Yine
haritalar havada uçuşuyor malum. Çize çize bir gerçeğe dönüştüremediler hani.
Yıllardır okur, görür, üzerine yorumlar yaparız bu haritaların. Hatırlıyorum
Reha Muhtar bu haritalarla tanıştığımız o dönemler ankormandı, en kendini
izleteninden. Elindeki haritaları savurta savurta ekrana doğru esip gürlüyordu.
Sanırım, "gelirsem oraya sizi maydanoza çeviririm” gibi şeylerde
söylüyordu. (Tam hatırlamıyorum, bunu kafasının kızdığı başka bir şey içinde
söylemiş olabilir.) Özledik
vallahi. Hani en izlenen olanın yanında, en gaz alıcısı da sayılırdı toplumun.
Reha Muhtar’la ne galibiyetler edindik biz! Reha Muhtar’la bu toplum ne kadar
çok şeyi halletti. Bir "gelirsem oraya, hımmm sizi gidi siziler” diyordu,
toplum pür neşe. Ne bileyim gıda teröristleri kaçacak delik arıyordu, hastalara
bakmayan hastaneler mahcup oluyordu filan. Sayesinde Fadime Şahinlerle, Müslüm
Gündüzlerle, Ali Kalkancılarla da tanıştı ve dehşet içinde korku nöbetleri de
geçirdi bu toplum ama olsun! O en nihayetinde bir fenomendi. O dönem topluma
hem gaz vermek, hem de var olan gazı almak onun göreviydi. O da bu asil
görevi(!) yaptı ve çekildi şimdi köşesine. Her ne kadar
Reha Muhtar’sız bir harita haberini izlemek yavan kaçsa da yine de izledim,
artık şaşırmayacak kadar kanıksadığımız bu haberi. Hani sorgulamıyoruz da:
" ne o Reha Abi, hani gidersen oraya sen yapacağını bilirdin ve bizde sana
güvenip gevşemiştik hani, ne iş? Bak yine havada uçuşuyor haritalar!” Belki de bir
haber spikerine harita meselesi hallettirip, rahat rahat uyumanın
mahcubiyetinden! Neyse! Suriye
kaynıyor, Ürdün’e giden Suriyelileri hedef alan saldırılarla, Ürdün-Suriye
çatışması ramak ve meselenin Türkiye ayağında yeni olmayan bir harita.
Yıllardır ara ara gündeme düşen, şöyle bir halkın nabzını yoklayıp geri kaçan;
o kaçarken, planların bir taraftan tıkır tıkır işletildiği şu meşhur harita. Bir sürü
açıklama yapıldı, yorumlarda bulunuldu üzerine. Asıl Başbakanın ne söyleyeceği
önemliydi, o da; "hayali haritalara eyvallah etmeyiz” dedi, en Kasımpaşalı
tonundan. Bizde gayri ihtiyari içimizden mırıldandık, "aman Başbakanım
hayaldi gerçek oldu, olmasın bu da…” Arzı Mev’ud
üzerinde durulurken en çok, konuya dair en paranoyak yaklaşım da benden gelsin
müsaadenizle. Alışkınız ne de olsa harita mimarlarının ülkelerindeki
gazetecilerin bizim yorumlarımız karşısında "Türk gazeteciler çok
paranoyak” suçlamalarına. Hem harita çizip, hem mevzu bahis haritanın planını
uygulayıp, hem de bunun üzerine yorumlarda bulunan Türk gazetecilerin neden paranoyaklıkla
suçlandığını anlayamasak da… (Bakınız İkiz Kule saldırılarında ve Irak
işgalinde yapılan yorumlar karşısında Washington Post ve New York Times’ın Türk
gazetecilere yönelik "paranoyak bunlar” suçlamaları) Uzun uzun
Filistin toprakları üzerinde kurulan İsrail Devletinin, kurulmazdan önce nasıl
Filistin topraklarını satın alıp, buralarda nüfus yoğunluğu elde ettiklerini ve
sonrada kolayca devletlerini kuruverdiklerini anlatacak değilim. Bilinen bir
mevzu zira… Ben konuyu bambaşka bir yerle ilişkilendireceğim ve sonrasında da
"bu kadar da paranoya olmaz ki canım” suçlamalarını kabullenip, sineme
çekeceğim. Suriyeli
sığınmacılara getireceğim lafı, içim acıya acıya. Bu düşünceye neden sahip
olduğumu anlayamadığımı ve içime düşen kurdu halledemediğimi itiraf ederek. Ve
gerçekten bunun bir paranoya olabileceğinin altını çizerek. En son rakamlara
göre kırk beş bine dayandı Suriyeli sığınmacılar. Zulümden kaçıyorlar, ölümden
kaçıyorlar. Amenna. Başımız üstünde de yerleri var. Böyle bir durum karşısında
Müslüman kardeşlerimize vatanımızı açmak, ekmeğimizi bölüşmek borcumuz. Fakat
rakam çok büyük ve giderek de artıyor. Generaller, yüzbaşılar, teğmenler… Aynı
kardeşlerimizin benzerleri akla ziyan nedenlerle birbirini öldürüyor bilindiği
üzere. Bu durumda, haritalarda havada uçuşurken insanın aklına bir soru
geliveriyor; bu kardeşler Allah göstermesin bizim aleyhimize dönüvermesin. Hani
başımıza ne geliyorsa kardeşten geliyor ya! O bakımdan. Fakat
dediğim gibi bu bir paranoyadır ve sadece beni bağlar. Ya? Diye sorduğum bir
anda durduramadığım düşüncelerdir. Ve elbette sadece paranoya olarak kalmasını
dilediğim. Kaldı ki bunun böyle olduğunu bilseydik bile yine de bu insani
yardımdan geri durmazdık. Sadece kuvvetli tedbirler alırdık, o kadar. Hoş, o
tedbirlerin hemen her koşulda alınması lazımdır ama neyse diyeyim yine neyse!
Vardır elbet onlarında bir bildiği.
Genel
27 Temmuz 2012 - 16:06
Güncelleme: 28 Temmuz 2012 - 15:19
Truva Atı
Yine haritalar havada uçuşuyor malum. Çize çize bir gerçeğe dönüştüremediler hani. Yıllardır okur, görür, üzerine yorumlar yaparız bu haritaların. Hatırlıyorum Reha Muhtar bu haritalarla tanıştığımız o dönemler ankormandı, en kendini izleteninden. Elindeki haritaları savurta savurta ekrana doğru esip gürlüyordu. Sanırım, "gelirsem oraya sizi maydanoza çeviririm" gibi şeylerde söylüyordu. (Tam hatırlamıyorum, bunu kafasının kızdığı başka bir şey içinde söylemiş olabilir.)
Genel
27 Temmuz 2012 - 16:06
Güncelleme: 28 Temmuz 2012 - 15:19












