Washington'a onceden planlanmis bir program cercevesinde geldiklerini belirten Davutoglu, Clinton ile uzun ve kapsamli bir gorusme gerceklestirdiklerini kaydetti.

"TUMUNE EGEMEN OLMADI"
Davutoglu, Clinton ile uluslararasi konularda sik sik bir araya geldiklerini ifade ederek, "Ancak belli araliklarla dosyalarin butunun gozden gecirilmesi icin gorusmeler yapilmasi gerekliligi vardi. Bu sebeple bu geziyi planlamistik. Ancak dun Wikileaks'te ortaya cikan ve o cercevede belgeler dolayisiyla gorusmemiz biraz daha ozel bir anlam tasimis olmus. Ancak gorusmemizin tumune bu konu egemen olmadi" dedi.
Wikileaks ile ilgili konunun hem ABD'nin kredibilitesi hem Turkiye'nin gerek ABD ve diger ulkelerle yuruttugu temaslar acisindan, hem de Turk dis politikasinin degisik unsurlari acisindan onem tasiyan bir gelisme oldugunu belirten Davutoglu, soyle devam etti: "REDDETMIYOR..."
"Bunu tabii ki gormezden gelemezdik ve oncelikli bu konuyu kendisiyle detayli olarak gorustum. Sadece Turkiye degil, bircok ulkeyle ilgili binlerce belge soz konusu.
Bu belgelerin otantikligini, gercekligini tartisacak durumda degiliz biz. Bu bizim tartisacagimiz bir konu degil, ABD'nin kendisiyle ilgili bir husus, onlar da bunu reddetmiyor, konfirme de etmiyor ama ortada da boyle bir gercek var. Dolayisiyla gorusmemizin ana odak noktasini bunlarin olusturmasi da normaldi." "CLINTON OZUR BEYAN ETTI"
Bakan Clinton'in bu konuda duydugu uzuntuyu dile getirdi getirdigini ifade eden Davutoglu, "Turkiye'den, hukumetimizden, ismen bizler de gectigi icin Sayin Basbakanimizdan, bizlerden bu gelisme dolayisiyla ozur beyan ettiler" dedi.
Clinton'un ozel olarak israrla bir hususu paylastigini dile getiren Davutoglu, soyle konustu: "(Clinton) diplomatlarin analizlerinin yonetimlerinin siyasi iradesini ve yaklasimini her zaman belirleme noktasinda mutlak olmadigini, yansitamayabilecegini de vurguladi. Gerek daha onceki Amerikan Disisleri bakanlarinin, ama ozellikle kendisinin bizimle iliskileri gerekse Obama'nin Sayin Basbakanimiz ve Sayin Cumhurbaskanimizla iliskileri ve siyasi duzeyde iliskiler baglaminda mutlak saygi esaslarinda ve Turk dis politikasinin temel ilkeleri cercevesinde, Turk dis politikasini takdirle takip ettiklerini vurgulayarak, bu hususlara dayandigini ifade etti. Bu tur raporlarin siyasi liderlerin tutumlarini yansitmayacagini ifade ettiler."

Wikileaks belgeleriyle ilgili hususun gerek basbasa yaptiklari gorusmede detayli olarak ele alindigini gerekse heyetler huzurunda Clinton'in konuyu tekrar dile getirdigini anlatan Davutoglu, sunlari soyledi:
Kendilerine dun ulasan belgeleri hemen analiz ettiklerini ve etmeye de devam ettiklerini kaydeden Davutoglu, bu konuda hem Disisleri Bakanliginda hem de Turkiye'nin Washington Buyukelciliginde ozel bir calisma grubu olusturduklarini bildirdi
BELGELERIN BIR DE ANKARA VERSIYONU VAR
Yalniz bir seye dikkatinizi cekmek isterim; bazi belgelerin tarihleri goz onune alinmadan sanki bugun cikmis gibi okunuyor, yani 2004 yilinda, 2006 yilindaki bir belge de sanki su anda olmus gibi... Mesela belli bir konuda, simdi konu vermek istemiyorum, cunku bunun analizine girmeyecegim ben, hicbir Turk yetkili, hicbirimiz de bunun muhteva analizine girmek istemiyoruz, acik soyleyeyim. Biz kendimiz yapariz o muhteva analizini ama, bunun kamuoyunda yapilmasinin cok faydali oldugu kanaatinde degiliz. Ama baktigimizda, x konuda, yani Irak konusunda 2004'te soylenen bir sozu bugun soylenmis gibi alirsaniz, yanlis bir yoruma sebebiyet verirsiniz, sanki bir koordinasyondaki su ya da bu farkliliga sebebiyet verirsiniz. Yine bir akademisyen olarak soyleyeyim, butun belgeler ortada olmadan ve bir tarih, bir zaman boyutunda onu degerlendirmeden politikalarin uyumlu ya da uyumsuz oldugu konusunda mutlak bir degerlendirme yapmak da dogru olmaz. O bugunu yansitmayan bir belge olabilir''.
''SADDAM'A NE SOYLEMISSENIZ, BIZE DE AYNISINI SOYLEMISSINIZ''
Bakan Davutoglu, ''(Bizim dis politikamizda ikili bir yan yoktur) dediniz. ABD'den gelen bu belgelerde ikili bir yan mi sezdiniz? Ikinci soru, bunun ozellikle Ankara ayaginin 7 bin 800 kusur belge olmasini ne kadar onemsiyorsunuz? Turkiye'yi bu sorun ulke kategorisine sokar mi?'' seklindeki sorusunu da soyle yanitladi:
''Birincisi kastettigimiz su; bu belgelerin kamuoyuyla paylasilmasi dolayisiyla bizim cekinecegimiz bir sey yok demek istedim. Yani Turkiye'nin bu konudaki tutumu aciktir, ilkeseldir, her ulkeyle bu boyle olmustur. Soyle bir kaygi, bir panik, acaba su belge cikarsa biz ne hissederiz gibi bir psikoloji bizim icin egemen degil. Cok beni etkileyen bir seyi soyleyeyim. Bir Irakli yetkili, Saddam dustukten sonra, arsivler ele gecirildiginde, Irakli bir Kurt yetkili, sonra bize sunu soyledi; 'Farkettik ki Saddam'a ne soylemisseniz, bize de aynisini soylemissiniz. Bize ne soylediyseniz, onlara da aynisini soylemissiniz'. Bu anlamda ilkesel bir tutumumuz var demek istiyorum, yoksa tabii ki o degerlendirmeleri yapariz. Ikinci husus ise, sorun ulkesi degil, aksine olaylarin merkezinde oldugumuzu gosterir. Yani bu kadar cok belge niye Ankara mahrecli? Cunku Ankara'daysaniz, Balkanlar'la da, Karadeniz'le de, Akdeniz'le de ilgileniyorsunuz; Afganistan, Pakistan, Orta Asya, Korfez, Irak, Suriye, butun su anda uluslararasi gundemin nabzi bizim orada atiyor. Yani bunu bir sorun muhatabi olmak degil, bircok olayin merkezi konumuna sahip olmakla iliskilendirebilirsiniz. Bunu sordugunuz icin soyluyorum, ben yoksa boyle bir iliskilendirme yapmaya da gerek gormem, bunu tartismam bile, bu kadar onemli bir konuma sahip oldugumuzu dunya alem biliyor. Ama siz sordugunuz icin soyluyorum; sorun degil, merkez oldugumuzu, tarihin akisinin merkezinde oldugumuzu gosterir.'' Davutoglu, ''Bugunku gorusmelerden sonra ABD'nin ozellikle Ortadogu kapsamindaki politikalari nasil yurutecekler? Zor bir durum, nasil bir hava edindiniz?'' sorusu uzerine, ''Bunu Sayin Clinton'a ya da Amerikali bir yetkiliye soracaksiniz, ona benim cevap vermem dogru olmaz'' dediHabervakti
















