gidildi. Cikan sonuclar bazi kesimleri memnun ederken, bazi kesimler tarafindan da hos karsilanmadi.
Dun yapilan referandum oylamasindan cikan sonuclar farkli meslek alanlarindandaki uzmanlardan farkli yorumlar aldi. Bu yorumlardan birini yapan Sabah gazetesi ekonomi yazarlarindan Suleyman Yasar'di. Yasar, konuyu farkli bir boyuta tasidi ve hukumet ile TUSIAD arasinda yasananlarla ilgili carpici bir gercegi acikladi.Iste Star gazetesinden Fadime Ozkan'a konusan Yasar'in aciklamalari...Yasar: Statukocu sermaye cikarlarina uygun davranmayan hukumetlere hep muhalefet etmistir. AK Parti vesayeti kaldirmak isteyince kriz cikarmanin yollarini aradilar ama krizden bile karli ciktilar.Patronlar kulubu olarak bilinen TUSIAD'in (Turk Sanayicileri ve Isadamlari Dernegi) kurulus yili 1971. 12 Eylul darbesinden sonra cunta yonetiminin faaliyetine izin verdigi ilk dernek TUSIAD. Sayilari bugun 600'e yakin. Nufusun yuzde 5'ini temsil ediyor, milli gelirin yuzde 50'sini aliyorlar. 60 yasindaki TOBB ise (Turkiye Odalar ve Borsalar Birligi)'nin toplam uye sayisi ise bin 3 yuz civarinda. Her iki kurulusun da Turkiye siyasi tarihinde, bugununde bir yeri var. Evvveli bir yana, TUSIAD ve TOBB ile hukumet arasindaki gerilim referandum tartismalari nedeniyle hat safhaya ulasti. Ne olup bittigini, dunun ve bugunun anlamini hem kamuda hem ozel sektorde utzun yillar ust duzey yonetici olarak calistiktan sonra simdi, Sabah gazetesinde yazan, 24 tv'de ekonomi yorum yapan, I.U.'nde ders veren Suleyman Yasar ile konustuk. Yayinlanmis bes kitabi bulunan Yasar'in son kitabinin adi 'Derin Ekonomi'. Anayasa degisikligiyle ilgili olarak bu siyasi bir konu, biz siyasete girmeyiz, diyen TUSIAD'in 1991, 1992, 1995 ve 2001'de gazete ilanlariyla irade beyan edip anayasa reformuna, yeni anayasaya evet dedigini de biliyoruz. Halboyleyken TUSIAD bu konuda neden kendisinden bile geriye dustu? Siyasete girmem diyen TUSIAD tarihi itibariyle siyasetin disinda kalmayi basarmis bir STK midir?Hayir, hic. Hatta bir siyasi parti gibidir. 1979'larin sonunda Bulent Ecevit Basbakanken bunlara 'defter tutun' dedi diye tam sayfa gazete ilanlariyla hukumeti dusurduler. Her zaman da siyasete, ozellikle ekonomi yonetimindeki burokratlarin atanmasina mudahil oldular. TUSIAD, Ozal doneminde de ekonomiye mudahale etti. Turkiye'nin ic kamu borc yuku yuzde 47 idi. O zaman ekonomi prefesoru olan Tansu Ciller'e bir borc raporu hazirlatarak Ozal'i yipratmaya calisti, 90'lar boyu da hep siyasetin icinde oldu. Basbakanligi doneminde Ciller'e de muhalefet etti ama TUSIAD, degil mi? Evet. Kendi cikarlarina ters dusen bir karar alindiginda TUSIAD hukumette kim olursa o hukumetle catisma icinde oldu. Demokratiklesme konusundaki tutumu nasildir TUSIAD'in? Aslinda TUSIAD'in burada ilerici tavirlari da oldu. Demokratik bir anayasa icin, Kurt sorunu icin, raporlar hazirlatti, hatta bunun icin askerle bile karsi karsiya geldi. Belki Sabanci'nin oldurulmesi olayindan sonra korkmus da olabilirler. Ama 2001'deki anayasa degisikliklerinde hep onde oldu. AK Parti iktidara gelmeden once de aralarinda bir anlasma vardi. Fakat 2006'da AK Parti iktidariyla ters dustu. 2001'de aralarindaki anlasma neydi? Siz AB'yi destekleyin, bizde toplumdaki Islamci rejim getirecekler korkusunu giderelim dediler. 2006'da bozulan neydi? Hukumet Merkez Bankasi atamasinda kendi adaylarini gundeme getirdi, TUSIAD iki baskan adayina da karsi cikti ve kamuoyu nezdinde yipratmaya calisti. Ardindan Merkez Bankasina kendi icinden bir baskan adayi secip getirmek zorunda kaldilar. Ayrica ekonomi yonetiminin Basbakan yardimciligi konusunda da bir anlasmazlik vardi. Bunun yaninda hukumetin artik bu statukocu is adamlarinin isteklerini yerine getirmedigi goruldu. Bunun uzerine bu gerilim iyice sertlesmeye basladi. Ve anayasa degisikliklerinde de artik hakikaten sert tartismalar yasaniyor. KENDI BORCLARINI HALKA ODETMEK ISTEDILER TUSIAD ve TOBB anayasa degisikligine neden karsi gibi gorunen bir tutum icinde? Cunku Anayasa degisiklikleriyle askeri vesayet, yargi vesayeti ve IMF'nin butce uzerindeki vesayeti kaldiriliyor. Ekonomi yonetimi elitlerden aliniyor halka veriliyor. Buna tabi statukocu isadamlari razi degiller. Statukocu isadamlari ve TUSIAD, IMF konusunda "35 milyar dolari alin ve bize verin aksi takdirde batariz" dediler. Hukumet bunu yapmadi. Cunku devletin bir borcu yoktu, 3 milyar dolar kisa vadeli borcu vardi ama bunu da her an odeyebilirdi. Ama ozel sektorun borcu vardi. Hukumet burada sunu anladi: Bakti ki, bu borclarin buyuk kismi, back to back denilen, isadamlarinin yurt disina goturup kendi sirketlerine verdikleri borclar. Bir cebinden bir cebine borc vermis yani. Ve bunu devlete odetmek istiyorlar, yani halka.2001 krizinde zaten bankalarin ici bosaltilmisti. IMF'den asagi yukari 45 milyar dolar alinarak para alinarak bunlar odendi. E simdi ikinci bir operasyon. Turkiye'de kriz cikmamis, kriz Amerikan kaynakli, ama sanki Turkiye'de cikmis gibi gosterildi. Dendi ki "Biz bunlari odeyemeyiz, Turkiye de batar". Yabanci basindan da destek alarak kriz medyada buyutuldu. Bunun uzerine bir de bazi bankalar birden bire eleman cikarttilar. Sanki Turkiye'de kriz derinlesiyor korkusu yaratildi, yatirimci da korktu. Bu da, Turkiye ekonomisinde talep daralmasina yol acti. Burada da amac, issizlik yoluyla sosyal kaos yaratarak hukumeti zora sokmakti. Zaten darbe iddianamelerinde, darbecilerin AK Parti hukumetini ekonomik kriz yaratarak dusurmek istedigi acikca goruluyor. Isten cikarmalar, yaratilan olumsuz hava, kara propaganda, Turkiye'de cikmayan krizin Turkiye'de cikiyor gibi gosterilmesiyle iddianamelerle de bir tutarlilik gosteriyor. IMF'DE ISRARIN NEDENI RANT ALABILMEK Ama toz duman yatistan sonra goruldu ki sirketler krizden buyuk karla ciktilar! Rakamlar aciklandiginda sirketlerin krizden buyuk karlar elde ettikleri de, bu isten cikarmalarin ekonomik bir mantiginin olmadigi da ortaya cikti. Demek ki burada bir kotu niyet varmis. Fakat hukumet cikarilan gurultuye ragmen IMF ile anlasmayarak borc yuku artirmadi. Bunlar da kendi borclarini odediler. Demek ki odeyebiliyorlarmis. Bunun back to back kredi oldugu da boylece dogrulandi. Dolayisiyla IMF kredisinin alinmasi da bir yerde bunlarin rant saglama amacina yonelikti. Cunku IMF ile anlasip butce yonetimi yaptiginizda secilmis hukumet olarak inisiyatifi kaybediyorsunuz. IMF karar veriyor harcamalariniza. Hukumetin kararlarini uygulatmiyor, emekli maaslarini, icsi ucretlerini, okul, yol, koylere yatirimlarini kesin diyor. Ama hic silah alimini kesin demiyor! Cunku silah ureticileri gelismis ulkeler. Gelismekte olan ulkelere boyle bir oneride bulunmuyor. IMF'nin sosyalist Baskani "Biz bugune kadar gelismis ulkelerin jandarmaligini yaptik, bundan sonra yapmayacagiz" diyerek bunu da dogrulamis oldu. IMF ISCININ PARASINI KES DIYOR AMA HIC SILAH ALIMINI KES DEMIYOR Eh, silah ticaretinin Turkiye ayagi da var tabi. Tabi. IMF ile anlasma yapilmasinda israrci olanlarin cogu, silah komisyoncusu. Savasin bitmesini istemiyorlar. Statukocu isadamlari acilima da karsi ciktilar. Bu, sorunun cozumunu istemiyorlar demektir. IMF'nin Ankara'ya gitmeden once Istanbul'da ilk gorustugu, TUSIAD'dir. Gorusleri ondan aliyor, oyle gidiyor. Dolayisiyla bu da bir IMF vesayeti oldugunu da gosteriyor.Bunun yaninda ekonomideki, butce uzerindeki bu IMF vesayetini surdurebilmeniz icin yaninizda bir guc olmasi gerekiyor. O da, devletin sopasi, asker. Bunun da destekcisi yargi. Bu ikisi, dusuk gelir gruplarinin ses cikarmasini onluyor. Hukumet vesayet rejimini kaldirayim, IMF ile anlasmayayim dediginde de bu, statukocu isadamlarinin isine gelmiyor. IMF'nin ve yerel isbirlikcilerinin baskilarina daha onceki hukumetler direnemezken AK Parti hukumeti nasil direniyor? Anadolu sermayesi var artik. Anadolu sermayesi IMF ile anlasma, devlet rantlari istemiyor cunku onlar Istanbul sermayesi gibi devlet rantlariyla zengin olmamislar. Halbuki Istanbul sermayesinin kaynagina baktginizda cogunun devletin ortakligiyla kurulmus fabrikalara sahip oldugunu gorursunuz. Devlet kurmus ama sonra sermaye artirimlarina katilmayinca o fabrika onun olmus. Istanbul sermayesi devletin yetistirdigi sermaye. Anadolu sermayesi ise 1980'lerden sonra, kendi ayaklari uzerinde duran, rebakete acik, dunyanin dort tarafina ihracat yapiyor. Kriz doneminde de goruldu ki Turkiye'nin ihracatani artiranlar bu is adamlari. ANADOLU KAPLANLARINDAN RAHATSIZLAR Istanbul sermayesinin Anadolu sermayesine bakisi nasil? Ilk 500'e giren firmalar arasinda giderek artan sayida Anadolu sermayesi var artik. Dolayisiyla bu onlari korkutuyor. Anadolu sermayesinin sanki kendi sirketlerini satin alacaklarini, uretim alanlarina gececeklerini saniyorlar. Bakiyorlar kendi cocuklarinin girdigi okullara onlarin cocuklari da giriyor. Onlarin kullandiklari jiplere biniyor, ayni restarontlara geliyorlar. Bu da onlari rahatsiz etmeye basliyor. Bir imtiyaz, statu kaybi korkusu bir yaniyla da? Onlarin elitsit tavirlari bir yerde kalkiyor tabi. Su var. 1980'lerden sonra, Turgut Ozal'in disa acilma, ihracat onderliginde buyume politikasiyla beraber Turkiye disa acilinca Anadoludaki is adamlari guclendi, Anadoluda lisan ogreten kolejler acildi, universiteler yayginlasti. Eskiden Anadolu dunyayi, Istanbulun agzindan ogreniyordu. Simdi Anadolulu isadamlarinin cocuklari lisan biliyor, yurt disinda okumus, dunyayla dogrudan temas kuruyor. Dolayisiyla bu imtiyazlarini da yitirdiler.Bu onlari rahatsiz ettigi, degismesini de istemedikleri icin direniyorlar. Yoksa bu anayasa degisikliklerine bir is adaminin Kenan Evren ile ayni oyu vermesi, hayir demesi mumkun degil.Wall Street Journal'de, dunyadaki darbecilerin ulkelerinden kacirdiklari 150 milyar dolarin Isvicre'deki gizli hesaplarda oldugu aciklandi. Belki buradaki darbecilerin de boyle bir hesabi var. Yargi yolunun acilmasi belki bunu da ortaya cikaracak, buna nasil hayir diyorsunuz? HAYIR DIYEREK KENAN EVREN'E BORC ODUYORLAR 1980 darbesinden sonra cunta yonetiminin serbest biraktigi, faaliyetine izin verdigi ilk dernek TUSIAD oldu. Bunun bir anlami var midir? Vardir. O zaman darbeciler grevleri de yasakladi, bu da isadamlarinin isine geldi, darbeyi de desteklediler. Darbeden cikar sagladiklari icin TUSIAD'in bugun Kenan Evren'le ayni oyu vermesi belki kendi icinde mantiklidir, haklisiniz. Degisiklige hayir diyerek Evren'e minnetlerini sunuyorlar.Kendi paralarini sirketlerini yonetmekte pek mahir olan, cagi dogru okuyan, dunyayla iliski icindeki isadamlarinin, ulkelerinin ekonomisi siyaseti ve gelecegiyle ilgili cagdisi bir tutumu benimsemelerini neye bagliyorsunuz?Burada kasit var cunku degisiklik kendi yonetimlerini, yargi vesayetini kaldiriyor. Vesayetin kalkmasi onlarin butce rantlarini kullanamamalarina neden olacak. Siyaset uzerindeki etkilerinin kalkacagini dusunduklerinden boyle bir tutum aliyorlar. 28 SUBAT'IN ARKASINDA ONLAR VAR Ozal'la baslayan surecte, serbest rekabet ortaminda Anadolulu rakipleri tutundu guclendi, kendileriyle rekabet edecek cesamete yaklasti. Yeni bir orta sinif dogdu, talepleri konusunda israrci olan. Askeri ve sivil vesayet kalkiyor. Siyaset buradan yuruyor, degisim kacinilmaz. Son olarak IMF ile anlasma icin bastirmislardi, anlasma olmadi, Turkiye IMF'siz de, ustelik kuresel kriz doneminden gayet saglikli cikti. Yani degisim kacinilmaz. Bunu goremiyorlar mi? Bu gelismelerin hepsi catisa catisa oluyor. Oligarsik dikta seklinde orgutlenen; isadamlari, asker-sivil burokrasi, yargi burokrasisinin elinden halk hakkini carpisa carpisa aliyor. Bunlar mesela ozellestirmeye de karsi ciktilar. Cunku KIT'lere kendi bankalarindan yuksek faizle kredi veriyor, KIT'lerden kendi fabrikalarina ucuz girdi aliyorlardi. Ilk donem ozellestirmeler yapilirken hepsi ihalelere davet edildi, gelin bu fabrikalari alin, dendi, katilmadilar. USAS'i, cimento fabrikalarini yabancilar geldi aldi, cunku cikarlarina ters oldugu icin bunlar katilmadilar, KIT'lerin satilmasini istemediler.28 Subat'a gelindiginde de, o zamanki hukumet "Ben artik bu KIT'lere ozel bankalardan cok fazla kredi almayacagim, borclar bunlarin karsilamayacagi duzeylere yukselmis. KIT'ler icin bir havuz kuracagim, o havuz icinden birbirlerini finanse etsinler" deyince kiyamet koptu, ardindan bir askeri mudahale geldi, hukumeti yerle bir ettiler. Yani 28 Subat'in da bir ekonomik gerekcesi var. Ve yine bu isadamlari var. Sonrasinda da zaten 28 Subat'i destekleyen isadamlarinin bankalarin icini bosaltmalarina goz yumuldu. Orada da askeri vesayet vardi, yargisal vesayet vardi. BANKALAR DARBECILERIN GOZETIMINDE SOYULDU Yargisal vesayet isin ekonomi ayaginda nasil isliyor? Mesela 2001 krizinde bankalar bosaltilirken de yarginin vesayeti vardi. Gorevi olmadigi halde yerindelik denetemi yapmasindan kaynaklanan bir uygulama yurutuldu. Bankalar Kanunu iptal edilmisti. Kanun yoktu. BBDK yoktu. Bankacilik Genel Mudurlugu'nun de bankalara mudahale yetkisi yok. Mudahale ettigi anda banka sahipleri gidip Danistay'dan yurutmeyi durdurma karari aldiriyorlardi. Dolayisiyla oyle bir sistem sozkonusu oldu ki, bankalarin icinin soyulmasi, 28 Subat askeri darbesini destekleyenlerin nemalanmasi saglandi. Statukocu isadamlari boyle gelisti ama artik halkin talepleri karsisinda da duramiyorlar. Kademe kademe geriliyorlar. Halkin yonetimi eline almasinin mekanizmasi adim adim gerceklesiyor. Ya hayir cikarsa? Turkiye'de statukocularin alani genisler. Yargi ekonomideki butun kararlari engelleyecek. Ceteleri serbest birakacak. Darbe iddianamesiyle yargilananlar serbest olacak. Turkiye kaosa girebilir. Turkiye 10, 15 yil daha anayasasini degistiremez. Bu ekonomiyi de cok kotu etkileyecektir. Demokrasi olmadan ekonomi gelismez. Demokrasi olmadan ekonomisi gelisen ulkeler de var ama su da var: Demokratik ulkelerde hic aclik olmamis, otoriter ulkelerde ise hep aclik olmus. Yuzbinlerce insan olmus. Demokrasi olmayan ulkeye yabanci sermaye gelmez, yerli sermaye yatirim yapmaz. Aclik kacinilmazdir. TUSIAD YATIP KALKIP BASBAKAN'A DUA ETSIN TUSIAD ve TOBB ile iliskilerin gerildigi surecin sonunda Basbakan "iktidarlarla bugune kadar kedi kopekle oynar gibi oynadiniz ama bizimle oynayamayacaksiniz", "onlara kirginim", "Bakanlarima, onlarin hicbir toplantilarinda konusmayin dedim" gibi cumleler kurdu. Hayli duygusal tepkiler degil mi bunlar? Basbakan duygusal olmakta hakli cunku isverenlerin isteklerinin hemen hemen tamamini yerine getirdi, hele bu kriz doneminde. Vergi indirimi yapti, KDV OTV'leri erteledi. 2008'den beri devlet isveren sigorta primlerini de oduyor. 50 milyara yakin tesvik verdi. Bunlarin karsiliginda Basbakan onlara, "issizligi onlemek sosyal barisi saglamak amaciyla sorumluluklarinizi yerine getirin, birer isci alin" dedi. Basbakan'la alay ettiler, "soyledikleri ekonomi disi" diye. Kendi istekleri ekonomi ici mi? Devlet yardimlariyla yasayan fakat kendisi hicbir sosyal sorumluluk duymayan bir ozel sektor olur mu, piyasa ekonomisinde? Gecmiste de boyle. 2001 krizinden cikmis bir Turkiye'yi devraldi Basbakan. Hakikaten Kemal Dervis ve IMF'nin hazirladigi programa uydu siki sikiya. Kamu maliyesinde buyuk bir basari sagladi. Borc yukunu yuzde 94'lerden yuzde 39'lara, butce acigini yuzde 20'lerden, yuzde 1.7'ye geriletti. Kamu maliyesinde bu basariyi sagladi, bunun yaninda yuzde 30 olan reel faizleri yuzde 1'lere kadar indirdi. Zenginlerin batmasini da onledi. Ciddi bir ekonomi politikasi uygulamasaydi Basbakan, bu zenginlerin cogu servetlerini kaybedelerdi. Yatip kalkip dua etmeleri lazim. O krizde ciddi bir ekonomi politika uygulamasi olmasaydi ulkeye yabanci sermaye girisi de olmayacakti, sirketlerine yabanci ortaklar alamayacaklardi. Ozellestirmeler yapilamayacakti. Bu hukumete guvenildigi icin yabanci sermaye geldi. Hakikaten firmalarinin degeri dusmustu, batiyordu cogu, kimse almiyordu, Basbakanin ekonomi politikasiyla kurtuldular, servetleri artti. Son krizde de kurtardi onlari. Eger iyi bir finans sistemi kurmamis olsaydi, Amerikan mali krizinin dis soklariyla ciddi hasar alip batabilirlerdi. O yuzden Basbakan'a borclular. Bence Basbakan bu acidan duygusal davraniyor. "O kadar calistik, fedakarlik yaptik, bu kadar para kazandirdik bunlara" sorumluluk almiyorlar diye dusunuyor olmali. BASBAKAN KUKLALIK YAPSIN ISTIYORLAR Ee? E'si, onlar da diyorlar ki "bunlar tamam olsun da Basbakan da bizim yonetimimizde olsun, ne istersek onu yapsin, butce kontrolunu bize versin, askeri vesayet de devam etsin, kukla gibi orada dursun, eskisi gibi biz yonetelim". Ama halkin sectigi Basbakan da butun bu yapilanlar karsisinda cikti dedi ki, "Sizin sermayeniz varsa benim arkamda da halkin oylari var". Dolayisiyla hakli. Cunku halka yonetimi teslim etmiyorsunuz, surekli engeller koyuyorsunuz karsi cikiyorsunuz, vesayet sursun istiyorsunuz. Basbakan'in taraf olmayan bertaraf olur, sozune TUSIAD'dan gelen cevap da manidar ama: Biz vesayetin her turlusune karsiyiz? Siz demokratiklesmeye karsi cikiyorsunuz da referandumdan evet oyu cikarsa yanimiza gelip nasil taleplerde bulunacaksiniz, dedi Basbakan.. Bu kesinlikle yok etme tehdidi degil, zaten demokrasi gelismezse kendi kendilerine yok olacaklar. Kuresel ekonomi sizin rekabetci ordamda calismanizi uretmenizi istiyor. Darbeci statukocu yapida israr ederseniz yok olursunuz. Demokratik olmayan sermaye kuresel ekonomiye de entegre olamiyor. Zaten anadolu sermayesi geliyor, kuresel sermaye geliyor, devlet rantlariyla nereye kadar buyuyeceksiniz? KURTLA KUZU YANYANA Bir isveren ve isci sendikasinin yanyana gelmesi, TUSIAD ile DISK'in kolkola girmesi demokrasimiz adina sevinc nedeni mi olmali? Nedir bu 'kurtla kuzu yanyana' durumu? TUSIAD ve DISK bir mutabakat yapmislar, AK Parti dusmanligi uzerine, ozellestirmeler yoluyla devletin KIT'leri yabancilara ve dirdarlara satilmasin seklinde. Bu bir duyum ama gorunen de bunu dogruluyor. Yoksa bu iki kurulusun birarada olmasi dusunulemez. BUNUN ADI MIZIKCILIKTIR Anayasa degisiklik paketi henuz tartisiliyorkenden baslayarak isveren cevreleri secim barajinin indirilmemesini elestirerek samimiyet sorgulamasi yaptilar. Haklilar ancak, darbeye ve askeri sivil burokrasiye o kadar da gur bir sesle itiraz ettikleri soylenemez. Su da var: Turkiye tarihi gosteriyor ki, siyasi istikrar saglandiginda ekonomik istikrar saglanmis ve ulke gelismis, kalkinmis. Iscevrelerinin ilkesel durusu ile pratikteki tutumunu nasil buluyorsunuz? Bana gore bu mizikcilik yapmaktir. Secim baraji dusmuyorsa bu degisiklikler de kotudur gibi bir tezle gelmek mizikciliktir. Bu itiraz Anayasa paketinin butununu gereksiz kilacak ya da onlari hakli kilacak bir itiraz degil. Tek parti hukumetleri hakikaten ekonominin hizli buyudugu donemlerdir. Koalisyon hukumetlerinin de ulkeyi krize surukledigi biliniyor. Cok yakin donemde de goruldu bu. Ozal doneminden sonra ulke kaybetti. Bir ahbap cavus ekonomisi kuruldu ve sistem coktu. Halk bunun uzerine hep tek partiyi getirdi iktidara. Yani siz baraji indirdiginizde daha da parcali bir yapi ortaya cikacak. Avrupa'da da baraj tartisiliyor, yukseltilmesi konusuluyor cunku hukumetler kurulamiyor. Simdi bu Anayasa AB tarafindan da destekleniyor. AB ilerleme raporunda da var degisiklik gerektigi. Bu degisiklikler AB muktesebatinin da bir parcasi Demek ki TUSIAD ve TOBB, AB'ye de karsi cikiyor. Hem AB'yi istiyor hem degisiklige karsi cikarak sacmaliyorlar. ASKER PARTISINI TUTUYORLAR Fazla mi genellemeci olur bilmiyorum ama TUSIAD'in TOBB'un bir parti tercihi var midir? Partilere uzakliklari, yakinliklari nedir, sanirim MHP ile baslari hic hos degil. MHP'yi bugune kadar hic ziyaret etmemislerdi, bu surecte ettiler, artik MHP ile de aralari gayet iyi. AK Parti ile sorunlari var. Sorunun kaynagina bakarsak, darbe iddianamelerinde TUSIAD'in TOBB'un bazi yoneticilerinin adi geciyor. Demek TUSIAD ve TOBB vesayetin surmesini istiyorlar. Bir yerde asker partisini tutuyorlar. Kamu kaynaklarini kullanabilmeleri, rant kollayabilmeleri icin bir sopaya ihtiyaclari var. O sopa da asker. Aslinda asker partisini tutuyorlar. Darbe iddianamalerinde de yoneticilerinin hangi iliskiler icinde oldugu ortaya cikti biliyorsunuz. Mevcut resimde AK Parti'nin iktidar olmamasi demek CHP-MHP koalisyonu demek. Bu onlar icin iyi bir tercih midir? Onlar icin basta iyi bir tercih olabilir ama sonucta servetlerinin buyuk kismini kaybedeceklerdir. Cunku bu koalisyon partileri askeri vesayeti, anti demokratik bir anayasayi savunuyorlar. E statuko devam ederse ulkeye yabanci sermaye gelmez ve onlar da servetlerini kaybedebilirler. Uzun vaadeli dusunmeliler. Ama demokratiklesmeyi gecikterseler de onleyemezler. DEVLET KURDU ONLAR USTUNE OTURDU Darbeseverlerin ragbet ettigi, son donemin yukselen ideolojisi ulusalcilikti. Vesayetci zihniyetin zemini, besleyeni. Kuvayi milliyeci. Ulusalcilik ice kapali bir ekonomi politigi onerir, duvarlar yukseksin, disariyla alis veris, gidis gelis pek olmasin vesaire. Ote yandan Turk sermayesi bir yaniyla Batilidir, Baticidir, kuresel ekonomiyle baglari, yabanci ortaklari vardir. Halboyleyken ulusalcilarla saf tutmak da yaman bir celiski degil mi? Darbe planlarinda goruluyor, darbecilerin darbeden sonrasi icin bir ekonomi politikasi var. Ozellestirilen kurumlarin hepsi geri alinacak deniyor, asiri bir devletlestirme yapiyor. Fakat bu, statukocu sermayerdarlarla celismiyor cunku onlar hep oyle donemlerde palazlandilar, imtiyazlar kazandilar. Ornekleyebilir miyiz bunu? Koc mesela; Asil Celik kurtarilmasaydi Koc Holding batabilirdi. Ne zaman kurtarildi Asil Celik, Kenan Evren doneminde. Bakin, bu sermaye hep darbe donemlerinde tekamul etmistir. Anadolu sermayesi darbe istemiyor, IMF istemiyor, vesayet istemiyor, silah ticareti komisyonculugu yapmiyor. Ama bunlarin hepsi var Istanbul sermayesinde. UTANC VERICI BIR GECMISEn basa donelim mi: Turkiye burjuvazisi cumhuriyetin kurulus yillarinda devlet eliyle olusturuldu fakat bu surec nasil isledi? Mesela Meclis catisinin bile Koc ailesinden alinan kiremitlerle kapatildigi, Koclarinsa, erkekleri savasta olmus yaralanmis Anadolu insaninin evinin damindaki kiremitleri 3 kurusa alip 33 kurusa devlete sattigini, ilk sermayesinin boyle olustugunu duymustum mesela... Devlet eliyle sermayedar yaratma politikasi var, evet. Once liberal ekonomi politikasi benimseniyor fakat daha sonra dunya ekonomik buhrani nedeniyle devletcilige donuluyor. Daha sonra da staturkocu sermayedarlar devletin kurdugu fabrikalarin teslim edilmesiyle yaratiliyor. Devletin kurdugu, ortak oldugu sirketlere devlet sermaye artirimina katilmiyor ve fabrika o kisilere birakiliyor. Ayrica mubadelelerden kalan mallarin uzerine oturulmus. Tehcirden kalan mallarin, 6-7 Eylul olaylariyla Turkiye'den kacirilanlarin mallarinin uzerine oturulmus. Utanc verici bir gecmis bu! Oyle tabi. Devlet kimi zaman el vererek, kimi zaman goz yumarak bir sinif yaratmaya calismis. 70'lerin sonuna kadar devam etti bu boyle. Pek cok gayri muslim Turkiye vatandasi, kacirtildi ulkeden. Onlarin mallarina fabrikalarina bugun zengin dedigimiz kisiler sahip oldular. Devletin kurduklarina sahip oldular. Migros bile, Gima bile devlet ortakligiydi. Bakkali bile devlet kurmus yani. Kendileri hicbir sey kurmamislar. Tofas otomobil mesela, devlet kurmus. Arcelik'ten Turk Kablosu'na kadar hepsi boyle... Turkiye'deki zenginler Rocefeller veya Bill Gates gibi bir sey yaratarak risk alarak zengin olmus insanlar degilki. O yuzden bu duzenin bozulmasini istediklerini hic sanmiyorum. Ben de sizden pek hoslandiklarini sanmiyorum! Oyledir herhalde. Ben bugune kadar hem burokraside hem ozelde en ust duzeyde calistim. Ama ekonomiyi, olup biteni halkin anlayacagi sekilde anlatmayi sectim. Halkin anlamasi bazilarinin islerine gelmiyordur sanirim. Onlar bu ekonomi isleri anlasilmaz olsun isterler. HUKUMETIN EKONOMI KARNESI Hukumet neyi yanlis yapti butun bu surecte? Merkez Bankasi'nin yanlis para politikasina mudahale etmesi gerekirdi. Bagimsiz kurulusum, diyen Merkez Bankasinin, uc bes tane burokratin keyfiyetine birakmamaliydi. Nasil ki Amerika'da Merkez Bankasi sadece enflasyonu degil issizligi de hedef olarak aliyorsa bizde de Merkez Bankasi'nin bunu gozetmesini saglamasi gerekir. Bunun disinda yanlisi yok. Maliye politikasinda iyi bir politika tasarimi ve uygulamasi yaptilar. Devletin millete 13 milyar borcu vardi, konut edindermeden, tasarruf tedbirinden... bunu odediler. Saglikta devrim, egitimde buyuk bir degisiklik yaptilar. Bunlari yaparken de borc yukunu azalttilar, butce acigini dusurduler. Belki bunlar hizmet devrimi oldugu icin goze gorunmuyor olabilir ama AK Parti doneminde yapilan hizmet devrimini de Cumhuriyet tarihi boyunca hic bir hukumet yapamadi. Sosyal guvenlik kurumlarini kim birlestirebildi bugune kadar, sagliktaki israfi kim onledi, egitimde keza. Belki bunlari halka anlatmada bir zayiflik olabilir. Bunun yaninda Turkiye'nin her tarafinda duble yollar, tuneller, tup gecit, kopru projesi, bunlar onemli yatirimlar. Bunlarda basarililar. Ozellestirmede de oyle. Yabanci sermayeyi Turkiye'ye cekebilmek, Amerikan kuresel krizden basariyla cikmak.. Krizin Turkiye'yi teget gecmesinde Basbakan'in kisisel katkisi vardir, stresi iyi yonetti, sozunden de geri adim atmadi. O gun alay edenler simdi biz hata yaptik, Basbakan dogrusunu yapti diyorlar. AK Parti de kendisini destekleyecek sermayeyi yaratiyor, ihaleleri veriyor vs. deniyor. Orada alengirli bir durum var mi? Acik konusun lutfen.Yaratsaydi, ozellestirme ihalelerine onlar da girerdi, sonuc alirdi. TUPRAS'i Koc aldi biliyorsunuz, Erdemir'i OYAK aldi. Son elektrik dagitim ihalelerine bakiyorsunuz, yine Istanbullu isadamlari aliyor. Hicbiri de AK Partili degil. Dolayisiyla bu hic dogru degil.Habervakti