30 Yılı aşkındır devam eden terör milyarlarca liralık
ekonomik zarar, onbinlerce masum insanımız, güvenlik güçlerimiz terör
belasından acımasızca toprağa verildiler.Ocaklar sönmeye, analar gözyaşı dökmeye devam ediyor.Habur daki tarihi karşılama birilerinin provakasıyla
hezimetle sonuçlandı. Askerimizin,
polisimizin annesi, eşi ağlıyor Dağdaki
kandırılmış teröristin de annesi, yakını ağlıyor. Dağda
vurulan teröristin cenazesi geldiğinde ailesi başında yasin okuyor Bu tam
bir kandırılma değilmi ? Yıllardır
bu ülkede akan kanın, gözyaşının durması için, hiç bir çözümü olmayanlar
çözümlemek için çaba sarf edenleri de kınarlar. Ne oldu
da Kurtuluş savaşında, Çanakkale'de, bu vatan için birlikte çarpışanların
torunları bu vatan evlatlarına düşman oldular. Kıbrıs
Barış Hareketinde gönüllü askere yazılanlar İzmir'den yazılanlardan daha
fazlaydı, Refah Partisi gibi dindar,marjinal bir parti uzun süre Diyarbakır da Van da belediye başkanlığına
seçilmedimi? Ne oldu
da, Nerede hata yaptık da bu insanların çocukları askere kurşun polise molotof
atıyor, belediye, kamu binaları, araçları tahrif ediliyor... Daha
geçtiğimiz gün Adanalı bir hemşiremizinAssubay eşi şehit edilmedimi? Onlarca da öldürülen teröristlerin
çetelesini tutmuyormuyuz? Sonucun
ne olduğunu bilemeyeceğimiz bir görüşme yapılıyor. Yapan yetkililer barış için,
bu kanın durması için, acıları, kin ve nefretleri içimize atarak belki
dudaklarımızı ısırarak bir görüşme yapılıyor. Eyvah
ki, çözüm konusunda hiç bir gayret sarf etmeyenler kıyameti koparıyorlar. Neden
görüşüldü, görüşenler vatan haini söz fırtınaları... Bu
acıyı yaşayan iki çocuk babası, kardeşi de assubay olan 2001 yılında Diyarbakır
kırsalında PKK ile çatışmada dizinden vurulan Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit
Dul ve Yetimleri Derneği Adana Şube Başkanı Gazi Ersin Güluçar, kendisi gibi
diğer gaziler ile şehit ailelerinin tek isteğinin terörün bitmesi olduğunu
vurguladı. ''Bunu
bir polemik haline getirmemek lazım çünkü görüşülme sonucunda elde edilen
bilgilerin değerlendirilmesi halinde belki ülkedeki terörü bitirecektir. Bu tür
görüşmeleri istemeyenlerin vatandaşlığından şüphe etmek gerekir.Bizler artık bu akan kanın durmasını istiyoruz. Ülkemizde 30
yılı aşkındır terör olayları var ve bu terör olaylarında vatan evlatlarımızı
kaybettik. Bundan dolayı artık kimle görüşeceklerse görüşsünler, kimle ne
yapacaksa yapsınlar ve bu terörü bir an önce bitirsinler.'' diyerek anlamlı bir çıkış yaptı. Yanında Adana'da yaşayan Şehit Babası Mehmet Taştimur
(62); oğlu Erhan Taştimur'un Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi İşletme Bölümü'nü bitirdikten sonra askere gittiğini ve komando olup
gönüllü olarak Hakkari'nin Çukurca ilçesinde görev yaptığını belirterek,"Oğlum jandarma komando asteğmen olarak vatani görevini
yaparken, 17 Haziran 2005 yılında Hakkari'nin Çukurca ilçesinde operasyondan
dönerken, bölücü terör örgütü PKK'nın mayınlı ve silahlı saldırısı sonucu şehit
düştü. Askerliğinin bitmesine sadece 28 gün kalmıştı. Tek oğlumu vatan uğruna
şehit verdim" diye konuştu.Oğlunun evli ve 2 çocuk babası olduğunu kaydeden Taştimur,"Oğlum vatan için şehit oldu, vatan sağ olsun. Ben
Türkiye'nin bölünmesini istemiyorum. Yalnız bu akan kanın bir an önce durmasını
istiyoruz. Oğlum şehit olduğu için üzgünüz. Kanı durdurmak için kimle görüşmek
istiyorlarsa görüşsünler. Artık şehit anaları ağlamasın. Ateş düştüğü yeri
yakıyor; şehit analarının, babalarının, çocuklarının ne çektiğini biz
biliyoruz. Bu nedenle bir an önce kanın durmasını ve kardeşçe yaşamak
istiyoruz. Bunun için Öcalan ile görüşülsün."Yapılan görüşmeleri olumlu değerlendirdiğini vurgulayan baba
Taştimur, "Türkiye'de kanın durması için kime ne görev düşüyorsa yapmalı.
Tek oğlunu vatan için şehit veren bir baba olarak bu görüşmelerin yapılmasını,
akan kanın durmasını istiyoruz. Bu nedenle devletin attığı adımları
destekliyorum" dedi. Diyarbakır'da
3 Ocak 2008 günü, dershanenin önüne park edilen bomba yüklü aracın teröristler
tarafından patlatılması sonucu oğlu Eren Şahin'i kaybeden Oya Eronat,'Sürecin
bu noktaya gelmesi, açıkça beni mutlu ediyor. Evet ben evlat kaybettim, içim
çok yanıyor ama bizde bir laf vardır; 'kanı kanla yıkamazlar, kanı suyla
yıkarlar.' Ben siyasete ilk girdiğimde çok kapı kapı gezdim. O zaman çaldığım
kapıların arkasında, evladını dağda kaybetmiş annelerle de karşılaştım. Baktım
acılarımız aynı. Eskiden anneler çocuklarını askere davulla zurnayla, ellerine
kınalar yakarak gönderiyorlardı. Şimdi davul zurna belki çalıyor ama ben bunun
içten gelerek çalma olduğuna inanmıyorum, yürekler hop ediyor. Anne yüreği,
bunu dile vurmasa bile, 'acaba oğlum Şırnak'a mı, Van'a mı, Hakkari'ye mi
gidecek-' Bu korkuyu yaşıyor aileler. Bu korkunun artık bitmesi lazım. Güneydoğu'da, Diyarbakır'da evladını okula gönderen anneler
var. 'Acaba oğlumun aklına birisi girer mi, çocuğum dağa gider mi, evladımı
görebilir miyim-' diye endişe taşıyan anneler var. Eylemlerde, çok çocuğumuzun
elinde molotof patladı, parmaklar koptu, kör olanlar oldu, hayatını kaybedenler
var. Bakıyorsun bir anne gelip, o polisin elinden oğlunu nasıl ağlayarak
götürüyor, korkuyor, endişe taşıyor. Artık bu endişeleri bitirmeliyiz. Bu
sevgiyi yaşatmalıyız. Sıkıntılara, kana dur demeliyiz. Neye mal olursa olsun,
bu süreç devam etmeli diye düşünüyorum.' Eronat, 'Başka canlar yanmasın, evlat kaybetmiş hangi anneyi
görsem, gene içim yanıyor. Artık istiyorum ki anneler çocuklarını, gönül
rahatlığıyla askere göndersinler. Artık anneler ağlamasın, ben yeterince
ağladım, onlar adına da ağladım ama artık kimse ağlamasın' dedi. 'Bu sürecin sonunda barış olur mu sizce-' sorusuna Eronat,
'Bence olur. Ama BDP'nin sürece katkı sunması lazım. Birinci amaç PKK'nın sınır
dışına çıkartılması. Ülke sınırları içinde bulunan örgüt mensuplarından teröre
bulaşmamış olanların, ailelerinin yanına döneceğini düşünüyorum' yanıtını
verdi. Herkesin bir şekilde terörden zarar gördüğünü belirten
Eronat, İnsan Haklarını İnceleme bünyesindeki terör alt komisyonunda
dinledikleri herkesin, 'neye mal olursa olsun bu işi bitirin' dediklerini
anlattı. Eronat, 'Oğlunu dağda kaybetmiş baba da evladını askerde kaybetmiş
baba da söylüyor. Artık çetele tutmayalım. Biz kaybedeceğimizi kaybettik,
başkaları kaybetmesin.Sorumluluk, dinimiz, merhamet ve insanlık da bunu
gerektiriyor. Aynı dine mensup insanlarız, aynı Allah'a ibadet ediyoruz, aynı
camide namaz kılıyoruz. Sorunlar konuşularak çok rahat çözülebilir' diye
konuştu. Bingöl'ün Genç İlçesi Yolaçtı Köyü kırsalında çatışmada
şehit olan 21yaşındaki Jandarma Komando Er Sinan Şen'in annesi Maviş Şen,
İmralı ile yapılan görüşmeler hakkında "Annelerin kalbi birdir. İçimde çok
öfke de var. Bizimkiler artık geri gelmeyeceğine göre artık bir çözüm
bulsunlar" dedi. "Tabii ki kanın bitmesini isteriz" diyen anne
Maviş Şen'e göre sorunun çözümü için görüşme sürecine girilmesi konusunda geç
bile kalındı. "Geride kalanların hepsi bizim yavrularımız. Görüşmekte,
sorunu çözmekte geç kalındı. Hiçbir anne bunun aksini söyleyemez" diye
konuştuBaba Recai Şen'de "Keşke daha önce görüşseydiler. Niye
bu kadar bekletildi? Öcalan ile görüşsünler kanı mutlaka durdursunlar. Biz
Sinan'ı kaybettik, başka Sinanlar ölmesin" diyor...Hangi dairede olursa olsun sulh-u umumîyi temin etmeye
çalışmak ve barış içinde beraberce yaşanabileceğini ortaya koymak
lazımdır." diyen Hocaefendi, Alevî Sünnî, Kürt Türk, Laz Çerkez şeklinde
bölünüp parçalanmak istenen insanımız arasında sulhü temin etmek için elden
gelen her şeyin yapılması, gerekirse kan kusulması ama 'kızılcık şerbeti
içmiştim' denilmesi gerektiğini ifade etti.
Bizler artık bu akan kanın durmasını istiyoruz. Ülkemizde 30 yılı aşkındır terör olayları var ve bu terör olaylarında vatan evlatlarımızı kaybettik. Bundan dolayı artık kimle görüşeceklerse görüşsünler, kimle ne yapacaksa yapsınlar ve bu terörü bir an önce bitirsinler.'' diyerek anlamlı bir çıkış yaptı. Yanında Adana'da yaşayan Şehit Babası Mehmet Taştimur (62); oğlu Erhan Taştimur'un Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nü bitirdikten sonra askere gittiğini ve komando olup gönüllü olarak Hakkari'nin Çukurca ilçesinde görev yaptığını belirterek,"Oğlum jandarma komando asteğmen olarak vatani görevini yaparken, 17 Haziran 2005 yılında Hakkari'nin Çukurca ilçesinde operasyondan dönerken, bölücü terör örgütü PKK'nın mayınlı ve silahlı saldırısı sonucu şehit düştü. Askerliğinin bitmesine sadece 28 gün kalmıştı. Tek oğlumu vatan uğruna şehit verdim" diye konuştu.Oğlunun evli ve 2 çocuk babası olduğunu kaydeden Taştimur,"Oğlum vatan için şehit oldu, vatan sağ olsun. Ben Türkiye'nin bölünmesini istemiyorum. Yalnız bu akan kanın bir an önce durmasını istiyoruz. Oğlum şehit olduğu için üzgünüz. Kanı durdurmak için kimle görüşmek istiyorlarsa görüşsünler. Artık şehit anaları ağlamasın. Ateş düştüğü yeri yakıyor; şehit analarının, babalarının, çocuklarının ne çektiğini biz biliyoruz. Bu nedenle bir an önce kanın durmasını ve kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bunun için Öcalan ile görüşülsün."Yapılan görüşmeleri olumlu değerlendirdiğini vurgulayan baba Taştimur, "Türkiye'de kanın durması için kime ne görev düşüyorsa yapmalı. Tek oğlunu vatan için şehit veren bir baba olarak bu görüşmelerin yapılmasını, akan kanın durmasını istiyoruz. Bu nedenle devletin attığı adımları destekliyorum" dedi. Diyarbakır'da 3 Ocak 2008 günü, dershanenin önüne park edilen bomba yüklü aracın teröristler tarafından patlatılması sonucu oğlu Eren Şahin'i kaybeden Oya Eronat,'Sürecin bu noktaya gelmesi, açıkça beni mutlu ediyor. Evet ben evlat kaybettim, içim çok yanıyor ama bizde bir laf vardır; 'kanı kanla yıkamazlar, kanı suyla yıkarlar.' Ben siyasete ilk girdiğimde çok kapı kapı gezdim. O zaman çaldığım kapıların arkasında, evladını dağda kaybetmiş annelerle de karşılaştım. Baktım acılarımız aynı. Eskiden anneler çocuklarını askere davulla zurnayla, ellerine kınalar yakarak gönderiyorlardı. Şimdi davul zurna belki çalıyor ama ben bunun içten gelerek çalma olduğuna inanmıyorum, yürekler hop ediyor. Anne yüreği, bunu dile vurmasa bile, 'acaba oğlum Şırnak'a mı, Van'a mı, Hakkari'ye mi gidecek-' Bu korkuyu yaşıyor aileler. Bu korkunun artık bitmesi lazım. Güneydoğu'da, Diyarbakır'da evladını okula gönderen anneler var. 'Acaba oğlumun aklına birisi girer mi, çocuğum dağa gider mi, evladımı görebilir miyim-' diye endişe taşıyan anneler var. Eylemlerde, çok çocuğumuzun elinde molotof patladı, parmaklar koptu, kör olanlar oldu, hayatını kaybedenler var. Bakıyorsun bir anne gelip, o polisin elinden oğlunu nasıl ağlayarak götürüyor, korkuyor, endişe taşıyor. Artık bu endişeleri bitirmeliyiz. Bu sevgiyi yaşatmalıyız. Sıkıntılara, kana dur demeliyiz. Neye mal olursa olsun, bu süreç devam etmeli diye düşünüyorum.' Eronat, 'Başka canlar yanmasın, evlat kaybetmiş hangi anneyi görsem, gene içim yanıyor. Artık istiyorum ki anneler çocuklarını, gönül rahatlığıyla askere göndersinler. Artık anneler ağlamasın, ben yeterince ağladım, onlar adına da ağladım ama artık kimse ağlamasın' dedi. 'Bu sürecin sonunda barış olur mu sizce-' sorusuna Eronat, 'Bence olur. Ama BDP'nin sürece katkı sunması lazım. Birinci amaç PKK'nın sınır dışına çıkartılması. Ülke sınırları içinde bulunan örgüt mensuplarından teröre bulaşmamış olanların, ailelerinin yanına döneceğini düşünüyorum' yanıtını verdi. Herkesin bir şekilde terörden zarar gördüğünü belirten Eronat, İnsan Haklarını İnceleme bünyesindeki terör alt komisyonunda dinledikleri herkesin, 'neye mal olursa olsun bu işi bitirin' dediklerini anlattı. Eronat, 'Oğlunu dağda kaybetmiş baba da evladını askerde kaybetmiş baba da söylüyor. Artık çetele tutmayalım. Biz kaybedeceğimizi kaybettik, başkaları kaybetmesin.Sorumluluk, dinimiz, merhamet ve insanlık da bunu gerektiriyor. Aynı dine mensup insanlarız, aynı Allah'a ibadet ediyoruz, aynı camide namaz kılıyoruz. Sorunlar konuşularak çok rahat çözülebilir' diye konuştu. Bingöl'ün Genç İlçesi Yolaçtı Köyü kırsalında çatışmada şehit olan 21yaşındaki Jandarma Komando Er Sinan Şen'in annesi Maviş Şen, İmralı ile yapılan görüşmeler hakkında "Annelerin kalbi birdir. İçimde çok öfke de var. Bizimkiler artık geri gelmeyeceğine göre artık bir çözüm bulsunlar" dedi. "Tabii ki kanın bitmesini isteriz" diyen anne Maviş Şen'e göre sorunun çözümü için görüşme sürecine girilmesi konusunda geç bile kalındı. "Geride kalanların hepsi bizim yavrularımız. Görüşmekte, sorunu çözmekte geç kalındı. Hiçbir anne bunun aksini söyleyemez" diye konuştuBaba Recai Şen'de "Keşke daha önce görüşseydiler. Niye bu kadar bekletildi? Öcalan ile görüşsünler kanı mutlaka durdursunlar. Biz Sinan'ı kaybettik, başka Sinanlar ölmesin" diyor...Hangi dairede olursa olsun sulh-u umumîyi temin etmeye çalışmak ve barış içinde beraberce yaşanabileceğini ortaya koymak lazımdır." diyen Hocaefendi, Alevî Sünnî, Kürt Türk, Laz Çerkez şeklinde bölünüp parçalanmak istenen insanımız arasında sulhü temin etmek için elden gelen her şeyin yapılması, gerekirse kan kusulması ama 'kızılcık şerbeti içmiştim' denilmesi gerektiğini ifade etti.Gülen, "Milli onur, milli gurur ayaklar altına alınmama kaydıyla, o mefkureye saygı devam ettiği müddetçe -bence- el de öpülebilir, etek de öpülebilir. Heyet-i İslamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım. Hayır sulhtadır, sulh her zaman hayırlıdır." tespitinde bulundu.Gülen Hocaefendi, Hudeybiye Anlaşması'nı hatırlattı, bu tarihi musalahayı siyer felsefesi açısından değerlendirdi, günümüze bakan yanlarını ve ondan alınması gereken ibretleri dile getirdi.Fethullah Gülen Hocaefendi sözlerine şöyle devam etti: "Bize ters gelen bazı şeyler olabilir; 'Keşke şu görüşme olmasa.. şu anlaşma olmasa.. şu uzlaşma olmasa.. biz Türk milleti.. şöyle onurumuz var, böyle gururumuz var; boyun eğmesek.. bazı şeylere evet demesek' denilebilir. Muhtemel o türlü şeylerle bazı problemler çözülecekse, işte o Hudeybiye Sulhu mülahazasıyla, Hudeybiye Sulhu'ndaki mantık ve muhakemeyle, yapılması gereken şey neyse onu yapmak lazım.Güzergâh emniyetini tehlikeye atmamak lazım. Ülkenin parçalanmasına meydan vermemek lazım. Devletimizin bir devlet-i aliyye olması istikametinde yoluna devam etmesini sağlamak lazım. Devletler muvazenesinde muvazene unsuru olmasını sağlamak lazım. Bu kadar vâridâtı, getirisi olan bir şey karşısında bazen kafamıza uymayan şeylere de katlanabiliriz." diyerek tarihi mesajını verdi. Ama birileri halen bu ülke de kan dökülmesini, gözyaşlarının devam etmesini istiyor.
Bizler artık bu akan kanın durmasını istiyoruz. Ülkemizde 30 yılı aşkındır terör olayları var ve bu terör olaylarında vatan evlatlarımızı kaybettik. Bundan dolayı artık kimle görüşeceklerse görüşsünler, kimle ne yapacaksa yapsınlar ve bu terörü bir an önce bitirsinler.'' diyerek anlamlı bir çıkış yaptı. Yanında Adana'da yaşayan Şehit Babası Mehmet Taştimur (62); oğlu Erhan Taştimur'un Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü'nü bitirdikten sonra askere gittiğini ve komando olup gönüllü olarak Hakkari'nin Çukurca ilçesinde görev yaptığını belirterek,"Oğlum jandarma komando asteğmen olarak vatani görevini yaparken, 17 Haziran 2005 yılında Hakkari'nin Çukurca ilçesinde operasyondan dönerken, bölücü terör örgütü PKK'nın mayınlı ve silahlı saldırısı sonucu şehit düştü. Askerliğinin bitmesine sadece 28 gün kalmıştı. Tek oğlumu vatan uğruna şehit verdim" diye konuştu.Oğlunun evli ve 2 çocuk babası olduğunu kaydeden Taştimur,"Oğlum vatan için şehit oldu, vatan sağ olsun. Ben Türkiye'nin bölünmesini istemiyorum. Yalnız bu akan kanın bir an önce durmasını istiyoruz. Oğlum şehit olduğu için üzgünüz. Kanı durdurmak için kimle görüşmek istiyorlarsa görüşsünler. Artık şehit anaları ağlamasın. Ateş düştüğü yeri yakıyor; şehit analarının, babalarının, çocuklarının ne çektiğini biz biliyoruz. Bu nedenle bir an önce kanın durmasını ve kardeşçe yaşamak istiyoruz. Bunun için Öcalan ile görüşülsün."Yapılan görüşmeleri olumlu değerlendirdiğini vurgulayan baba Taştimur, "Türkiye'de kanın durması için kime ne görev düşüyorsa yapmalı. Tek oğlunu vatan için şehit veren bir baba olarak bu görüşmelerin yapılmasını, akan kanın durmasını istiyoruz. Bu nedenle devletin attığı adımları destekliyorum" dedi. Diyarbakır'da 3 Ocak 2008 günü, dershanenin önüne park edilen bomba yüklü aracın teröristler tarafından patlatılması sonucu oğlu Eren Şahin'i kaybeden Oya Eronat,'Sürecin bu noktaya gelmesi, açıkça beni mutlu ediyor. Evet ben evlat kaybettim, içim çok yanıyor ama bizde bir laf vardır; 'kanı kanla yıkamazlar, kanı suyla yıkarlar.' Ben siyasete ilk girdiğimde çok kapı kapı gezdim. O zaman çaldığım kapıların arkasında, evladını dağda kaybetmiş annelerle de karşılaştım. Baktım acılarımız aynı. Eskiden anneler çocuklarını askere davulla zurnayla, ellerine kınalar yakarak gönderiyorlardı. Şimdi davul zurna belki çalıyor ama ben bunun içten gelerek çalma olduğuna inanmıyorum, yürekler hop ediyor. Anne yüreği, bunu dile vurmasa bile, 'acaba oğlum Şırnak'a mı, Van'a mı, Hakkari'ye mi gidecek-' Bu korkuyu yaşıyor aileler. Bu korkunun artık bitmesi lazım. Güneydoğu'da, Diyarbakır'da evladını okula gönderen anneler var. 'Acaba oğlumun aklına birisi girer mi, çocuğum dağa gider mi, evladımı görebilir miyim-' diye endişe taşıyan anneler var. Eylemlerde, çok çocuğumuzun elinde molotof patladı, parmaklar koptu, kör olanlar oldu, hayatını kaybedenler var. Bakıyorsun bir anne gelip, o polisin elinden oğlunu nasıl ağlayarak götürüyor, korkuyor, endişe taşıyor. Artık bu endişeleri bitirmeliyiz. Bu sevgiyi yaşatmalıyız. Sıkıntılara, kana dur demeliyiz. Neye mal olursa olsun, bu süreç devam etmeli diye düşünüyorum.' Eronat, 'Başka canlar yanmasın, evlat kaybetmiş hangi anneyi görsem, gene içim yanıyor. Artık istiyorum ki anneler çocuklarını, gönül rahatlığıyla askere göndersinler. Artık anneler ağlamasın, ben yeterince ağladım, onlar adına da ağladım ama artık kimse ağlamasın' dedi. 'Bu sürecin sonunda barış olur mu sizce-' sorusuna Eronat, 'Bence olur. Ama BDP'nin sürece katkı sunması lazım. Birinci amaç PKK'nın sınır dışına çıkartılması. Ülke sınırları içinde bulunan örgüt mensuplarından teröre bulaşmamış olanların, ailelerinin yanına döneceğini düşünüyorum' yanıtını verdi. Herkesin bir şekilde terörden zarar gördüğünü belirten Eronat, İnsan Haklarını İnceleme bünyesindeki terör alt komisyonunda dinledikleri herkesin, 'neye mal olursa olsun bu işi bitirin' dediklerini anlattı. Eronat, 'Oğlunu dağda kaybetmiş baba da evladını askerde kaybetmiş baba da söylüyor. Artık çetele tutmayalım. Biz kaybedeceğimizi kaybettik, başkaları kaybetmesin.Sorumluluk, dinimiz, merhamet ve insanlık da bunu gerektiriyor. Aynı dine mensup insanlarız, aynı Allah'a ibadet ediyoruz, aynı camide namaz kılıyoruz. Sorunlar konuşularak çok rahat çözülebilir' diye konuştu. Bingöl'ün Genç İlçesi Yolaçtı Köyü kırsalında çatışmada şehit olan 21yaşındaki Jandarma Komando Er Sinan Şen'in annesi Maviş Şen, İmralı ile yapılan görüşmeler hakkında "Annelerin kalbi birdir. İçimde çok öfke de var. Bizimkiler artık geri gelmeyeceğine göre artık bir çözüm bulsunlar" dedi. "Tabii ki kanın bitmesini isteriz" diyen anne Maviş Şen'e göre sorunun çözümü için görüşme sürecine girilmesi konusunda geç bile kalındı. "Geride kalanların hepsi bizim yavrularımız. Görüşmekte, sorunu çözmekte geç kalındı. Hiçbir anne bunun aksini söyleyemez" diye konuştuBaba Recai Şen'de "Keşke daha önce görüşseydiler. Niye bu kadar bekletildi? Öcalan ile görüşsünler kanı mutlaka durdursunlar. Biz Sinan'ı kaybettik, başka Sinanlar ölmesin" diyor...Hangi dairede olursa olsun sulh-u umumîyi temin etmeye çalışmak ve barış içinde beraberce yaşanabileceğini ortaya koymak lazımdır." diyen Hocaefendi, Alevî Sünnî, Kürt Türk, Laz Çerkez şeklinde bölünüp parçalanmak istenen insanımız arasında sulhü temin etmek için elden gelen her şeyin yapılması, gerekirse kan kusulması ama 'kızılcık şerbeti içmiştim' denilmesi gerektiğini ifade etti.Gülen, "Milli onur, milli gurur ayaklar altına alınmama kaydıyla, o mefkureye saygı devam ettiği müddetçe -bence- el de öpülebilir, etek de öpülebilir. Heyet-i İslamiye, heyet-i milliye arasında huzurun temini adına katlanılabilecek her şeye katlanmak lazım. Hayır sulhtadır, sulh her zaman hayırlıdır." tespitinde bulundu.Gülen Hocaefendi, Hudeybiye Anlaşması'nı hatırlattı, bu tarihi musalahayı siyer felsefesi açısından değerlendirdi, günümüze bakan yanlarını ve ondan alınması gereken ibretleri dile getirdi.Fethullah Gülen Hocaefendi sözlerine şöyle devam etti: "Bize ters gelen bazı şeyler olabilir; 'Keşke şu görüşme olmasa.. şu anlaşma olmasa.. şu uzlaşma olmasa.. biz Türk milleti.. şöyle onurumuz var, böyle gururumuz var; boyun eğmesek.. bazı şeylere evet demesek' denilebilir. Muhtemel o türlü şeylerle bazı problemler çözülecekse, işte o Hudeybiye Sulhu mülahazasıyla, Hudeybiye Sulhu'ndaki mantık ve muhakemeyle, yapılması gereken şey neyse onu yapmak lazım.Güzergâh emniyetini tehlikeye atmamak lazım. Ülkenin parçalanmasına meydan vermemek lazım. Devletimizin bir devlet-i aliyye olması istikametinde yoluna devam etmesini sağlamak lazım. Devletler muvazenesinde muvazene unsuru olmasını sağlamak lazım. Bu kadar vâridâtı, getirisi olan bir şey karşısında bazen kafamıza uymayan şeylere de katlanabiliriz." diyerek tarihi mesajını verdi. Ama birileri halen bu ülke de kan dökülmesini, gözyaşlarının devam etmesini istiyor.












