İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Mekke'de düzenlediği 4. Olağanüstü zirve
sonuçlandı. Toplantı Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın daveti üzerine
gerçekleşti ama Teşkilatın başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Arap
Baharı süreci başladığı günden, özellikle de Suriye krizinin sarpa
sardığı günlerden beri bu yönde bir talebi olduğu biliniyor. Zirvenin böyle bir mekanda, böyle bir gecede toplanmış olmasının çok
özel bir anlamı olduğu üzerinde durmuştuk. Gerçekten İslam dünyasının en sahih varlığının, doğrudan halkının en samimi duygular içinde topanmış
olduğu bu gecede bu mukaddes toplanmaya liderlerin de eşlik etmiş
olması, o kalabalıklarla liderlerinin aynı duygu atmosferinde buluşmuş
olmasının hem bambaşka bir anlamı hem de bambaşka bir bereketi oldu. Her akşam yapılan dualarda liderlerin İslam alemi için hayırlı olacak
kararlar için toplanmış olması dolayısıyla Allah'a şükredildi, alacağı
kararların bütün dünyaya hayırlar getirmesi, liderlere basiret, feraset
ve Müslümanlara karşı ülfet vermesi için ayrıca Allah'a dua edildi. Toplantının gerçekleştiği kraliyet sarayı Ebu Kubeys Tepesi'ne kurulu ve Say alanına bakıyor ki, bu tepe Mekkeli müşriklerin Hudeybiye barışı
sonucunda Hac etmelerine izin verdikleri Müslümanların ibadetlerini
seyretmek üzere toplandıkları meşhur tepedir. O tepeden Say'in görünen
kısmında Müslümanların peygamberin tavsiyesiyle hervele yapmaları bu
yüzden tavsiye edilmiştir. Müşriklere görünen kısımda Müslümanların
heybetli bir görüntü vermeleri, yani bir tür algı yönetimi yapmaları da
sünnettendir.Sa'yin bir diğer anlamı da Hacerin bir yüzünün Allah'a dönük iken bir
yanıyla da alabildiğine dünya meşgalesi içinde olmasıdır. İsmail'ine su
bulmalıdır, o kavurucu sıcak altında ağlayan ve susuzluktan ölmek üzere
olduğunu düşündüğü İsmail için Safa ve Merve tepeleri arasında defalarca gider gelir. İhmal etmediği bu dünyalık koşuşturma esnasında da yüzü
Allah'a dönüktür. Allah'tan dilemektedir. Allah da sonuçta ona mübarek
Zemzem'i, İsmail'in topuğunun vurduğu yerden gönderir.İİT Zirvesi bu Sa'y mekanına bakan sarayda yapıldı. Bu mekana bu
yüseklikte bir sarayın inşa edilmiş olması kuşkusuz çok tartışma konusu
olmuş. Hac ziyaretinde bulunanların içine hiç sinmemiş, hiç bir zaman da sinmeyecek bir görüntü bu. Gerçi, yeni genişleme projesinde Mescid'in
etrafındaki bütün yüksek binaların yıkılacağı söyleniyor, Saray Mescid-i Haram'ın Say sınırına denk geldiği için bu genişlemeden nasibini nasıl
alacak henüz bilinmiyor.Bir yanı Kabe'ye bakan bu manevi atmosferde gerçekleşen Zirve, sa'ydeki
beşerin koşuşturmacası gibi, yine bu atmosferin beklentilerine uygun
sonuçlarla çıktı. İslam ülkeleri üzerinde önemli sonuçları olacak
kararlar verildi. Toplantının sonuçlarını gazetecilerle değerlendirdiği toplantıda
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu sonuçların her bakımdan hayırlı olduğunu
söyledi. Müslüman ülkeler arasında çok iyi bir kaynaşma, işbirliği ve
güven artırıcı bir toplantı gerçekleştiğini ifade etti.Herşeyden önce, bu toplantı vesilesiyle bir çok ülkenin cumhurbaşkanıyla ikili temaslarla mevcut işbirlikleri gözden geçirilmiş, yeni ilişkiler
için de durumlar değerlendirilmiştir. Abdullah Gül başta Suudi Arabistan Kralı Abdullah ile olmak üzere, İran, Pakistan, Mısır, Bahreyn ve
Filistin liderleri ile yaptığı görüşmelere özel olarak atıfta bulundu. Genel kurulda Suriye, Filistin, Afganistan ve Sudan meselelerine özel
olarak eğilinmiş, bütün bu alanlara Türkiye'nin gösterdiği ilgiye
konuşan herkes özel atıfta bulunarak takdirlerini iletmiş. Mynamar'a
Türkiye'nin gösterdiği ilgi de büyük takdir toplamış ve Türkiye'nin de
isteğiyle, Myanmar'a yardımlar için bir temas grubunun oluşturulması
kararlaştırılmış oldu. Bu, toplantının önemli gündem maddelerinden
biriydi. Cumhurbaşkanı Gül, bu toplantıdan Türkiye olarak beklenenlerden birinin
Suriye konusunda, üyeliğinin askıya alınması yönünde bir karar olduğunu
söyledi. Bu karar alındı, üstelik bu karara beklenenin aksine İran'dan
ciddi bir karşı çıkış olmadı. Çünkü Gül'e göre İran da Suriye'de durumun ne Suriye halkı açısından hatta ne de kendi çıkarları açısından
sürdürülemez olduğunu giderek daha iyi görmüştür. Bütün İslam
ülkelerinin ittifak ettikleri bir hususa karşı direnmenin zorluğunu da
ayrıca görmüştür. Suriye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı üyeliğinin askıya alınmasının ne
tür sonuçları olabileceği sorusu üzerine Gül, bunun Suriye'nin mevcut
rejiminin meşruiyetinin tamamen bitmiş olduğunun tescili anlamına
geldiğini ifade etti. Bu gerçekten de önemli bir sonuç doğurur. Bugün
elindeki silahlarla kendi halkına karşı akıl almaz boyutlarda şiddet
uygulayabilen bir rejimin bu şiddet imkanının sürdürebilse bile bir
devlet olarak fonksiyonunun artık bitmiş olduğunun resmi olmuştur bu.
İslam dünyasından kimsenin tanımadığı, kimsenin ilişki kurmadığı,
kimsenin itibar etmediği bir silahlı şebekeden öte bir anlamı
kalmamıştır Suriye rejiminin. Bu noktaya gelmiş olmak belki o silahlı gücü etkisiz hale getirmiş olmak anlamına gelmiyor, ama bir devlet olarak etkisiz hale getirmiş olmak
onun artık bitmesi anlamına geliyor.Suriye'deki direnişin ideolojik bir yanının olmadığının altını özellikle çizen Gül, 'Bir ülkenin başbakanı o ülkeyi terkettiyse bu bir ideolojik grubun değil, halkın meselesidir. Bu mücadeleyi başlatanlar Suriye
ordusunun generalleri ve mensupları. Bu noktayı görmek çok önemli' diye
konuştu. Bu tespit Esad'a karşı savaşan unsurların belli bazı dar
çerçeveli ideolojik gruplardan ibaret olduğu iddialarına karşı önemli
bir cevap oluşturuyordu. Gerçekten de Suriye'de şu anda savaşan
unsurların büyük kısmı düzenli ordudan ayrılanlardan oluşuyor. Toplumun
çok geniş kesimleri artık Esad'a karşı ortak bir irade sergilemekteler.
Muhalefetin kendi arasında birleşmiş olup olmaması ayrı bir sorun ama
artık Esad'ın gitmesi görüşünde yeterince ısrarlı bir ortaklık oluşmuş
durumda. Suriye'de İslam ülkelerinin Esad'ın gitmesi hususunda hiç bir
tereddütlerinin kalmamış olduğunu söyleyen Gül, Irak tecrübesine
bakılarak Esad sonrası durum için de Zirve toplantısında bazı uyarılarda bulunduğunu anlattı. Irak'ta Saddam sonrası orduya veya hükümete ait
yılların tecrübe ve sosyal hafıza ve denge ürünü olan kurumlar tamamen
yok edildi. Bu durum toplumda büyük bir boşluk oluşturdu. Halen bu
boşluk doldurulamıyor. Suriye'de de aynı hataya düşülmemeli, kurumlar
muhafaza edilmeli, tabii mutlaka tarihi dokuya özel bir dikkat
sarfedilmeliydi. Gül'ün özellikle mezhepçilik konusunda değindiği hususlar da var ki,
İİT'nın toplantısında da bu yönde meydana gelen son derece hayırlı
gelişmelerle birlikte aktarmaya sonra devam edelim.
Genel
24 Ağustos 2012 - 17:34
İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi
İslam İşbirliği Teşkilatı'nın Mekke'de düzenlediği 4. Olağanüstü zirve sonuçlandı. Toplantı Suudi Arabistan Kralı Abdullah'ın daveti üzerine gerçekleşti ama Teşkilatın başkanı Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun Arap Baharı süreci başladığı günden, özellikle de Suriye krizinin sarpa sardığı günlerden beri bu yönde bir talebi olduğu biliniyor.
Genel
24 Ağustos 2012 - 17:34













