uygulama yapılıyor. Konut kredisi alıyorsunuz, adına
dünyayla uyumlu şekilde mortgage diyorlar ama yaptıkları dünya yüzeyinde eşi benzeri olmayan detaylar içeriyor, konuta karşılık verilen kredi
için bütün malvarlığınız hatta ailenizin bütün varlıkları tehdit altına
alınıyor! Bir ülke düşünün bankadan gelen öde emrine itiraz etmeniz için önce ödemeniz gerekli, sonra yargıya gitme hakkınız var! Bir ülke
düşünün düşük kredi faizi diyerek reklam yapılıyor, işlem yaptığınızda
peşin komisyon, dosya parası, kur farkı gibi kalemler ile kredi faizi
inanılmaz noktalara geliyor. Bir ülke düşünün aylık kredi kartı gecikme
faizi ABD ve AB’deki yıllık faizden daha yüksek! Dahası var bitmedi! Bir Ticaret Kanunu düşünün bütün detaylar vatandaşın aleyhine çalışıyor ve
size gönderilen ödeme emrine itiraz etmeniz için en az o ödeme kadar
paranız olması gerekiyor! Bir ülke düşünün bankaları katrilyonlarca kar
açıklarken, reel sektör yok oluyor! Var mı böyle karlı, ballı bir
ticaret! Bir ülke düşünün halk onlarca kalem saçmalık için para ödüyor
ve bunların dayanağı YOK! BU MU SİZİN AB ANLAYIŞINIZ! Halk versin,
VERSİN, versin!Sevgili dostlar, bu iş artık iyice ortaya çıktı ve bu noktada adım
atması gereken siyasi otorite. Aslında 2009’dan bugüne birçok değişiklik oldu ama YETERLİ değil! Bu yüzden bir vatandaş olarak özellikle bu
verilen tepkiyi, anlamsız "AB kriteri” savunmasını görünce, bir daha
siyasi otoriteye sesleniyorum; mortgage düzenlemesinden başlamak üzere,
her satırı vatandaşımızı koruyacak şekilde, ABD ve AB düzeyine
getirelim! LÜTFEN ACİL olarak yapalım! Ve bankacılık lobilerinin
seslerini de hep birlikte keselim.Sevgili dostlar, yukarıdaki satırlar yıllardır savaşını verdiğim
"bankalar bizi yedi, bitiriyor” tezinin sadece bir özeti. Bankalar adına açıklamalar geldikçe daha çok yazacağım! Bu noktada konu hakkında çok
cesur açıklamalar yapan Zafer Çağlayan ve Hayati Yazıcı’dan daha önce de yaptığım bazı alıntıları bu açıklamaya cevap olarak yeniden paylaşmak
istiyorum; 1- Çağlayan ne diyor; "...Bir koyundan iki ya da daha fazla
post çıkartmaya çalışan bankacılık sistemi tefecilik sistemidir. Buna
‘bankacılık’ diyemem. Çünkü faizin faizi hesaplanıyorsa artık orada
tefecilik yapılıyordur...”2- Yazıcı ne diyor; "...Bankalar kart ücreti adı altında kar
hanesini katlıyor. 17 milyarlık banka haracına son vermeliyiz. Yıllık
aidat ücretleri ve işlemsizlik gibi taleplere son verilmesi
gerekiyor...”Sonuç:Siyasi otorite ve her kademesinde konuya
hakim ve vatandaşını bu zulümden kurtarmak için adım atmakta kararlı!
Lütfen sizler de tepki verin, sesinizi yükseltin! Bu ülkede adına
"banka” denen bazı yapılanmaların kanunları hiçe sayarak vatandaşa karşı attığı adımları durdurmamız gerekli. Esas olan "birey”, esas olan
"vatandaş”! Bu gerçeği bilerek hissederek sistemi yeniden kurmalıyız.
Bizler "banka” için var olmadık, "banka” bizim için var ve sistem bizim
refahımız için kuruldu.Son söz:Konu çok önemli! Bu çarpıklık düzelirse
Türkiye’de milyonların hayatı kurtulacak! Lütfen ses verin, hakkınızı
savunun! Yıllardır bankaların nasıl haksız kazanç elde ettiğini
kamuoyuna anlatmaya çalışan biri olarak Hükümet ve Yetkili Kurulların
attığı adımları mutlu bir ifadeyle izliyorum. Türk Halkını koruma adına
çok önemli adımlar atılıyor ve sorumlu Bakanlar özellikle bankacılık
lobilerine "kulaklarını tıkayarak” yollarına devam ediyor. Lütfen
durmayın, durmayalım, düzenlemeler acilen yapılsın ve Türk Halkı nefes
alsın!ÖNEMLİ NOT: CHP’nin neden konu hakkında sesi
çıkmıyor! Yoksa bankacılık ile yakın ilgileri mi var! Çok yakında "İş
Bankası ve 1938-2004 arasındaki sermaye dönüşümü” analizimi
paylaşacağım. Gözlerinize inanamayacaksınız. Kimler yetişmiş, nerelere
getirilmiş bu kaynaktan!
Genel
31 Ağustos 2012 - 00:25
Yazıcı ve Çağlayan'a destek zamanı
Her fırsatta bu köşede gündeme getirdiğim "bankaların halkın cebinden tahsil ettiği komisyon ve masraflar" ile ilgili önlem alınması için çalışmalar devam ediyor. Hayati Yazıcı ve Zafer Çağlayan konu hakkında adım atılması için ellerinden geleni yaparken "bankacılık" lobileri harekete geçmiş durumda.
Genel
31 Ağustos 2012 - 00:25













