Prof. Dr. Sedat LAÇİNER
Fransa 17 Kasım’da Suriye’nin yeni büyükelçisi olarak Suriye muhalefetinden bir ismi tanıdı. Biliyorsunuz Fransa Beşar Esad Rejimi’nin Paris’teki büyükelçisini Mayıs ayında kovmuştu. Doğrusunu isterseniz bu karar hem oldukça cesur bir karardı, hem de diğer Batılı ülkeleri aynı yönde cesaretlendirebilecek bir karardı. ABD ve AB’nin hala bekle gör siyaseti izlediği bir dönemde Fransa’nın hızlı adımları dikkat çekici.
Fransa’nın diğer Batılı ülkelerden bir adım önde olma gayreti açık. Fransızlar eninde sonunda yapacakları bir işi ilk yaparak gelecek için yatırım yapıyorlar. Paris’in bu kararının yeni koalisyonun henüz hükümetini bile oluşturmadan geldiğini düşünecek olursak, kararın hızı kendiliğinden anlaşılabilir.
Gelelim yeni büyükelçiye, Makhous 4 doktora derecesine sahip, eğitimli bir Suriyeli. Kendisi Alevi Suriyeli, yani Beşar Esad’ın mezhebinden. Fransa’nın bu adımı elbette en çok Suriye’yi kızdırdı. Suriye atamayı geçersiz sayarken "madem Fransa tanımıştır, o zaman o büyükelçi Suriye’nin değil, Fransa’nın büyükelçisidir” dedi. Elbette Rusya ve Çin de bu radikal adımı hoş karşılamayan ülkeler arasındadır.
FRANSA SİLAHLANDIRMA DİYOR
Suriye muhalefetinin önemli bir sorunu güçlü bir tanınma. Ama asıl sorun silahlanma. Muhaliflerin elinde sınırlı sayıda ve yetersiz güçte silahlar var. Sanki Batı savaş bitsin diye değil de, savaş devam etsin diye yardımda bulunuyor gibi. Batı destek olmayınca bölge devletlerinin gücü de çatışmaları durdurmaya yetmiyor.
İşte bu noktada Fransa Suriyeli muhaliflerin silahlandırılması gerektiğini açıkça savunan bir ülke. Devlet başkanı Holanda Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabious’un AB ülkelerini Suriye’ye dönük silah ambargosunu muhalifler için kaldırmaları doğrultusunda ikna etmeye çalıştığını açıkladı.
Gerçi Fransız Bakan daha çok savunma silahlarından bahsediyor, ama savunma dediğiniz nedir? Savunmanın içine hemen her silah girer ve bunu Fransızlar da bal gibi biliyorlar. AB ise bu yasağı Mayıs 2012’de koymuştu. AB’nin silah ambargosu sürdüğü sürece değil AB’nin diğer ülkeleri Fransa da silah yardımında bulunamaz.
Meselenin bir diğer sorunlu yanı ise ortada Birleşmiş Milletler Güvenli Konseyi (BMGK) kararı olmaksızın bir ülkede taraflardan birini silahlandırmanın doğuracağı hukuki ve siyasi sorunlar olacaktır. Özellikle Rusya böyle bir silahlandırmayı düşmanca ve hukuksuzca olarak tanımlayacaktır.
Fransa’nın silahlanma konusundaki pozisyonuna Batı’da en yakın ülke İngiltere. İngilizler silahlanmaya evet diyorlar. Ancak silahlanmada en kritik ülke ise ABD: Amerikalılar silahlanmaya evet derse hem maddi sorunlar daha kolay çözülür, hem de sorunun siyasi engelleri daha kolay aşılır. Amerikalılar ise en çok ağır silahların Suriyeli muhalifler elinden silahlı dinci grupların eline geçmesinden endişe ediyor. Daha doğrusu İsrail’in güvenliğinin bu silahlar yoluyla tehdit edilmesinden korkuyor.
Özetleyecek olursak Fransızlar eski sömürgelerinde daha aktif olmaya karar verdiler. Suriyelinin ise beklemeye tahammülü kalmadı. Eğer muhaliflere silah desteği biraz daha gecikirse muhaliflerin yerini silahlı başka unsurların doldurması ihtimali de her geçen gün yükseliyor.
















