ABD'deki Los Angeles Times gazetesindeki yazida, "anayasa reformunun referandumda kabul edilmesiyle, Turkiye'nin, Ortadogu'nun yeni super gucu olma pozisyonunu pekistirme yolunda bir adim daha attigi, bunun ulkeyi ileriye goturdugu" belirtildi.
Yazida, AK Parti'nin, ulkeyi "gercek demokrasiye" hic olmadigi kadar yakinlastirdigi da kaydedildi.
Iran asilli Amerikali yazar Reza Aslan imzasiyla yayimlanan, "Turkiye'nin Demokratik Cabasi" baslikli yazida, "AK Parti tarafindan getirilen anayasal reformlarin kabulu, ulkeyi ileriye goturuyor. 'Islami ahlaki degerler' olarak adlandirdigi taahhudu benimseyen bir siyasi parti, Turkiye'yi 'gercek bir demokrasiye' hic olmadigi kadar yakinlastirdi" ifadesi kullanildi.
Yazida, "reformlarin kadin, cocuk ve engellilerin haklarini guclendirdigi, Hristiyan ve Kurt azinliklara daha fazla ozgurluk tanidigi, kisitlayici is yasalarini rahatlattigi, ordunun siyasetteki rolunu azalttigi ve ulke genelinde daha demokratik kurumlarin olusturulmasina olanak tanidigi, daha da onemlisi, siradan vatandaslara daha fazla yasal koruma saglayarak ve ordunun sivil mahkemeler onundeki dokunulmazligini kaldirarak, mahkemelerin yapisini yeniden duzenledigi" belirtildi.
Muhalefetin, ozellikle yargic atamalari konusunda cumhurbaskani ve parlamentoya cok fazla guc tanindigina dair elestirilerine atifta bulunulan yazida, ancak bu tur tezlerin secmenleri ikna etmeyi basaramadigi kaydedildi.
Yazida, "Avrupa'daki muhafazakar Hristiyan Demokrat partilerini model alan AK Parti'nin, 2002 yilinda iktidara gelisinden bu yana, ordunun Turk demokrasisinin koruyucusu rolunu surekli azalttigi ve Turklere, anayasal demokrasi ve hukukun ustunlugune bagliligi yansitan yonetim modeli sundugu" belirtildi."TURKIYE, ARTIK ABD'NIN EMRINDE OLMAK ISTEMIYOR""Turkiye'nin, AK Parti iktidari altinda sadece daha ozgur, liberal, kapsayici ve demokratik ulke olmakla kalmadigi, ayni zamanda daha hakim kuresel guc haline geldigi ve tarihinde hic gormedigi ekonomik buyume deneyimi yasadigi" ifade edilen yazida, Turkiye'nin Bati ile stratejik ittifakina sirtini dondugu ve bunun yerine ABD'nin bolgedeki cikarlarina karsi "Islami eksen" insa etmekte oldugu iddialari "sacma" olarak nitelendirildi.
Yazida, "AK Parti'nin ic ve dis politikasini yonlendiren unsurun Islam degil, ekonomik ve ulusal guvenlik cikarlari oldugu" kaydedilerek, "Eger Turkiye, diplomatik cabalarini Ortadogu, Orta Asya ve Basra Korfezi uzerinde odakliyorsa, bu, ekonomik buyumesinin Avrupa ya da ABD'den degil, oradan gelmesi nedeniyle" ifadesi kullanildi.
"Turkiye'nin daha saglam dis politikasi ve kendisini bolgedeki sorunlarda arabulucu olarak yerlestirme gayretlerinin, ulusal guveninin yeniden canlanmasi hissinin sonucu oldugu" belirtilen yazida, soyle devam edildi:
"Turkiye, artik ABD'nin emrinde olmak istemiyor, bolge sorunlarinin cozumune dair kendi onerilerine ve siyasetleriyle, esit bir muttefik olarak muamele gormesi icin israrci oluyor. Bu iyi bir sey, cunku Turkiye'nin bolgedeki cikarlari, Israil-Filisin sorununda iki devletli cozumun saglanmasi, Irak ve Afganistan'da istikrarin insa edilmesi ya da Iran'in nukleer silah gelistirmesinin engellenmesi konularinda olsun, ABD'ninkilerle ortusuyor. Aslinda, Turkiye'nin, simdi ABD'nin Ortadogu'daki en stratejik muttefiki oldugu soylemek abarti olmaz".
Yazida ayrica, "Turkiye'nin, Ortadogu halkina, Misir, Urdun ve Suriye'deki laik diktatorluklerden ya da Iran ve Suudi Arabistan'daki dini otoriter rejimlerden daha ozgun Islami yonetim ornegi sundugu, AK Parti'nin, Islam ile demokrasi arasinda celiski olmadigini, Islami degerlere kendini adayan bir partinin de insan haklari, anayasallik, cogulculuk ve hukukun ustunlugune de ayni oranda bagli kalabilecegini kanitladigi" belirtildi.
Gazetedeki yazida, "anayasal reformlarin kabuluyle, Turkiye, Ortadogu'nun yeni super gucu, modern, Musluman cogunluklu demokrasinin, firsat verildigi takdirde neleri basarabildiginin parlayan modeli olma pozisyonunu pekistirme yolunda bir adim daha atti" ifadesine yer verildi.
Habervakti

















