Efendimiz sav. Buyurdular ki…"Müslümanların işlerinden birisinin başına, devlet vazifesine, ümmet
vazifesine, hizmete birisi tayin olursa, seçilirse, gelirse; bu kişinin de içi
temiz olursa, heybetli olur. Cömert olursa, yönetilenler onu sever. Halkın
malını çoğaltırsa, kendi malı da çoğalır ve bereketlenir. Güçlünün karşısında
zayıf olana insafla adalet ile arka çıkarsa, ona saltanat verilir ve bu
saltanat kuvvetlendirilir. Eğer yönettiklerine adil olursa, o zaman da ömrü
uzun ve bereketli olur…”( hakim ve deylemi, ibni Abbas ra.den rivayet etmiştir bu hadisi şerifi.) Müslümanların işlerinden birisinin başına, devlet vazifesine, ümmet
vazifesine, hizmete birisi tayin olursa, böyle bir hizmet kendisine gelirse,
bir kimse böyle bir hizmeti alırsa, yüklenirse; eğer içi iyi olursa...Allah cc. onun dış tarafına, bir heybet nasip eder, heybetli olur, başkaları
onun karşısına geçtiği zaman, ona saygı duyar, heybetinin tesiri altında kalır.Yani o alçak, hor olmaz, saygılı olur. Neden? Kalbi temiz olduğu için Allah cc. onu nasip ediyor. Yönetilen halkın gönüllerinden ona bir heybet duygusu takılır, yönelir. Yani
herkes onu sayar.Bunu kim yapıyor? Allah cc. yapıyor. Neden yapıyor? Yönetim durumuna, yönetici durumuna getirilmiş kişinin içi güzelse, kalbi
temizse, niyeti ışıl ışılsa, halisse, o zaman heybet ihsan olunuyor kendisine,
heybetli oluyor, izzetli itibarlı oluyor. Eğer elini iyi işler konusunda, iyilik yapmak konusunda, bu ahaliye,
yönetilen kimselere açarsa; yani cömert davranırsa, onlara iyilik yapmaya çok
dikkat ederse, fukaranın imdadına yetişirse, herkese yardımcı olursa, destekçi
olursa; o zaman, yönetilenler onu severler.Bazı insanlara karşı heybet duyulur da sevilmez. Ay, çok korkunç bir adam, heybetli bir adam, filan diye herkes sevmez. Burada bir kimseye karşı hem heybet duyulması var, hem de muhabbet duyulması
var. Eğer iyilik yaparsa halkın muhabbetine de mazhar olur, aynı zaman da halk
onu sever. Eğer yönettiği devlet dairesini, işletmeyi, müdürlüğü, bakanlığı, herhangi
bir müesseseyi, iyi çalıştırır da kâra geçirirse, halkın mallarını
zenginliklerini artırırsa,Bakın dinimiz bunu da şart koşuyor, Halkın malî durumunu düzeltmek tarafına da işaret buyuruyor. O zaman, Allah cc. bu yöneticinin malına da bereket verir, onun da malını
mülkünü arttırır.Çünkü halkın maddî menfaatını
sağlamaya çalıştı, Allah cc. da onun kendi maddî imkânlarını arttırıyor. Kavinin karşısında, kuvvetli, zorlu, güçlü, makamlı, etrafı, ayanı, ensarı,
kabilesi olan kimsenin karşısında, zayıfa insafla, adaletle arka
çıkabiliyorsa...Yani öteki zengin, güçlü, kuvveti, kavmi, kabilesi kalabalık, itibarlı ama
haksız; Bu zayıf ama haklı...O karşı tarafa iltifat etmeyip de
zayıfa yardım ediyor ve haklı olduğu için zayıfın tarafını tutuyorsa;Allah cc. bu işin başına getirilmiş olan yöneticiye, saltanatı verir,
saltanatını kuvvetlendirir.Yani yönetimi kuvvetlenir, zayıf olmaz, tesirli olur, kuvvetli olur, güçlü
olur. Zayıf bile olsa haklıyı tutuyor, kuvvetli bile olsa haksıza karşı
çıkabiliyor. YANİ TAM BİR ADALET SAHİBİ…………….Eğer yönettiği insanlara adaletle muamele ederse, haksızlık yapmazsa, âdil
olursa, haklıya hakkını verip adaletle hareket ederse; o zaman ömrü arttırılır,
uzun ömürlü olur. Efendimiz sav. böylece bu hadîs-i şerifte bir takım müjdeler ifade
buyurmuşlar.Buradan ne gibi dersler çıkar diye düşünelim mi? Evet, Bir insan herhangi bir yere, bir göreve tayin olursa; olabilir,
getirilebilir, uygun bulunur, bir vazifenin başına getirilir. Bu küçük bir müdürlükten başlar, çok yüksek bakanlıklara kadar olabilir,
hepsi mümkün... Belki bu şey devlet başkanlığına, belki ümmetin başkanlığına
kadar gidebilir. Böyle bir duruma gelen bir insanın ne yapması lâzım? Bu hadîs-i şerifte sırayla onları görüyoruz. O güzel şeyleri yaptığı zaman da, ne gibi mükâfatlara ereceğini yine bu
hadîs-i şeriften anlıyoruz. Bir kere kalbi temiz olacak, içi, niyeti güzel olacak; o zaman heybetli
olur... Ondan sonra iyilik yapacak, iyiliği çok olacak, elini açacak, kesesinin
ağzını açacak, herkese iyilik yapacak; o zaman sevgi kazanır... Millete faydalı olacak, onların mallarını zayi etmeyecek, onların mallarını
arttıracak, hazineyi çalıp çırpmayacak, hazineyi biriktirecek,
kalabalıklaştıracak, dolduracak; o zaman Allah cc. da onun malını, mülkünü
arttırır... Kavinin karşısında, kuvvetlinin, zorbanın karşısında haklı olan zayıfı tutarsa;
o zaman Allah onun saltanatını, yani yönetim kuvvetini arttırır... Eğer adalet yaparsa, ömrünü uzun eder. Demek ki bu mükâfatlara nail olmak için, bu hadîs-i şerifte işaret edilen
şekilde kendimizi ve hareketlerimizi düzenlemeğe çalışmalıyız. Yönetici olanlar da hareketlerini böyle yapmağa gayret etmeli!.. Tabii yönetim çok sorumlu bir görev, yöneticilik insanını fevkalâde
sorumluluklar altına girmesine sebep oluyor. İslâm'a göre yöneticilik istenmez; ancak birisi tarafından, daha yukardan
birisi uygun görür veya ümmet uygun görür veya şura uygun görür, bir heyet
uygun görür, öyle verilir. O zaman yapılırsa bereketli olur, kendisi talip olursa bereketi kaçar. Ama kendisi matlup, istenen olursa; "Ne olur şu işin başına geç de,
çalış!" filân diye rica edilen kimse olursa, aranan, istenen kimse olursa;
o zaman bereketli olur. Bu bir... İkincisi: Eğer bu vazifeye tayin olduğu zaman, vazifesini güzel yapmazsa eğer…..İşte o zaman……….Dünyası da mahvolur…….Ahreti de mahvolur……..Vesselam………. Hepinizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum…Hayatı gönül gözü ile yorumlayan kardeşiniz…Mustafa ÇELİK…
Genel
04 Temmuz 2012 - 20:19
Güncelleme: 05 Temmuz 2012 - 00:28
İyi Bir İdareci, İyi Bir Yönetici Olmak
"Müslümanların işlerinden birisinin başına, devlet vazifesine, ümmet vazifesine, hizmete birisi tayin olursa, seçilirse, gelirse; bu kişinin de içi temiz olursa, heybetli olur. Cömert olursa, yönetilenler onu sever. Halkın malını çoğaltırsa, kendi malı da çoğalır ve bereketlenir. Güçlünün karşısında zayıf olana insafla adalet ile arka çıkarsa, ona saltanat verilir ve bu saltanat kuvvetlendirilir. Eğer yönettiklerine adil olursa, o zaman da ömrü uzun ve bereketli olur…"
Genel
04 Temmuz 2012 - 20:19
Güncelleme: 05 Temmuz 2012 - 00:28












