Gençlerini kaybeden bir toplumun geleceği yoktur.
Benim yaşadığım topraklarda ise, binlerce genç bu kayıp kervanına
katılarak insanlığın bağrından silinip gidiyor. Onlar artık bu toplumun
kayıp çocukları. Zira kaybetmek yakınlarınızdan sadece fiziki olarak
ayrılmanız değildir. Bununla beraber ruhsal ve duygudaşlık olarak
ayrışmanız ve farklı kulvarlarda yaşamanızdır. Çocuklarımız bedenen
yakınımızda ama yaşam tarzı, zihinsel ve düşünsel yapısı, hayalleri
gelecekle ilgili beklentileri bakımından onlara bir türlü ulaşamıyoruz.
Biz çocuklarımızı Batı ile doğu arasında kaybettik. Bu içimizde kanayan
bir yaradır. Çocuklarımızın tarihi köklerinden uzaklaşmaları, suça
bulaşmaları, evinden ailesinden toplumundan uzaklaşmaları gösteriyor ki
bu çocuklar bu toplumun yitik evlatlarıdır artık...
Suç oranı her geçen gün artıyor... Cinayet, tecavüz, hırsızlık, gasp... gibi suçlara dahil olan çocuklarımız, gelecek için büyük tehlike oluşturuyor. Fakat anne babalar bu gerçeğin şimdilik pek farkında değiller. Evden kaçan, aile içinde ya da dışarıda suç eğilimi gösteren, madde bağımlısı olan bu çocuklar için bir kurtuluş öyküsü yazılmalıdır. Bu öyküye anne baba eğitimciler ve toplumun bütün duyarlı insanları dahil olmalıdır.
Gençlerin hazin öyküsü elbette siyasi ve sosyal çevreler tarafından da gündeme getiriliyor. Bu konuda çeşitli çözüm arayışları da var. Ancak şu bir gerçek ki, bu gençler İslam ahlaki ile yeniden hayat bulmadığı sürece, getirilecek çözüm önerileri tek başına bu çocukları kurtarmaya yetmeyecektir.
Problemin teşhisi yapılırken, kusur sadece nesillere ya da çağlara atfedilmemelidir... Öncelikle meselenin özüne vakıf olunmalı, sonra da hak ve batıl mücadelesi içinde halkların yeniden eğitilmesi gündeme gelmelidir. Eğer bizler çağın ve mekanın dayatmalarından kurtulup, iman şemsiyesi altında toplanır, medeniyet köklerimizden gelen o saf düşüncelerimizi yeniden kazanabilir, halkları, cemiyetleri, aileleri cadde ve sokaklarımızı yeniden tanzim edebilirsek o zaman çocuklarımızı pekala kazanabiliriz.
Suç oranı her geçen gün artıyor... Cinayet, tecavüz, hırsızlık, gasp... gibi suçlara dahil olan çocuklarımız, gelecek için büyük tehlike oluşturuyor. Fakat anne babalar bu gerçeğin şimdilik pek farkında değiller. Evden kaçan, aile içinde ya da dışarıda suç eğilimi gösteren, madde bağımlısı olan bu çocuklar için bir kurtuluş öyküsü yazılmalıdır. Bu öyküye anne baba eğitimciler ve toplumun bütün duyarlı insanları dahil olmalıdır.
Gençlerin hazin öyküsü elbette siyasi ve sosyal çevreler tarafından da gündeme getiriliyor. Bu konuda çeşitli çözüm arayışları da var. Ancak şu bir gerçek ki, bu gençler İslam ahlaki ile yeniden hayat bulmadığı sürece, getirilecek çözüm önerileri tek başına bu çocukları kurtarmaya yetmeyecektir.
Problemin teşhisi yapılırken, kusur sadece nesillere ya da çağlara atfedilmemelidir... Öncelikle meselenin özüne vakıf olunmalı, sonra da hak ve batıl mücadelesi içinde halkların yeniden eğitilmesi gündeme gelmelidir. Eğer bizler çağın ve mekanın dayatmalarından kurtulup, iman şemsiyesi altında toplanır, medeniyet köklerimizden gelen o saf düşüncelerimizi yeniden kazanabilir, halkları, cemiyetleri, aileleri cadde ve sokaklarımızı yeniden tanzim edebilirsek o zaman çocuklarımızı pekala kazanabiliriz.












