Ramazan gibi kutsal bir zamanda Suriye'den gelen katliam haberleri
herkesi üzüyor. Ama en az bu haberler kadar üzücü olan ise Baas rejimi
karşısında ölüm kalım savaşı veren muhalefetin perişan hali.
Dünya kamuoyunun ve Suriye'nin içindeki farklı etnik ve mezhepsel grupların, birlik içinde olmasını ve ülkenin geleceğine dair somut,
umut verici, ikna edici bir vizyon oluşturmasını beklediği muhalefet gün geçtikçe daha parçalı hale geliyor. Önceki gün Mısır'dan gelen yeni bir muhalefet oluşumu haberi bu açıdan ilginçti. Kahire'deki Shepheard Otel'de kameraların karşısına geçen
Suriyeli bir grup, "Suriye Devrimi Mütevelli Heyeti'' adıyla yeni bir
oluşum kurduklarını ilan etti ve tüm muhalefeti kendi saflarına
katılmaya çağırdı. Haytam Malih'in başkanlığını yaptığı grup, Suriye
için geçici hükümet kurma çalışmalarına başladıklarını bile duyurdu.
Baas Partisi'nde yer almış olsa dahi bugün muhalifler safında bulunan
herkese kapılarının açık olduğunu söyleyen zat, Özgür Suriye Ordusu'nu
desteklediklerini ancak yaşadıkları hassas dönemden dolayı iç ve dış
muhalefetin bir arada olması gerektiği görüşünde. 15 kişilik yönetim
kurulundan oluşan Suriye Devrimi Mütevelli Heyeti'nin öncelikli hedefi,
muhalifler arasındaki siyasi çekişmelerin bir yana bırakılması ve
devrime inanan tüm güçlerin bir araya getirilmesi.Birleşmeyi sağlama adına yeni bir bölünmeye imza atan gruba,
ağırlıklı olarak Türkiye'de örgütlenmiş olan Suriye Milli Konseyi'nin
tepkisi gecikmedi. Konseye göre, Kahire'deki girişimin Esed sonrası
Suriye'de rol kapmaktan başka amacı yoktu.Suriye'nin kuzeyindeki sıcak gelişmelerden dolayı bugünlerde daha çok gündemde olan Kürt gruplar, zaten baştan beri ayrı bir çizgi takip
ediyor. Halen Suriye Milli Konseyi'nin başkanlığını yapan Abdulbasit
Seyda gibi bazı isimler konseyin içinde olsa da Kürt partilerinin Kürt
Milli Konseyi adıyla kendi oluşumları var. Suriye'nin geleceğine dair
Pendik'te 27 Mart 2012'de kabul edilen Milli Misak'a, bu grupların küçük bazı sorunları ileri sürerek taraf olmaması, bugüne ve geleceğe dair
olumsuz bir işaretti. Zaten PKK'nın Suriye versiyonu olduğu söylenen PYD ise 17 aylık ayaklanma döneminde Esed ile yakın işbirliği içindeydi.
Hatta bazı muhalifler, bu grubun Kürt bölgesinde Baas için Şebbihalık
misyonu üstlendiği görüşünde. Farklı renkleriyle muhalefetin, Esed
sonrası için Suriye halkının ve dünyanın sözbirliğiyle somut bir vizyon
koyamaması, baştan beri direnişin en büyük handikabıydı. Kısmi askerî
başarılara rağmen bu hâlâ sorun.Askerî muhalefetin durumu da siyasi muhalefetten parlak değil.
Teoride muhalefetin bütün silahlı mücadelesi, Türkiye'de bulunan Albay
Riyad Esad'ın komutası altındaki Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolünde
yürütülüyor. Ancak gelen bilgiler, Suriye'de her şehirde yerel askerî
komuta merkezlerinin oluştuğu, Baas'a karşı mücadelede birbiriyle
koordineli olmayan çok sayıda farklı silahlı grubun görev aldığı,
Türkiye'deki komutanın bu yapılar üzerinde etkisinin çok sınırlı olduğu
yönünde. Hiçbir otoritenin kalmadığı kimi yerlerde direnişle alakası
olmayan çeteler de işbaşında. Suriye içindeki silahlı gruplar ile Özgür
Suriye Ordusu Komutanı Albay Riyad Esad arasında karşılıklı ciddi
eleştiriler de yok değil. Esad, Suriye içinde savaşan grupların
kendisinden koordinesiz hareketlerinden şikâyetçi. İçeride rejime karşı
savaşan gruplar ve Suriye Milli Konseyi'nin bazı üyeleri ise Esad'ın
neden Suriye'de değil de Türkiye'de bulunduğunu; askerlerin başında
olmayınca ister istemez etkisinin azaldığını ve bu ağır görevi yürütmek
için karizmasının yeterli olmadığını söylüyorlar.Farklı kökenlerden muhalefetin sivil ve silahlı unsurlarının bu
karmaşık tablodaki rolü önemli. Ancak bu durumdan, muhalefetteki
aktörlerin yetersizliği kadar, Esed'in gitmesini isteyen ülkelerden
oluşan uluslararası koalisyonun izlediği kararsız stratejinin ve eyleme
geçirilmeyen sözlerin de tesiri büyük. Özgür Suriye Ordusu'na silah
sağlaması, askerlerin maaşlarını vermesi ve bu sayede o yapı üzerinde
bir sivil denetim oluşturması beklenen Suriye Milli Konseyi'ne bugüne
kadar verilen 200 milyon dolarlık yardım sözünün, sadece 16 milyon
doları verilmiş. Bir yetkili, mesela operasyona çıkan 35 kişilik Özgür
Suriye Ordusu timinde 9 kişinin silahı olduğunu; şehirlerin birbirlerine ödünç silah vererek mücadeleyi sürdürdüklerini; ihtiyaç duyulan maddi
imkân ve silahların asla bir türlü verilmediğini; bu şartlarda
mücadelenin Konsey ve Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolünden çıkmasının
doğal olduğunu ifade ediyor.Uluslararası güçlerin sözde arkasında olduğu yapıları güçsüz
bırakması; devlet otoritesi erirken yerini anarşinin alması ve iç savaş
ihtimalini beraberinde getiriyor. Esed'in günleri sayılı olsa da yarın
Baas devrilse de bu gidişin sonu, elden ayaktan düşmüş ve başta Türkiye
olmak üzere bütün bölge için çok can yakıcı sorunlar doğuracak
parçalanmış bir Suriye demek. Böyle olunca ister istemez insanın aklına
geliyor: Bu bir hata mı, yoksa zaten istenen mi bu?













