Türkiye bir yanlış kararla bütün dengelerin
bozulabileceği badirelerle karşı karşıya. Sıradan vatandaş dualarıyla
süreci izler, sonuçlar herkes gibi onları da etkileyeceği için siyasiler nefeslerini tutmuş gelişmeleri gözlerken, haber ve yazılarıyla yol
göstermesi beklenen medya, hiç değilse bir bölümü, yeniden eski
alışkanlıklarına döndü. Manşetler ve sütunlar buram buram ‘operasyon’ kokuyor... Operasyonel medya’ oldukları yüzlerine vurulduğunda
kızıyorlar. Yeni taktikleri, yaptıklarını gözlerden saklamak için, oyuna gelinmesini engelleme yolunda mücadele verenlerle uğraşmak... Her gün
pek çok gazetede sağduyulu köşelere saldırılan yazılar okuyoruz; sanki
tek kalemden çıkmış gibi aynı hedefi aynı üslupla dövüyorlar... Geçmişte 1 Mart tezkeresi (2003) Meclis’ten geçsin diye gerçekleri
yamultmaktan çekinmeyen, yalan haberleri manşetlerine taşıyan, kanal
kanal dolaşıp savaş kışkırtıcılığı yapanlar, şimdi de devredeler.
Aklınıza gelebilecek her türlü tezvirat, gazete köşelerinden ve TV
ekranlarından, kesif bir biçimde kamuoyuna sunuluyor. Arada önemli bir fark var: ABD’ye Türkiye topraklarında askerlerini
konuşlandırıp Irak’a saldırma imkânı sağlama söz konusu olduğunda gözü
kapalı savaş kışkırtıcılığı yapılıyordu, tıpkı ihtilâfın başlangıcında
rejimin birkaç gün içerisinde çökebileceğinden hareketle Suriye’ye
derhal müdahale edilmesini istedikleri gibi; şimdi ise muhaliflere
destek verildiği iddiası eşliğinde yıpratıcı yayınlar yapılıyor... Savaş isteyen onlar değilmiş gibi ‘savaş çıkaracak’diye hükümeti suçluyorlar... Çelişki, ama anlaşılabilir bir çelişki: Tezkere öncesinde önemli olan Saddam’ı kötü ve rejimini çabuk yıkılır göstererek Türkiye’yi savaşın içine çekebilmekti; ‘operasyonel medya’ bütün dikkatini bunu sağlamaya veriyordu. Şimdi ise sorun Suriye veya Baas rejimi değil ‘operasyonel medya’ için; dertleri Ak Parti hükümetini gözden düşürmek... Baas rejimini devirmek, Beşşar Esad’ı yönetimden göndermek mi istiyorlar? Başlarda belki, ama ‘operasyonel medya’nın şimdi öyle bir derdi yok. Muhalif güçlerin başarılı olmasını mı
istiyorlar? Başlarda belki, ama artık öyle bir dertleri kalmadığından Özgür Suriye Ordusu’nun aşırılıkları gündemlerinde. İleriye doğru adım atsa da, frene bassa veya geri vitese taksa da siyasi iktidarı yaralayacak biçimde yayın yapıyorlar. ‘Operasyonel medya’ için tutarlılık, çelişkisizlik diye bir ölçü, medya etiği diye bir standart
olmadığından, yayınlarının hedefi her gün değişebiliyor. Değişmeyen tek özellik, eleştirilerinin hedefi... Beşşar Esad’la iyi geçinilmesi kabahatti, sonradan aranın açılması eleştirildi; sınır
ötesine asker göndermek istediğinde de, yaptığı yardımı mültecilere
kucak açmakla sınırlı tutsa da eleştiriliyor hükümet... Bazısı
Amerikancı bulduğu için, kimisi Amerika’yla ters düştüğü için saldırıyor izlenen politikaya... Geçmişte bugünkünü andıran ‘operasyonlar’ ile istediği
sonucu alabilmişti medya. Kaç hükümet böyle yıkıldı. Bu defa da
beklediği, siyaseti felç etmek, çözümsüzlüğe sevk etmektir; bunu
sağlamak için kullanmayacağı hiçbir değer, çiğnemeyeceği hiçbir kutsal
yoktur. Sonuç alabilmek amacıyla melekle de şeytanla da ittifak
kurabildiklerini önceki deneyimlerden biliyoruz. Siyasilerin
medya-karşıtı söylemlerinin işlerine çok yaradığını da... Umarım, siyasiler de bunları unutmamışlardır.
Genel
31 Ağustos 2012 - 12:16
Operasyon devam ediyor
Türkiye bir yanlış kararla bütün dengelerin bozulabileceği badirelerle karşı karşıya. Sıradan vatandaş dualarıyla süreci izler, sonuçlar herkes gibi onları da etkileyeceği için siyasiler nefeslerini tutmuş gelişmeleri gözlerken, haber ve yazılarıyla yol göstermesi beklenen medya, hiç değilse bir bölümü, yeniden eski alışkanlıklarına döndü.
Genel
31 Ağustos 2012 - 12:16













