Son günlerde arka arkaya ziyaret ettiğim Kuzey Afrika ülkeleri ve
Ortadoğuda gördüklerim beni ziyadesiyle heyacanlandırdı… Bir yandan
sömürgeci batı zihniyeti bölgede yokluğa yelken açarken, bir taraftan
da, yerli halkın uyanışına tanık oldum. Özellikle Afrika ve Ortadoğuda
çıkarları kaybolan batı, adım adım geri çekiliyor. Tanzanya’dan ya da
Çad’ dan sömürdüklerini kendi halkına "sağlık” ya da "diş sigortsı” olarak dağıttıklarını, verememeye başladı ve sonunda da, iptal etmek zorunda kaldı.Tüm bunlar nasıl gelişti ve nasıl oldu? Türkiye çok gelişiyor. Türkiye de bir yandan ölçekler büyürken, bir
yandan da küçük ölçekli firmalar, Türkiye de yaşam mücadelesi
veriyorlar. Ekonomik ölçeği yakalayamayanlar, Türkiye de ayakta
kalamıyorlar. Bu noktada onların bir yurt dışında, yeni pazarlara
açılmaya ihtiyacları var.Şimdi düşünün, on ya da yirmi yıllık bir suni orman düşününüz, bu
orman koru ormanı ve hızlı büyüyen bir orman, hepimizin çevresinde
vardır ve görmüştür. Hızlı büyüyen bu ormanlar daha sonra aniden büyüme
hızları kesilerek yavaşlarlar… Neden kökleri birbirine girdi, yukarıdan
da dalları birbirine girdi. Aşağıdan gıda alamıyorlar, yukarıdan güneş
alamıyorlar, oksijen üretemiyorlar ve öylece kala kaldılar…Peki, böyle devam ederse, sonra ne olacak? Zayıf olanlar arada
ölecekler, büyük olanlar onların yerlerine, kökleri iterek geçecekler.
Bu kaçınılmaz bir gerçek. Peki bunları öldürmemenin yolu var mı? Var. Bunları seyreltmek lazım değil mi? Nasıl seyreltiliyor? Aradakileri,
makinaları ile veya ekipmanları ile, köklerinden alıp daha geniş bir
yere dikerek. Yeni dikilenler kendi yerinde büyürken, yerinde
kalanlarda orada gelişerek büyüyorlar. İşte Türkiye de böyle bir
ihtiyac hasıl oldu. Son günlerde dünyada büyük bir ekonomik dönüşüm oldu. Ölçekler çok artı, kalite çok yükseldi. Eskiden, bir ayda, beş ya da on yatak takımı, ya da oturma grubu
üreten mobilyacı o bölgenin, en önde, parmakla gösterilen sanayicisiydi. Ama, şimdi ölçekler öyle büyük, öyle büyük markalar çıktı. Öyle büyük
entekrasyona gidildi ki, artık bugün ayakta kalamıyorlar. Bu dönüşümü
zamanında da yapamadıkları için; şu noktada ya işi terkedecekler, ya da
bekleyip mücadele ederek, vuruşarak ölecekler…Bir üçüncü altarnatif de, bunların kendi ölçeklerini ve kendi sanatlarının halen geçerli olduğu ülkelere bunları taşımak. İşte başbakanın deyimi ile, "Anadolu aslanları mı” dersin, yoksa "Anadolu kaplanları mı” dersin, ne dersen de, halkla bütünleşmiş, paylaşımcı, "yukarıdan oluşan değil, tabandan yukarı doğru gelen Sivil Toplum Kuruluşu, TUSKON,
Anadolu girişimcisinin imdadına hızır gibi yetişdi.Türkiye de 80 ilde ve büyük ilçelerde dernekleri
bulunan, üye sayısı 40 bini aşan, gönüllü girişimciliği ile kalpleri
fetheden, maddeye ruh yükleyen bir analyışla, Necip Fazıl’ın ifadesi ile; " Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul. Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa” mantığını asrımızda, toprağa gömen, ekonomideki adaletli paylaşımı dünyaya gösterirken, ekonomide yepyeni bir çığır açmıştır.Kısa zamanda, hedeflerini belirleyerek, yurt dışındaki, gönüllüleri
ile işbirliği yaparak, Türk yatırımcılarına büyük kolaylıklar
sağlamıştır. Hiçbir şekilde, devlet kanalı ya da resmi olarak yapılan
bir ticari girişim, gönüllü girişimcilerinki gibi olmamıştır. Hep
resmiyette kalmıştır.Bu gün TUSKON "Üretmeyi bilen, fakat satmayı bilmeyen” Türk girişimcilerine, satış yapmayı öğretirken, bir yandan da onlara
dünyada yeni pazarlar bularak, bu girişimcilerin dünya’ya açılmalarına
sebeb olmaktadır. Bu vesileyle, kendine güven gelen Anadolu
girişimcileri, TUSKON’un önderliğinde büyümeye ve yol almaya başlamıştır.
Genel
24 Haziran 2012 - 21:35
Üretmeyi biliyoruz, satmayı bilmiyoruz…
Son günlerde arka arkaya ziyaret ettiğim Kuzey Afrika ülkeleri ve Ortadoğuda gördüklerim beni ziyadesiyle heyacanlandırdı… Bir yandan sömürgeci batı zihniyeti bölgede yokluğa yelken açarken, bir taraftan da, yerli halkın uyanışına tanık oldum. Özellikle Afrika ve Ortadoğuda çıkarları kaybolan batı, adım adım geri çekiliyor. Tanzanya'dan ya da Çad' dan sömürdüklerini kendi halkına "sağlık" ya da "diş sigortsı" olarak dağıttıklarını, verememeye başladı ve sonunda da, iptal etmek zorunda kaldı.
Genel
24 Haziran 2012 - 21:35












