Geçenlerde
bir program izliyoruz. Epey de kalabalığız. Sivil Anayasa tartışılıyor. Konuşan
bir kadın… Anayasa Profesörü. Erkek egemen toplulukta şöyle bir gözlerimi
gezdirdim. Maşallah, pür dikkat izlenilmekte ve dinlenmekte program… Zira en
güzel ve en aklıselim konuşan bu profesörümüz. Kadın profesörümüz konuşmasını
tamamlayınca, beklediğim tepkiyi almakta gecikmedim lakin. Söz aynen şu: "Kadın madın sonuçta fakat çok güzel
konuşuyor.” "Pardon! Anlaşılamadı galiba, kadın bir
profesör!” Bunu
ifade eden ise hiç de küçümsenmeyecek bir genel kültüre sahip bir erkek. Kadın profesörümüzü başından sonuna
birazcık da bu bakış açısıyla izleyen erkeklerimiz, neyse ki hakkı teslim
ettiler. Daha doğrusu lütfettiler. Öyle, maalesef! Bakış açısı bu. "Kadın
madın” sonuçta. Profesör olmuşsa bile hasbelkader, bu onun "kadın madın” olduğu
gerçeğinin önüne geçemez. Bu bakış açısı üzerinden, bu tür
yaklaşımlardan nasibini almış birisi olarak, artık tebessümle karşılık
veriyorum bunlara. Yapacak bir şey yok zira. Uzayıp gidecek ve içinden
çıkılamayacak bir mevzudur bu. Sündür sündürebildiğine en müsait, sömür
sömürebildiğine en uygun zemindir. Feminizmden girilir (ki en saçma bulduğum
akımlardandır) Hz. Aişe’den (ra) çıkılır. Biri çıkar böyle der, öteki çıkar
hayır böyle der, önemli adamların önemli sözleri havada uçuşur, konu dinle
pekiştirilir fakat sonuç değişmez. Anlamış gibi görünür toplum ama sonunda biri
durumun hiç de anlaşılmadığını o basit cümlede özetleyiverir işte: "Kadın madın
sonuçta…” Neyse! Benim asıl üzerinde durmak istediğim konu
başkaydı aslında, bu da ona bir girizgah oldu. İki kadından söz edecektim size. İkisi de
hayli göz önünde, ikisi de çok konuşuluyor, çok tartışılıyor, çok
eleştiriliyor. Hatta ben bile birisiyle ilgili bir yazı kaleme almış, bu
tartışmaların aynı zamanda kadına hakaret anlamına da geleceğine vurgu yaparak
şunu demiştim: "Kadın düşünen bir varlıktır!” Çünkü tartışılan şeyler, onun özgür
iradesiyle sürdürdüğü seçimleriydi. Ne bileyim, giyimi, kuşamı, duruşu yahut da
makyajı. Hayrünnisa Gül ve onun başörtüsünü bağlama
şeklinden yola çıkılıp, türlü türlü şeyler söylenmişti. Yine pardon da demiştim
o zamanda kısaca, kadın belli bir yaşa gelmiş, kendini yetiştirmiş bir birey,
onun nasıl giyineceğine siz mi karar vereceksiniz? Aynı şeyler Emine Erdoğan içinde geçerli
tabi. En son Myanmar’a yaptığı ziyaretteki giyimi ve makyajıydı eleştiri
konusu. Hayrünnisa Gül için ifade ettiğim şeyler onun içinde geçerli. Kadın
belli bir yaşa gelmiş, neyin ne olduğunu birçok insandan daha iyi bilebilecek
kapasitede bir insan. Velev ki yanlış olsa bile bu onun tercihi. Özgür iradesi.
Bir yerde bize ne, size ne, kime ne? "Kadın madın” diye bakıldığı için mi yoksa
bir kadın en tepeye çıksa bile, hâlâ bir güven eksikliği söz konusu. Aklı ermez
yaklaşımı sergileniyor da en donanımsız beyler bile fütursuzca eleştiri hakkını
kendinde görüyor, bunu da anlamış değilim. Hâlbuki bu iki kadın nasıl giyindiklerinin
konuşulması dışında, konuşulmayı hak edecek başka şeyler de yapıyor. Fakat biz
onları konuşmuyoruz. Kadın madın sonuçta. Ne yapabilirler ki en fazla? Mesela
Hayrünnisa Gül topluma okuma alışkanlığı kazandırmak için canla başla
çalışıyormuş, haberimiz olmasa da olur. Başını nasıl bağladığı daha önemli… Ya
da Emine Erdoğan, Arakan’daki katliam için gözyaşı döküp, BM gibi kofti
kuruluşları eleştirerek, görevinizi yapmıyorsunuz diye uyarmış. Bu da önemli
değil. O Arakan’a o şık kıyafetlerle gitti mi gitmedi mi, asıl konu bu! Ne mi diyorum? Hiçbir şey. Kadın madınız
sonuçta!
Genel
14 Ekim 2012 - 18:50
Güncelleme: 14 Ekim 2012 - 18:55
Kadın olmak!
Geçenlerde bir program izliyoruz. Epey de kalabalığız. Sivil Anayasa tartışılıyor.
Genel
14 Ekim 2012 - 18:50
Güncelleme: 14 Ekim 2012 - 18:55









