Rabbim bana "hiç
düşünmez misiniz?” diye hatırlatırken kendini ve Ondan zuhur eden tüm Kâinatı…
Varlıkların varlığı eşyada bile tecelli etmişken ve ona kendi cevherinden bir
parça nakşetmişken… Nasıl düşünmem? Bütün
varlıklar Ondanken… Ve bütün canlılar Onun nimetleriyle yaşarken… Kendi
hiçliğinde onun varlığını idrak etmek aklın kemâlindenken ve iktidarı nefsine
atfetmek aklın acizliğindenken, nasıl düşünmem? "Onun vechinden başka her şey
helâkteyken, hüküm Onunken ve Ona döndürülecekken” (Kasas/88) nasıl düşünmem? "Eşyayı
zuhura getiren münezzeh tanrı, o eşyanın ayn’ıdır. (M.Arabî/ayn:cevher) sözüne
mukabil, nasıl düşünmem? Düşünüp de ”yaratılan her şeyi Ondan ötürü sevmeyi”
buna eşyayı da dâhil etmeyi nasıl akıl etmem, fikrime getirmem? Her şey ondan
bir parçayla tecelli etmişken, görecek gönül gözünü bana vermesini Yüce Rab’den
nasıl dilemem? Tabiatı, ham maddenin safi iş olan fikir ve zekâya kadar
yükselmesi için muazzam bir cehd ve faaliyet halinde tasvir etmişken Aristo, bu
fikre nasıl katılmam? Maurice Blandel, "bütün hayatımız düşüncenin iş olmasını
sağlamak yolundadır…” derken, hayatımı buna nasıl vakfetmem? "Kâinat büyük bir
makinadan ziyade, büyük bir fikre benziyor. Artık fikir, maddi âleme tesadüf
kabilinden gelen, davetsiz bir misafir telakki edilemeyecek gibi görünüyor”
diye hayretini gizleyemeyen Sir James Jeans’ın ve Einstein’ın "tabiatta tecelli
etmekte olan sonsuz zekânın, milyonda birini mütevazıane anlamaya çalışmak:
İşte benim işim bu!” düşüncelerine nasıl düşünerek karşılık vermem? Mevlâna "bu
cihan akli-kül’den (büyük akıl) bir düşüncedir. Beşerin aklı hepsinin içinde
şaheserdir. Onun tasviri de peygamberlerdir” diye yol gösterirken, nasıl
muazzam fikrin, şahane temsilcilerinin yolundan gitmem? Bu bedbahtlığa, bu
düşüncesizliğe, bu akılsızlığa nasıl düşerim? Gizli bir
hazine iken bilinmeyi dileyip, bilmem için beni dünyaya gönderen Rabbimin
karşısında mahcup olmamak için, bugünden bilmeyi nasıl arzu etmem? Kul bildiği
ölçüde muameleyle karşılacakken, nasıl daha çok bilebilmenin yollarını aramam?
Gücümün yetmediği yerde "Ya Rab ilmimi artır” (Taha/114) diye nasıl yalvarmam?
Bilmenin hiçbir yerindeyken, nasıl halimin değişmesi için "la havle vela kuvvete
illa billahül aliyyül azim” (bir halden bir hale değişme ve bundaki kuvvet
ancak Allah’ındır) duasını dilime pelesenk etmem? Mevcudât,
Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi değil mi? Bu tecellinin Allah katında
zerre hükmünde olduğunu bile bile aşığı olduğum Kâinatın meşkini yapmamak ve
asıl kaynağına sevdalanmamak edep dışı olmaz mı? Ruhum cenderelerde sıkışıp
dururken ve aşığını ararken, aynalarda kendini seyretmek isterken, onu
sahtelikler içinde nasıl bırakırım? Ve ben
perdeleri aralamak için nasıl düşünmem? Aşıkı
maşukuyla kavuşturmak için, aciz bir mahkûmu tutsaklıktan kurtarmak için,
prangaların anahtarını avuçlarımın içine alabilmek için, nasıl düşünmem? Yetti
bu hasret, vuslat kapısı nerede demek ve bulmak için nasıl düşünmem? Hali pür
melalimi göstermeyen aynalarda seyredip, Yüceler yücesi Mütefekkir’in
karşısında secdeye kapanıp, o fikirden bir zerre nasıl talep etmem? Ve ben… Nasıl
düşünmem? ………. Ve keşke düşünebilsem!...
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:25
Nasıl düşünmem?
Rabbim bana "hiç düşünmez misiniz?" diye hatırlatırken kendini ve Ondan zuhur eden tüm Kâinatı… Varlıkların varlığı eşyada bile tecelli etmişken ve ona kendi cevherinden bir parça nakşetmişken… Nasıl düşünmem?
Genel
02 Ağustos 2012 - 23:25












