'Müslümanların masumiyeti' filmi tam bir yeni İbni Sebe vakasıdır.
Sahtekarlık filmin paçasından akıyor. Başlığından başlıyor. Filmin
başlığı Müslümanlara masumiyet atfediyor. Lakin filmin yapımcısı Mısırlı Kıpti Nakoula Basseley Nakoula konuşmalarında Hazreti Peygamber için
ağza alınmayacak sözler sarfettiği gibi Müslümanlar içinde 'haydutlar'
tabirini kullanıyor. Konuşmalarında daha da öte giderek hemeski
İstihbarat Başkanı Ömer Süleyman'a övgüler düzüyor ve hem de filmle
alakalı olarak gösteri yapan ve tepki gösteren Müslümanları Enver
Sedat'ın 1977 yılındaki ifadeleriyle aşağılıyor: Haramilerin Öfkesi.
Halbuki, Sedat ve Mübarek devlet çetesinden başka bir şey değildi. Film
A'dan Z'ye sahtekarlık akıyor. Filmin başlığı muhtevasını tekzip ettiği
gibi aynı zamanda filmin yapımcısı olarak gösterilen Sam Bacile diye de
bir adam yok. Nakoula Basseley Nakoula isimli kışkırtıcı kaçık
kafasından bir isim uydurmuş ve filmi Yahudilerin üzerine yıkmaya ve
atmaya çalışmış. Adamın derdi Müslümanlarla dünya arasında kriz ve
çıngar çıkarmak. Önce Mısır'da, Kıpti-Müslüman kargaşasını ve
galeyanının fitilini ateşlemek. Ardından da Müslümanları öfkelendirerek
ABD ve Batı ile yeni bir kriz ortamı çıkarmak ve bundan yararlanmak.
Batı ile İslam dünyası arasındaki gerilimden Amerikalılar yarar
sağlayamaz. Netice itibarıyla, İslam öfkesi seli ABD'yi sarsar. Lakin
Amerikalı kaçıkları Amerikan çıkarları değil kendi kafa konforları
ilgilendirir. İkincisi tek başına İslam dünyasıyla veya Mısır'a baş
edemeyecek olan azınlıklar ve İsrail, Batı'yı arkasına alabilmek için
böyle alçaklıklardan medet umabilir.Almanya'da bazı Alman aşırıların sünneti yasaklayarak Müslüman ve
Yahudileri bir meselede de olsa ortak bir noktaya getirmesi gibi
'Müslümanların Masumiyeti' filminde de doğrudan İsrail'in bir dahli yok. Batı'yı ve Müslümanları birbirine karşı kışkırtmak isteyen bazı akılsız Kıptilerin işi. Nitekim gerek Al Misruyyun gazetesinden Cemal Sultan
gerekse The Independent gazetesinden Robert Fısk bu filmi yapanların
çılgınlar ve ahmaklar mangası olduğunu söylemiştir. Çılgınlık
ahmaklıktan bir şubedir. Morris Sadık ve Nakoula Basseley Nakoula bu
ahmaklar mangasının ileri gelenlerindendir. Filmin yapımcısı Kıpti İbni
Sebe kılıklı Nakoula Basseley Nakoula filmin Yahudi oyuncularını bile
kandırmış. Adam zaten profesyonel bir sabıkalı sahtekar. Elini kolunu
sallayarak dünyayı kışkırtıyor hatta dünyayı sallıyor. Delinin birisi
bir kuyuya taş atıyor 40 adam çıkartamıyor. Bunun için dinimiz fitnenin
cinayetten beter olduğunu söylemektedir. Çöl Savaşçıları adlı bir film
yapacağını söylemiş ardından oyuncuların karşısına Ayaan Hırsi Ali ve
Thoe van Gogh yapımı İtaat/Submission tarzı bir film çıkmış. Adam
Yahudileri bile iğfal etmiş. Mısırlı yeni İbni Sebe çevirdiği ve onlarca kişinin ölümüne neden olan filmin youtube üzerinden gösteriminden
dolayı da pişman olmuyor. Aksine fragmanın dışında filmin tamamını
vizyona sokacağını vaat ediyor. Savunma Bakanı Panita, Kıpti çılgınlar
mangasının yerli müttefiki Papaz Terry Jones'ı ikna etmeye çalışıyor ama nafile. Amerikan yönetimi de Google'dan fragmanı geri çekmesini istiyor ama sözünü dinletemiyor. Bütün bunlar fikir hürriyeti adına yapılıyor.
Lakin bu kışkırtma hürriyeti birilerinin canını yakıyor.Bu, Mısır üzerinden bir başka yeni İbni Sebe vakasıdır. Hazreti Osman döneminde de böyle bir vaka gerçekleşiyor. İbni Sebe fitnesi ortamında
Mısırlılar, Hz. Ali'den, Medine'ye gelmelerini isteyen ve Osman'ı
cezalandırmalarını belirten mektuplar aldıklarını söylemişlerdir. Bu
mektuplardan kesinlikle haberi olmadığını söyleyen Hz. Ali ise "Allah'a
yemin olsun ki ben size hiçbir mektup yazmadım" der.Öyle ise burada,
halkı heyecanlandırmak ve tahrik etmek, Osman (R.A.) aleyhine kışkırtmak gayesiyle, Ali'nin (K.V.) dilinden ve onun adına yazılmış mektuplar
vardır. Bu durum bize Müslümanların siyasi-içtimai yapısını bozmak,
fitne çıkarmak isteyen kimse veya kimselerin mevcudiyetini; hunların Hz. Aişe ve Hz.Ali gibi seçkin Müslümanların dilinden sahte mektuplar
yazdıklarını; birtakım Müslümanların inanç ve fikirlerini ifsat ederek,
mevcut nizama karşı huruca sevk ettiklerini göstermektedir. Rivayetin bu kısmından ortaya çıkan üçüncü gerçek; Osman'ın, razı ederek geri
gönderdiği Mısırlıların arkasından, içlerinden bazılarının öldürülmesini ve cezalandırılmasını emreden mektup yazması meselesidir. Hz. Osman
mektubun kendisine ait olmadığını, mektuptaki mührün ise, kendi mührü
değil, kendi mührüne benzer hiçimde nakşedilmiş taklidi mühür olduğunu
söyler. Bir başka ifade ile, bu mektubu taşıyan elçiyi gönderen, Mısırlı topluluğun Mısır'a vardığında ortadan kaldırılmaları için mektup yazan
Hz. Osman olmadığı gibi, onu yazan, yollayan ve mühürleyen, halifenin
mührünü taşıyan ve onun katibi olan Mervan da değildir. Ne var ki, Hz.
Osman'ın, mektubun kendi mührünü taşımadığını söylemesine rağmen, Vakidi ve benzeri ravilerin haberlerinde bu işi yapanın Mervan olduğu
söyleniyor. Tarih Mısır üzerinden bir kez daha tekerrür ediyor.
Genel
16 Eylül 2012 - 15:12
Kıpti İbni Sebe
'Müslümanların masumiyeti' filmi tam bir yeni İbni Sebe vakasıdır. Sahtekarlık filmin paçasından akıyor. Başlığından başlıyor. Filmin başlığı Müslümanlara masumiyet atfediyor. Lakin filmin yapımcısı Mısırlı Kıpti Nakoula Basseley Nakoula konuşmalarında Hazreti Peygamber için ağza alınmayacak sözler sarfettiği gibi Müslümanlar içinde 'haydutlar' tabirini kullanıyor.
Genel
16 Eylül 2012 - 15:12














