Babaannem Allah hayırlı ömürler versin, seksen kusür yaşında. Beli iki büklüm, yüzü nurlar nuru. Dinç mi dinç hâlâ… Mesela yıllar evvel bir doktora gitmişti, ciğeri için aynen şunu demiş doktor; "anne, sendeki ciğer hiçbir gençte yok!”
O kadar sağlıklı yani. Dediğim gibi sadece bu çilekeş Anadolu kadınının beli bükülmüş yıllar içinde.
O bel büküklüğü dışında bu hanımefendi öyle güzel yaşlandı ki. İnsanı hayran bırakacak cinsten. Ne bileyim, yüzü zerre kadar nurunu kaybetmedi, bedeni dinçliğini hep korudu, ortamına ve durumuna rağmen bakımını hep muhafaza etti ve nasıl başardı bilemiyorum ama hep misler gibi koktu.
Yüzü demişken. Babaannemin yüzünü anlatmaya imkân yok. Ben ona çeşitli sıfatlar takıyorum o ayrı. "Börek misin mübarek, kaymak suratlım” vs. Elbette yüzünde çizgiler var ama öyle aydınlık ki çehresi, o çizgileri görmüyorsunuz bile. Ya da fark etmek için çok dikkatli bakmanız gerekiyor. Sürekli sormuşluğum vardır; "babaanne estetikçinin adı ne, hangi spor salonlarına gittin?” filan diye.
Seksen küsur yaşında olacaksınız ve vücudunuzda hiçbir sarkma olmayacak!
Neyse!
Size bazen gazeteleri elime aldığımda, almamla geri bırakmam bir oluyor desem bana inanır mısınız? İnanın bazı hanımları o şekilde görmeye dayanamıyorum. Artık, erkek ya da bayan ayrımından ziyade üçüncü bir türe doğru hızla yol alındığının en büyük göstergesi olan fotoğraflarla karşılaşıyorum çünkü. "Aman Allah’ım!” dedirten cinsten. Dünya para verip, nasıl rezil ve sevimsiz olunur bunun ifşası fotoğraflar.
Güzelleşmek için mutantlaşmak mı gerekiyor? Ve o nasıl bir güzelleşme anlayışıdır öyle?
Tam kelimesiyle facia!
Öyle yaşını başını almış hanımlarda değil bunlar üstelik. Genç kadınlar çoğu. Şişirilmiş dudaklar, pörtlemiş gözler, saçma sapan ve ürküten aşırı çıkıntılar. Yani erkek desen erkek değil, kadın desen kadın değil. Af buyrun ama çoğu bu görüntülerle travesti gibi. Ben çoğunu ilkin böyle algılıyorum, haberi okuyunca onun bir kadın olduğuna ancak ikna oluyorum.
İkinci kez neyse!
Dönelim babaanneme. Babaannem hayatı boyunca bir kez bile krem kullanmadı. Merhem dediği şeyler vardı onları da yaraları için kullandı, o kadar. Babaannem mektep görmüş bir insan da değildi. Bu yüzden öğütleri ve yol göstermeleri daha çok arifceydi. Ona dair en çok hatırladığım öğüdü, "Allah de kızım, Allah de.” Bu kadar.
Bir de adımı hiçbir zaman telaffuz edemedi ve "Sümbül Kız” dedi bana hep, bir de bu.
Ha, bir de babaannem namaza aşık bir insandı. (Hala öyle) Bulduğu her fırsatı seccadesinde değerlendirenlerden. Gece uyanır namaz kılar, iki vakit arası namaz kılar, kuşluk kılar, "babaanne şöyle bir sıkıntım var” dersin, "git abdest al” der namaz için yeni bir bahane bulur, yine namaz kılar filan. Kısaca sürekli namaz kılar ve kıldırır.
Namazın bir nuru vardır denir. Zahirde ve batında. Secdenin ışıl ışıl yansıması belirir denir, alınlarda. Yine zahirde ve batında.
Bazılarımız sanıyorum bunu ömürleri boyunca taşıyorlar başka hiçbir şey bilmeseler ve ibadet namına bir şey yapmasalar bile ruhlarında ve bedenlerinde.
Bütün bilimsel verilerin canlı birer örneği oluyorlar. Beş kuruş ödemeden namazın bütün fiziki faydalarını bedenlerinde bütünleştirmek bir yana ruhlarının aydınlığını da yüzlerinde taşıyorlar.
Hiçbir estetikçinin, hiçbir kozmetik maddesinin sağlayamayacağı bir ruh güzelliği ve bunun seksen küsur yaşa rağmen bedenlerinde ve yüzlerinde tezahürü. Bunun başka açıklaması yok çünkü.
Hal böyle olunca demem o ki, bambaşka yaratığa dönüşme gayreti içinde olan hanımlar (bu kadar da harbiyim bu konuda) lütfen kendinize gelin. Bu yazının ana fikri güzelleşmek için estetik yaptırmayın, namaz kılın değil elbette. Bu sizin inisiyatifinize kalmış. Bunun için niyet de önemli çünkü. Babaannemin ihlas ve samimiyeti gibi… Yoksa her namaz kılan o güzelliği yakalayamayabilir.
Buradaki ana fikir ya doğru dürüst bir şeyler yapın, ya da olduğunuz gibi kalın. Zira meydana saçtığınız gerçekten görüntü kirliliği ve tahammül edilemez bir durum.
Bu arada "ruh güzelliği” deyip deyip de bunlara prim veren erkeklere de bir çift sözüm var. Sizin estetik anlayışınızı esefle kınamakla birlikte, lütfen bunlara bir zahmet "güzel” olmadıklarını söyleyin olur mu? Hep sizin için ya bu saçmalıklar, bu güzelleşme komiklikleri. Kim bilir, belli mi olur, belki sizi dinlerler.
Yoksa dünya üçüncü ve hiç de sevimli olmayan bir türe doğru hızla yol alıyor gibi görünmekte…












