İMKB’de görev değişikliği olana kadar geçen 24 ayda bazı konuları gündeme getirmiş, "yanlış olduğunu düşündüğüm uygulamaları” kamuoyu ile paylaşmış ve özellikle "kör havuz” sistemine çok ağır eleştiriler getirmiştim...
Konuya eğilen sadece ben değildim. Türk Sermaye Piyasasını oluşturan bütün "dinamikler” görüşlerini paylaşırken özellikle kamuoyu da "yapılan yanlışlar” ile ilgili çok sert tepkiler verdi...
Sevgili dostlar, 2011 Aralık sonu itibariyle Başkan Hüseyin Erkan ve ekibi görevden alındı ve "taze başlangıç” umuduna kapıldığımız yeni bir yönetim göreve geldi. Zaman geçmesi ve adımlar atılmasını bekleyen herkes gibi ben de sustum ve "tık” demeden bekledim...
Bu sabah itibariyle "ekonomik bir dev olma yolunda giden Türkiye’de sermaye piyasalarının buna daha çok katkı yapması” amacıyla sessizliğimi bozmak ve bazı noktaların altını çizmek istiyorum...
Bu noktada soralım; neydi özellikle son iki yıl içinde eleştirdiklerimiz, neler yapıldı ve hala yapılmakta?
O dönemde "paylaştıklarımı” aynen aktarmak ve bugün "durum nasıl” notumu da eklemek istiyorum;
1- Dünya elektronikleşmeye giderken, İMKB son yıllarda aldığı 100’ün üstünde yeni personelle 500 kişiye yaklaşmış durumda. Bir uzmanın ortalama maaşının 5000-8000 TL arasında olduğunu, bir bölüm müdürünün milletvekilinden fazla maaş aldığını düşünürseniz, sırtımızdaki yükü daha iyi anlarsınız. Bugün maalesef değişen bir şey yok! Çok ağır bir "personel yükü” ve büyüklüğünün yanında "marjinal faydası çok düşük” bir yapı var!
2- Dünya borsalarında memur diye bir kavram yokken, İMKB’deki personelin yansından fazlası memur. Bu gerçeği de hala değiştiremedik! Dünya borsaları sadece "elektronik işlem platformlarından” oluşma yolunda evrim geçiriyor, biz "memur saltanatında” Osmanlı’yı aratmıyoruz.
3- İMKB’nin en önemli gelir kaynağı; devlet borçlanma senetleri trade’i üzerinden alınan komisyon. Bu işlemin İMKB’de yapılması ve maliyetin artırılarak komisyon ödenmesi kadar anlamsız bir durum olamaz. Boşuna maliyet artıyor, konunun İMKB ile alakası yok! YOK ama borçlanma yükünü artıran bu duruma el atan da YOK!
4- Binanın işletme maliyeti korkunç boyutlara ulaşmış durumda.
İMKB gibi bir borsanın dünya genelinde büyüklüğü bir oda-server’lar ve 30 kişiyi geçmezken, binaya giren broker’larla birlikte 500-1000 arası kişinin çalıştığı bir yer! Dünya genelinde hiçbir borsa binasında böyle bir "giriş-çıkış” masraf döngüsü yok! Bugün durum aynen devam ediyor ve "transformasyona” dönük adım haberi henüz gelmedi!
5- Piyasa derinliğimiz "ekonomik genleşmemizin” yanından bile geçmiyor. ABD ve hatta "krizler bölgesi” AB’de "piyasa büyüklükleri” zaman zaman "milli gelirin 1,7 katına ulaşırken”, bizde piyasa toplam değeri hala milli gelirin % 50’si seviyesinde. Türk Halkının piyasayı anlaması ve katılması için atılan adım yok!
6- "Halka Arz” seferberlikleri "yüksek fiyattan şirket satma” şeklinde algılanırken, piyasa enstrümanlarını geliştirmek ve halkın varlıklarını ikna ederek çekmek için toplu bir "zihniyet devrimi” hala bize çok uzak! Böyle bir denklem içinde bankalarda kuzu kuzu yatan yüz milyarlarca doların kaymağını neredeyse bedavaya bankalar yiyor!
7- "Kör Havuz” sistemi halen devam ediyor ve her geçen gün piyasayı bitiriyor! Uygulandığı ülkelerde "piyasayı geri dönüşsüz” tahrip ettiği bilimsel olarak kanıtlandı!
Sevgili dostlar, Türkiye’nin 2007-2011 arasında Amerika ve Avrupa gibi krize girmediğini de dikkate alırsak; İMKB’nin daha doğrusu Türk sermaye piyasasının çok hızlı büyümesi gerekirdi. Ama olmadı! Olamadı! Şimdi oturup birlikte düşünelim; neden yapamadık? Ve bundan sonra nasıl yapacağız?
Sonuç: Türkiye makro ekonomik hamleler ve ekonomik dinamiklerindeki sıçramalar ile adeta devleşirken "Sermaye Piyasaları” bu tempoya ayak uyduramadığı gibi ülke "bu enstrümanları kullanamadığı için” fazlasını yapacağı yerde yapamıyor! Halkın birikimleri, altınları, varlıkları "enstrümanlara çevrilemeden” boş yatarken Türkiye çok daha büyük bir "atılımı” ıskalıyor!
Son söz: Atılacak adım çok! Sadece İMKB ve SPK’nın gayretiyle de olacak işler değil! Gerekirse "Para-Değerli Metal ve Sermaye Piyasaları Bakanlığı” kurularak Türkiye’nin atabileceği adımlar süratle hayata geçirilmeli... Birkaç örnek vereyim; 1- Kamu Bankalarının % 51’i elimizde kalacak şekilde kalan bütün paylarını halka paylaşalım, 2- TPAO’ya yeni imtiyazlar tanımlayarak ortaya çıkan yapının % 49’unu halka satalım, 3- Aselsan, Havelsan, MKE, Roketsan gibi şirketleri Savunma Endüstri Holding çatısı altında toplayıp % 49’unu arz edelim... Bunlar en kolay adımlar... Önümüzde bunlar gibi birçok seçenek var!
ÖNEMLİ İDDİA: Türkiye uzanıp alabileceği en az 100 milyar dolara uzanıp almıyor! Lütfen silkinelim ve devleşen ekonomimizi "EN” noktasına taşımak adına gözümüzün önünde duran imkanları hayata geçirelim...
Konuya eğilen sadece ben değildim. Türk Sermaye Piyasasını oluşturan bütün "dinamikler” görüşlerini paylaşırken özellikle kamuoyu da "yapılan yanlışlar” ile ilgili çok sert tepkiler verdi...
Sevgili dostlar, 2011 Aralık sonu itibariyle Başkan Hüseyin Erkan ve ekibi görevden alındı ve "taze başlangıç” umuduna kapıldığımız yeni bir yönetim göreve geldi. Zaman geçmesi ve adımlar atılmasını bekleyen herkes gibi ben de sustum ve "tık” demeden bekledim...
Bu sabah itibariyle "ekonomik bir dev olma yolunda giden Türkiye’de sermaye piyasalarının buna daha çok katkı yapması” amacıyla sessizliğimi bozmak ve bazı noktaların altını çizmek istiyorum...
Bu noktada soralım; neydi özellikle son iki yıl içinde eleştirdiklerimiz, neler yapıldı ve hala yapılmakta?
O dönemde "paylaştıklarımı” aynen aktarmak ve bugün "durum nasıl” notumu da eklemek istiyorum;
1- Dünya elektronikleşmeye giderken, İMKB son yıllarda aldığı 100’ün üstünde yeni personelle 500 kişiye yaklaşmış durumda. Bir uzmanın ortalama maaşının 5000-8000 TL arasında olduğunu, bir bölüm müdürünün milletvekilinden fazla maaş aldığını düşünürseniz, sırtımızdaki yükü daha iyi anlarsınız. Bugün maalesef değişen bir şey yok! Çok ağır bir "personel yükü” ve büyüklüğünün yanında "marjinal faydası çok düşük” bir yapı var!
2- Dünya borsalarında memur diye bir kavram yokken, İMKB’deki personelin yansından fazlası memur. Bu gerçeği de hala değiştiremedik! Dünya borsaları sadece "elektronik işlem platformlarından” oluşma yolunda evrim geçiriyor, biz "memur saltanatında” Osmanlı’yı aratmıyoruz.
3- İMKB’nin en önemli gelir kaynağı; devlet borçlanma senetleri trade’i üzerinden alınan komisyon. Bu işlemin İMKB’de yapılması ve maliyetin artırılarak komisyon ödenmesi kadar anlamsız bir durum olamaz. Boşuna maliyet artıyor, konunun İMKB ile alakası yok! YOK ama borçlanma yükünü artıran bu duruma el atan da YOK!
4- Binanın işletme maliyeti korkunç boyutlara ulaşmış durumda.
İMKB gibi bir borsanın dünya genelinde büyüklüğü bir oda-server’lar ve 30 kişiyi geçmezken, binaya giren broker’larla birlikte 500-1000 arası kişinin çalıştığı bir yer! Dünya genelinde hiçbir borsa binasında böyle bir "giriş-çıkış” masraf döngüsü yok! Bugün durum aynen devam ediyor ve "transformasyona” dönük adım haberi henüz gelmedi!
5- Piyasa derinliğimiz "ekonomik genleşmemizin” yanından bile geçmiyor. ABD ve hatta "krizler bölgesi” AB’de "piyasa büyüklükleri” zaman zaman "milli gelirin 1,7 katına ulaşırken”, bizde piyasa toplam değeri hala milli gelirin % 50’si seviyesinde. Türk Halkının piyasayı anlaması ve katılması için atılan adım yok!
6- "Halka Arz” seferberlikleri "yüksek fiyattan şirket satma” şeklinde algılanırken, piyasa enstrümanlarını geliştirmek ve halkın varlıklarını ikna ederek çekmek için toplu bir "zihniyet devrimi” hala bize çok uzak! Böyle bir denklem içinde bankalarda kuzu kuzu yatan yüz milyarlarca doların kaymağını neredeyse bedavaya bankalar yiyor!
7- "Kör Havuz” sistemi halen devam ediyor ve her geçen gün piyasayı bitiriyor! Uygulandığı ülkelerde "piyasayı geri dönüşsüz” tahrip ettiği bilimsel olarak kanıtlandı!
Sevgili dostlar, Türkiye’nin 2007-2011 arasında Amerika ve Avrupa gibi krize girmediğini de dikkate alırsak; İMKB’nin daha doğrusu Türk sermaye piyasasının çok hızlı büyümesi gerekirdi. Ama olmadı! Olamadı! Şimdi oturup birlikte düşünelim; neden yapamadık? Ve bundan sonra nasıl yapacağız?
Sonuç: Türkiye makro ekonomik hamleler ve ekonomik dinamiklerindeki sıçramalar ile adeta devleşirken "Sermaye Piyasaları” bu tempoya ayak uyduramadığı gibi ülke "bu enstrümanları kullanamadığı için” fazlasını yapacağı yerde yapamıyor! Halkın birikimleri, altınları, varlıkları "enstrümanlara çevrilemeden” boş yatarken Türkiye çok daha büyük bir "atılımı” ıskalıyor!
Son söz: Atılacak adım çok! Sadece İMKB ve SPK’nın gayretiyle de olacak işler değil! Gerekirse "Para-Değerli Metal ve Sermaye Piyasaları Bakanlığı” kurularak Türkiye’nin atabileceği adımlar süratle hayata geçirilmeli... Birkaç örnek vereyim; 1- Kamu Bankalarının % 51’i elimizde kalacak şekilde kalan bütün paylarını halka paylaşalım, 2- TPAO’ya yeni imtiyazlar tanımlayarak ortaya çıkan yapının % 49’unu halka satalım, 3- Aselsan, Havelsan, MKE, Roketsan gibi şirketleri Savunma Endüstri Holding çatısı altında toplayıp % 49’unu arz edelim... Bunlar en kolay adımlar... Önümüzde bunlar gibi birçok seçenek var!
ÖNEMLİ İDDİA: Türkiye uzanıp alabileceği en az 100 milyar dolara uzanıp almıyor! Lütfen silkinelim ve devleşen ekonomimizi "EN” noktasına taşımak adına gözümüzün önünde duran imkanları hayata geçirelim...













